Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gizli bayram

Mümtaz SOYSAL

Bayram yazılarının genellikle iyimser ve barıştırıcı olması gerekir.

Gerçek ölçülemeyecek kadar kötü, barış erişilemeyecek kadar uzak olsa da.

Bu bayramın havasında, düşündüren ve endişe veren bir şey var. Herkes alışılmış anlamda Şeker Bayramı'nı kutlarken, sanki birileri gizliden gizliye başka bir bayramı kutlar gibi.

‘‘Neyin bayramı?'' diye soracak olursanız, verilebilecek en kısa yanıt, ‘‘28 Şubat'ı yenmiş olmanın bayramı!''dır. Birçok neden biraraya gelince, Ecevit hükümetinin kuruluş süreci biraz o havaya bürünmedi mi?

Neredeyse 27 Mayıs sonrasının ilk seçiminde Demokrat Parti'nin Adalet Partisi olarak büyük oy oranıyla geri gelişini, yahut 1965'te Demirel'in tek başına iktidar oluşunu andıran bir hava. Hatta, çok partili siyasal yaşamın başlangıç tarihi sayılan 14 Mayıs 1950 seçimlerinde Bayar-Menderes ikilisinin İsmet İnönü'yü hezimete uğratışlarına benzeyen.

‘‘Demokrasinin zaferi'' diye kutlanan o olayların bayramları hep biraz ‘‘karşı-devrim'' kokusu taşımıştır. Cumhuriyetin laik ve devrimci niteliğine karşı açıkça ifade edilemeyen bir karşı-devrimin kokusu.

Şimdiki ‘‘gizli bayram''ı kimlerin kutladığına gelince, herhalde ‘‘En başta Bayan Çiller'' demek gerek. Onun zaferi, görünürde ‘‘merkez sağ''ın öbür lideri durumundaki Mesut Yılmaz'a karşı bir zafermiş gibi gözükse de, böyle bir kutlama sevincinin özünde 28 Şubat'ın hıncı yatmaktadır; çünkü, bilinir ki 28 Şubat, yalnız RP'ye karşı değil, bir bakıma, o partiyle işbirliği yapmakla kalmayıp başka şaibeler altına da girmiş bir DYP liderine çekilen ihtarın tarihidir.

Şöyle ya da böyle, Bayan Çiller'in müthiş oyunuyla kurulmuş bir hükümet, onun gözünde, siyaset sahnesine parlak bir geri döşünüşün simgesi olmuştur.

Tuhaf olan, işin içine bir de 18 Nisan konusunun karışmış olması.

Olaylar öyle gelişti ki, sanki 28 Şubat'la bütünleştirilen bir ‘‘derin devlet'' seçim yaptırmak istemiyor da, başını Bayan Çiller'in çektiği ve Sayın Cindoruk dışındaki bütün parti liderlerinin katıldığı bir ‘‘demokratlar ordusu'' sayesinde Türkiye seçime gidebiliyor.

Bayan Çiller'in, günü gelince, bu kahramanlığın aslan payını alma iddiasıyla ortaya çıkacağı kesindir: Demirel'in planlarını boşa çıkaran, ‘‘cihet-i askeriye''nin rüzgârına orsa giden, ülkeyi ‘‘esenlikle 18 Nisan'a taşıyacak'' bir Ecevit hükümetini kurduran hep odur!

Kampanya nutuklarını şimdiden duyar gibi olmuyor musunuz?

İlk bakışta, Ecevit ve yanındakilerin, şimdilik, hükümet olma bayramını yaşamakla yetindiğini, Yılmaz ve çevresinin son aylardaki badireden en az zararla çıkmış olmayı kutlamakta olduğunu sanabilirsiniz. Asıl gizli bayramın ne olduğu sona doğru anlaşılacak. Seçim haftaları geldiğinde hepsi birden Bayan Çiller'in şarkısını çok daha gür sesle söylemeye, ‘‘28 Şubat'ın hıncını biz çıkardık, dayatmalara biz kafa tuttuk, demokrasiyi biz kurtardık!'' demeye başlayacaklar.

Buna benzer şarkılar daha önceleri çok duyulduğu için, şimdiki sazların akort seslerinden bile şarkının ne olacağını kestirmek çok kolaydır.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI