"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Gizem Damla Tuğtekin’in ve onun hayat verdiği insanların öyküsü

Bilmem hiç fark ettiniz mi, hiç başınızı kaldırıp da baktınız mı? Kadıköy yakasında, Erenköy’de bir alt geçit vardır.

Belki her gün sabah akşam o geçidi kullanıyorsunuz evinize gidip gelirken. Peki o geniş taş duvarın üzerindeki adı okudunuz mu? Hiç merak ettiniz mi, neden bu geçide Gizem Damla Tuğtekin adı verilmiş diye? Bu tüyler ürperten olayı bilenler bile unutmuş olabilirler. Henüz yaşamının baharında, gencecik bir kızın, Özel Anakent Lisesi 2. sınıf öğrencisi dünya güzeli Gizem’in 1999 yılının mart ayında, hiç beklenmedik ölümüyle başlayan inanılmaz öyküsünü anlatacağım size. Bunu, ne yıllardır, Gizem’i kalplerine gömüp, evlerini onun resimleri ve ruhuyla bir mabede dönüştürmüş olan ailesinin acılarını tazelemek, ne de siz okurlarımı gözyaşlarına boğmak amacıyla yazmıyorum elbette. Aradan yıllar geçmiş bile olsa, herkese ibret olacak bir cesaret göstermiş olan o ailenin organ bağışı konusundaki /images/100/0x0/55ea4b12f018fbb8f8767c63inanılmaz özverisini anlatmak istiyorum. Ve tabii, sevgili Gizem’in gerçekten gizem dolu organ nakillerinden birini... Hayat o kadar gizemlerle dolu ki, kimin başına ne gelebilir, yaşam bize ne gibi oyunlar oynar, hiç bilemiyoruz. Bu nedenle, hiçbir zaman kendimizi kayırılmış, kollanmış hissetmemeliyiz. Dünyada yaşanabilecek en büyük acı, evlat acısı. İşte bu acıyı bile yüreklerine gömebilen, başka Gizemler ölmesin diyebilen, gerçekten yürekli insanların öyküsü bu aynı zamanda. Ve aynı zamanda beklenmedik bir ölümün ardından, umutla yeniden yaşama dönen insanların da öyküsü.

Gerçek bir patchwok (yamalı bohça) ustasıydı Elizabeth. Eserleri her yerde sergileniyor, büyük beğeni kazanıyordu. Eşi, Fransız asıllı Türk vatandaşı Mirko ile uzun yıllardır mutlu bir evliliği vardı. Tek mutsuzlukları, bir süreden beri Mirko’nun kronik böbrek hastası olması ve yaşamını diyaliz aletine bağımlı olarak sürdürmek zorunda oluşuydu.

Sonra bir gün, bir mucize oldu. Hiç beklemedikleri bir anda, hastaneden kendilerine uygun bir böbrek bulunduğu haberi geldi. Apar topar ameliyata alınan eşinin o uzun ameliyattan başarıyla çıkması için dua ederek beklerken, garip bir şekilde uykuya dalmıştı Elizabeth.

Rüyasında, uzun saçları omuzlarından aşağıya dökülen, beyazlar giymiş çok güzel bir genç kız, elinde tuttuğu bir bezi gülümseyerek kendisine uzatmaktaydı. Bu bezin üzerinde, yıldızlar ve parlak renklerle işlenmiş ilginç bir motif vardı. Elizabeth’in yıllar önce başladığı ama bir türlü tamamlayamayıp rafa kaldırdığı bir çalışmasına çok benziyordu bu motif. Silkinerek uyandığında, sevinçle eşinin kurtulduğu haberini aldı. Bu garip rüyanın etkisindeydi hálá. O zaman merak etti, eşine nakledilen böbreğin kimden alındığını sordu.

16 yaşında aniden gelen bir baş ağrısıyla, bir beyin anevrizması nedeniyle hayata gözlerini yuman, gencecik bir kızdı böbreğin sahibi. Aile, beyin ölümü gerçekleşen kızları için inanılmaz bir cesaret isteyen kararı almış, organ naklini kabul etmişti.

Elizabeth’in eşiyle birlikte üç kişiye hayat veren bu genç kızın adı Gizem Damla Tuğtekin idi. O anda, eşine yeniden yaşam umudu taşıyan genç kızın aynı gün yapılacak cenazesine katılmaya karar verdi. Hem onu, hem de ailesini yakından tanımak istiyordu. Cenazeye gittiğinde, yakasına takılan resimde ve tabutun üzerinde bulunan resimdeki genç kızı görünce, donup kaldı. Bu genç kız, o gece eşi ameliyattayken rüyasında gördüğü genç kızdı.

Üstelik daha sonra tanışıp, dost olduğu ve hálá da görüştüğü aileden aldığı bilgilere göre Gizem, kısa yaşamı boyunca sanatla ve müzikle haşır neşir, müthiş yetenekli, resim yapan, el becerisi olan, olağanüstü bir genç kızdı.

Bu akıl almaz olaydan çok fazla etkilenen Elizabeth, tozlu raflara kaldırdığı, yarım bıraktığı çalışmasını yeniden ele almaya karar verdi. "Gizem" adını verdiği bu güzel çalışmayı tamamlarken, genç kızın ruhunun yeryüzünden öte aleme geçişini sembolize eden motiflerin dışında, Müslümanlık ve Hıristiyanlığın ortak simgelerini de bir araya getirerek, bir anlamda dinler arası kardeşliği de ifade etmek istedi.

Çalışmasını büyük bir titizlikle ve büyük bir sevgiyle uzunca bir sürede tamamlayabilmişti ancak. Ve yine beklenmedik bir şey oldu: Panoyu tamamladığı, iğnesini ipliğini bir kenara bıraktığı gün, annesinin ölüm haberini aldı Elizabeth. Artık, eşine hayat veren kızın anısına "Gizem" adını verdiği bu eşsiz eserinde, ölümün ve yaşamın sırlarının da saklı olduğuna inanıyordu. Elizabeth, bu eserinde Gizem’in ruhunun temizliğini ve saflığını simgelerken, her iki dinin kabul ettiği 10 emir ve cennete ulaşmak için kat edilecek evreleri ifade etmek istemiş. Dinlerin aslında, insanları bütünleştirmek amacı taşıdığını da anlatmış.

Gizem Damla Tuğtekin, kısacık yaşamında, ardında çok büyük bir sevgi seli bıraktı. O belki sadece 16 yıl yaşadı bu alemde ama çevresine verdiklerine ve yaşamının anlamına bakınca, muhteşem bir 16 yıldı bu.

İki böbreği ve karaciğeri artık yaşam umudu kalmamış insanlara ömür kattı. Kalbi de nakledilecekti ama doktorlar ritim bozukluğu saptanan kalbinin nakledilmesini uygun görmediler. Annesi İlten Hanım "Yalnızca gözlerini vermeye kıyamadım" demişti. "Organları hiç değilse başka genç insanları kurtarsın istedik."

Bu örnek aile, çocuklarının organlarını bağışlamakla da yetinmediler. Lösemili Çocuklar Vakfı’na da 1999 senesinde 3 milyar liralık bir bağışta bulundular. Bu yüzden vakıftaki odalardan birine Gizem’in adı verildi.

Bu konudaki en güzel sözü belki de şu anda Gizem’in organlarından birini taşıyan 21 yaşındaki genç kız dile getirmiş: "Bu sanki doğanın acı bir kanunu. Birilerinin acıları üzerine mutluluk kurmak, insana çok zor geliyor. Birinin ölümü üzerinden yaşama bağlanmak... Bu da yaşamın bir cilvesi işte!"

İşte Erenköy’deki belki de sık sık altından geçtiğimiz Gizem Damla Tuğtekin geçidinin öyküsü. Kimbilir bu ülkede bunun gibi ne gizemli öyküler var!
X