« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Gittikçe Fatih’e benziyorum Ben de haz düşkünüyüm

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME

Fatih Sultan Mehmet'in romanını yazan ünlü yazar Nedim Gürsel yavaş yavaş ona benzediğini söylüyor. Gürsel ona benzetilme hikayesini Hürriyet'e anlattı.

Fatih Sultan Mehmet'in hayatını yazdıktan sonra mı ona benzerliğinizi farkettniz, yoksa bu benzerlik mi sizi onu yazmaya itti?

Boğazkesen‘in fransızcası yayımlandığında Antenne 2’de kitapları tanıtan Monique Atlan'dan bir öneri almıştım. Programa katılacak, ama hiç konuşmayacaktım. Kamera kitabın kapağındaki Fatih‘in portresiyle beni profilden görüntüleyecek, sonra Monique Atlan çok beğendiği romanı tanıtacaktı. Öneriyi, biraz tuhaf bulmakla birlikte kabul ettim. Program yayımlandığında Fransa‘nın her yanından telefon eden Türk ve yabancı dostlarım kitabın kapağında yer alan, Constanzo da Ferrara‘nin yaptığı ve bugün Topkapı Sarayı‘nda sergilenen Fatih'in portresiyle benim televizyondaki görüntümün şaşılacak ölçüde benzeştiğini söylüyorlardı. Boğazkesen‘de Mehmet'in yüz çizgilerini betimlerken Gentile‘nin tablosundan çok Constanzo'nunkinden yararlandığımı sölemeliyim. Ama Resimli Dünya'da Gentile‘nin öyküsüyle birlikte National Gallery'deki portre öne çıktı. Her iki portrede de, profilden, kemer burunlu, sakallı Fatih'in yüz çizgilerine benzediğim çok söylendi. Ben de, giderek, bu gerçeği galiba benimsedim. Doğrusu o televizyon programından sonra ona benzediğimi ben de farkettim.

Yazarın kahramanıyla özdeşleşmesi ya da ona özenmesi diyebilir miyiz buna?

Aslında, fiziksel olarak Fatih'e benzememin gerçek nedeni, yıllardır onunla düşüp kalkmam da olabilir. Yazar, kahramanına benzer elbette, kendini hiç bir zaman onunla tam olarak özleştiremese de.

Fatih'i sadece görünümüyle değil kişiliğiyle de anlattınız. Peki kişilik olarak da özendiğiniz ya da benzediğiniz yanlarınız var mı?

Fatih'e benzemem çok doğal, çünkü onun yerine geçmeyi, haz ve bilgi düşkünü kişiliğini paylaşmayı hayal ettim hep. Bir de, sonunda dayanamayıp Resimli Dünya'da itiraf ettiğim şu gerçeğin altını çizmeliyim: 'O İstanbul‘a aşıktı. Tek tutkusu kenti almak olmuştu, üç denizin birleştiği yerde Bizans'in burcuna İslam'ın bayrağını dikmek. Ve hayatı boyunca surlara bayrak dikmişti, ülkeler fethedip kaleler alarak. Hazdan kıvrılan bedenlere de bayrak diker gibi mi saplamıştı şehvetli zekerini? Orada, bir kadının cinsel organı gibi yavaşça açılan Boğaz'ın kıyısında. Su, iki kıyının arasından akıp gittikçe yol açar arzuya, çıplak gövdeler ürperir.'

Bilmem yeterince anlatabildim mi Fatih'le aramdaki benzerliği?

Fatih'e benzemem çok doğal, çünkü onun yerine geçmeyi, haz ve bilgi düşkünü kişiliğini paylaşmayı hayal ettim hep.


Bunları da Beğenebilirsiniz