Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

GITIC'e koltuk değneği yok

Salih NEFTÇİ

Vatandaş ve iyi banka kavramı (3)

Evvelsi gün ajanslarda uluslararası bankaları az da olsa şoke eden bir haber geçti.

Yazı dizimiz için güzel bir örnek. ‘‘İyi banka'' ile ‘‘daha iyi banka'' arasındaki ayrımın doğru yapılması açısından bilgilendirici.

Olayın başından alalım.

GITIC'LER

Çin ekonomi yönetimini biz yetenekli buluruz. Örneğin bundan iki-üç ay önce, hiç beklenmedik bir anda Çin ekonomisinde önemli yeri olan GITIC adlı bir eyalet bankasını kapatıverdiler.

Yanlış politikalar izlemiş, bilançosu bozulmuş ‘‘zayıf'' bankalar, sağlamlara paçalarından asılıp onları da suyun altına çekmeden gerekli müdahale yapılmıştı.

Ama bu gibi tedbirlerin dikkatli alınması gerekiyor.

Çin yönetimi de GITIC kimlerden borç almışsa ‘‘gelin görüşelim'' dedi. Bankada parası takılanları bir toplantıya çağırdı. Çin devleti batan (eyalet) bankasının tüm borçlarını üstlenmek istemiyordu. Yoksa başka bankaların da sorumsuz davranmaları teşvik edilmiş olacaktı. (Mevduatı olan vatandaş, bu gibi durumlarda tehlikeli değil. O zaten parasını alıyor.)

Çinliler Batılılar'ın gayet iyi bildikleri bir ilkeden hareket ediyorlar ve;

‘‘Yanlış politakalar izleyenlerin, sorumsuz borçlananların da bir maliyet ödemesi gerekir'' diye düşünüyorlardı.

Unutmadan ekleyelim, söz konusu bankada parası takılanlar arasında yabancılar da önemli bir yer tutuyordu.

TOPLANTI

Toplantı birkaç gün önce yapıldı.

Yabancılara şoke edici haber de burada duyuruldu.

Kapatılan GITIC'in varlıkları, yükümlülüklerinin sadece yarısı kadardı.

Banka 100 borçlanmıştı. Ama elinde sadece 50 bulunuyordu.

Bu, uluslararası bankacıların hiç beklemediği bir açıktı. GITIC'in bütün varlıkları satılsa bile borçlarının sadece yarısı ödenebilecekti.

Çin devleti de bu ‘‘açığın'' tümünü kapatmayı reddediyordu.

Maliyetin bir kısmı da yabancıların omuzlarına binecekti.

İÇİ BOŞALMIŞ BANKA

Vatandaş ‘‘içi boşalmış banka'' sözlerini zaman zaman duyar.

Şimdi yukarıdaki örneği kullanıp bunun ne anlama geldiğine bakalım.

Bankanın ‘‘kendi parası'' yok. Gidiyor başka kaynaklardan borçlanıyor. Mevduat topluyor, yabancılardan para alıyor veya repo yapıyor.

İşte GITIC de bu gibi yollara başvurmuş.

Peki paraları birisi cebe indirip ortadan mı yok olmuş? Şart değil. Böyle adli vakalar olmuş olabilir. Ama bunlar bankaların içini boşaltmak için yeterli değildir.

Bir bankanın içi başka nedenlerden boşalır.

Örneğin, banka gider topladığı kaynakları bir şirkete kredi olarak verir. Ama ekonomi sallantıya girer (Asya krizinde olduğu gibi), şirket aldığı krediyi ödeyemez.

Bir yanda alınmış borç, öte yanda geri gelmeyen kredi.

Bilanço böyle bozulur.

Geri gelmeyen kredilerin arkasında da yanlış alınmış pozisyonlar ve yüksek reel faizler vardır.

(İktisada uzak olanlar bu noktada reel faizle nominal faizi birbirine karıştırabilirler. Oysa söz konusu durumlarda nominal faiz düşerken, reel faiz yükseliyor. Önemli olan da reel faiz.)

SONUÇ

‘‘İyi'' bankalar krediler konusunda dikkatlidirler. ‘‘Daha iyi'' bankalar ise hiç taviz vermezler. Ne yüksek faizle borçlanırlar, ne de tefeci faiziyle borç verirler.

Çünkü sonunda varlıkların ‘‘kalitesi'' bozulur. Bunu bilirler.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI