Hürriyet Cumartesi Haberleri

HÜRRİYET CUMARTESİ

    Gidiyor pistlerin efendisi...

    Caner Eler
    04 Ağustos 2017 - 15:01Son Güncelleme : 04 Ağustos 2017 - 15:02

    Dün başlayıp 13 Ağustos’a kadar sürecek olan Dünya Atletizm Şampiyonası, bütün zamanların en önemli atletlerinden Usain Bolt’un vedasına sahne olacak. Jamaikalı sprinter bu geceki 100 metre finalinde ‘solo’ kariyerine noktayı koyacak... Bu ayrılık sebebiyle Usain Bolt’un atletizm tarihinde ne anlama geldiğine dair bir yazı kaleme alalım dedik...

    2004 Atina açılış seremonisi öncesiydi. O dönemin son 200 metre olimpiyat şampiyonu Yunan atlet Konstantinos Kenteris içinde motosiklet kazası da olan polisiye bir öykü sonucunda doping yapan önemli isimler arasına girmişti. Aynı olimpiyatta 200 metre elemelerinde cılız genç bir Jamaikalı yarı finale dahi çıkamamıştı. ‘Dünya Gençler Şampiyonu’ydu ama 18 yaşındaydı ve çok toydu. Henüz kimse onun atletizmin kurtarıcısı olacağını bilmiyordu. Justin Gatlin ve Tyson Gay gibi şampiyon sprinterler üst üste dopingli çıkıyorlardı. Bilinen ama itiraf edilemeyen şekilde doping atletizmin iyice kanayan hatta pansumanı dahi olmayan yarası haline gelmişti. Kazanma hırsı ve baskısının yarattığı karanlık dehlizlerin hepsine henüz girilmemişti. Ama yüzeydeki lekeyi kazımak bile yeterince ürkütmüştü tüm dünyayı. Gençliğinden itibaren istikrarsızlığı ve sıkça adale sakatlığı yaşamasıyla bilinen Usain Bolt ise bu hayal kırıklığı sonrası önce 2004’te antrenörü Glen Mills ile çalışmaya başladı. Akabinde sakatlıklarına sebep olan omurga eğriliğini kontrol altına almak için patlayıcı gücünü ve kas kütlesini artırmak adına 100 metre koşmaya başladı.

    Gidiyor pistlerin efendisi...

    Rekorları

    - 100 m. 9.58 (2009 Dünya Atletizm Şampiyonası - Berlin)

    -  200 m. 19.19 (2009 Dünya Atletizm Şampiyonası - Berlin)

    -  4x100 m. Bayrak Yarışı 36.84 (2012 Londra Olimpiyat Oyunları)

    Owens ve Lewis gibi çığır açtı

    İşte bir sporun kaderi tam da o anda değişti. Normalde her şeyi çok ciddiye alan sert bakışlı, katı mizaçlı, dev kas kütleli, kısa boylu sprinterlerin geleneğini yerle bir etti Bolt. 2008 Beijing’den itibaren Jesse Owens ve Carl Lewis gibi çığır açtı. Bir çağ açıp kapattı ama hepsinden farklıydı etkisi. Önce uzun olduğu için sprint koşamazsın dedikleri, ardından start takozuna yerleşmeden önce dans edip gülümsemesiyle ciddiyeti bozuyor diye garipsedikleri bir adamdı. Ama tabuları yerle bir etti. Yerleşmiş kalıpları çiğnedi. Sadece hızlı değildi. Kişiliği ile fark yaratıyordu. Kimsenin onun hakkında ne düşündüğünü umursamadan eğlenmeye çalışıyordu.

    Usain Bolt bugüne kadar Dünya Şampiyonaları ve Olimpiyat Oyunları kariyerinde toplamda 16 dakika ve 8 saniye pistte kaldı. Bu süre içinde rakiplerini demoralize ederken dünyadaki diğer tüm insanları çok mutlu etti. Antrenmanlar onu bunaltsa da sıra yarışmaya geldiğinde hep kazanacağından emin oldu, bunu da eğlenerek ve eğlendirerek yaptı. Zaman zaman motivasyon sorunu yaşadı ama bunu da aştı. Menajeri Ricky Simms onu tanımlarken şöyle diyor: “Usain’in koştuğu saniyelerde kısa süre de olsa dünya sükûnete kavuşuyor. O ırk, din ve siyaset sınırlarını aşıyor. Dünyada herkesin sevdiği insan haline geliyor.”

    Pisti ‘Tek kişilik parti’ye çeviren adam...

    100 ve 200 metreyi tek kişilik bir partiye çevirdi yıllar içerisinde. Bunu Michael Jordan, Michael Phelps, Cristiano Ronaldo ve Serena Williams gibileri gibi hırslı ve rakiplerini mıhlayan bir bakışla ya da hırslı bir haykırışla yapmadı. Rakiplerini mental olarak gülümseyerek ve eğlenerek ‘Beni yenemezsiniz’ noktasına getirdi. Takoza yerleşmeden önceki dansıyla ve daha finiş çizgisini geçmeden göğsünü yumruklayıp kutlamalarda kimsenin imza ricasını geri çevirmemesi ve yetmeyip gece partilemesiyle yaptı. Takoza yerleştiğinde ve koşmaya başladığında ise hiç şans tanımadı. 2011 Daegu’da tek zayıf noktası olan çıkışta hata yapıp kendini yenmesi dışında 16 dakikada hiç geçilmedi.

    Başkalarının zayıflık olarak gördüğü şeyleri kendi gücü haline getirdi. O ve etkilediği dönemden Mo Farah gibi atletler Londra’dan sonra pistten emekli olduklarında atletizm dünyası hiç görülmemiş zor bir geçiş sürecine tanık olacak. Usain Bolt’un en önemli özelliklerinden biri de derecelerinin hiç birinin ‘doping’ suçlamalarıyla lekelenmemesiydi. Küçük bir Karayipler adası olan Jamaika’dan gelen bir adam atletizmin kurtarıcısı oldu ve gidiyor. Bıraktığı boşluk çok büyük olacak, mirasçısını ise zaman gösterecek.

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı