Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Giderek büyüyen kuşkular

Tufan TÜRENÇ

ECEVİT, sakin ama kararlı bir şekilde şöyle diyor:

''Başbakanlık, Başbakan Yardımcılığı yapmış, parti lideri olan bir insanın dolar transferi yaparak bir başka ülkede mal mülk edinmesi belki suç değil ama kabul edilebilecek şey de değil.''

Bülent Bey yerden göğe kadar haklı...

Bu acı gerçek, bozuk ve adaletsiz gelir dengelerinin pençesinde inim inim inleyen bir toplumun vicdanına sığdırılamaz.

Ülkesini yönetmeye talip olan bir politikacı, herkes için hak olan birçok şeyi yapma hakkına sahip değildir.

Devlet adamı olmanın birinci ve değişmez kuralı, tüm parasal tutkulardan arınmaktır.

Böyle bir özveriyle yola çıkması gereken bir insan, halkının ve ülkesinin çıkarlarını daima kendi çıkarlarının önünde tutmak zorundadır.

Bu çiğnenemeyecek kutsal bir görevdir.

Çiller ise bu görevi sürekli çiğnemiştir.

Bu yüzden de ülkesini seven insanlar onu affetmez, affedemez.

Onun için Tansu Hanım istediği kadar meydanlara çıkıp, toplama kalabalıklarla şov yapsın.

İnsanları bir kez daha kandırmaya çalışsın, bunların hiçbir yararı olamaz.

Toplum ve tarih, Çiller hakkında söyleyeceğini söylemiştir.

* * *

Çillerler bu kara tabloyu, RP' nin organı bir kanalda, RP ile flört eden bir gazetecinin karşısına geçerek aklayamaz.

Bu yöntem, olsa olsa bu karı-kocanın üzerine düşen kuşku gölgelerinin daha da büyümesine, koyulaşmasına neden olur.

Eğer hakkınızda toplum vicdanında kuşkular belirmişse, bunu ancak malınızın, mülkünüzün hesabını dürüstçe vererek giderebilirsiniz.

Hakkınızdaki yolsuzluk iddialarını örtbas ettirerek, soruşturmayı sonuna kadar engelleyerek değil...

İşin sonunda, eğer hesabınızı veremezseniz malınızın bir kısmını yitirmek, politik yaşamdan çekilmek zorunda da kalabilirsiniz.

Hatta daha kötü sonuçlarla karşılaşabilirsiniz.

Göründüğü kadarıyla Çillerler'in böyle bir riske girmeye niyetleri yok.

Onlar fazla sıkıştırılmadan, dostlar alışverişte görsün misali bir şov yaparak aklanma yollarını arıyorlar.

Ancak şunu iyi bilsinler ki, bu yolla aklanmıyorlar, kamu vicdanını daha beter yaralıyorlar.

* * *

Mart ayında Demirel ile Pakistan'a gitmiştik.

O sırada Pakistan'da seçimler yapılmış ve Benazir Butto büyük bir yenilgi almış, kocası tutuklanarak cezaevine konmuştu.

Haklarında çok ağır yolsuzluk suçlamaları vardı.

Seçimi yitiren ve başbakanlıktan uzaklaşan Butto, hem kendisini görevden alıp ülkeyi seçime götüren cumhurbaşkanına, hem de devlet kurumlarına ateş püskürüyordu.

Kendisine ve kocasına iftira edildiğini söylüyordu.

Ama Pakistan halkının büyük çoğunluğu, Butto ile kocasının suçlu olduğuna inanıyordu.

Pakistan'da nereye gitsek, kiminle konuşsak bize hep şunu söylediler:

''Biz, bizim enişteyi cezaevine attık ama siz hâlâ bir şey yapamadınız.''

Bu onur kırıcı cümle, geziye katılan herkesin canını sıkmıştı.

Ama hiçbirimiz Çillerler'i savunamamış, önümüze bakmakla yetinmiştik.

Tansu, Özer, Ahmet, Mehmet kim olursa olsun, hakkında yolsuzluk kuşkuları olan herkes, ama herkes hesap vermeli.

Bu yapılmazsa Türkiye düzlüğe çıkamaz.

Dünya üzerinde hakkı olan saygınlığa kavuşamaz.

Sorun Çillerler değil, Türkiye'nin her türlü pislikten arınmasıdır...

X