Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Giderek anlıyorlar...

<B>ŞU </B>Batı dünyasındaki dostlarımız (!?) olabilse de bir araya gelseler, <B>‘nasıl bir Türkiye’</B> görmek istiyorlarsa, oturup tartışsalar... Sonra bir karar verip, <B>‘Bakın... Biz düşündük taşındık, işte şöyle bir Türkiye olmanızı sizden istemeye karar verdik’</B> deseler de... Anlasak.

Külahımızı önümüze koyar belki de istedikleri gibi bir Türkiye olur, işi bitirirdik.

Hani mesele Kopenhag Kriterleri ile çözülse, sorun değildi... Onun dışındaki beklentilerinden söz ediyoruz.

Örneğin, uzun zaman ‘Neden hálá Kemalizm’e bağlısınız?’ diye sordular.

Anımsayacaksınız Avrupa Parlamentosu Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk, bir süre önce ‘Türkiye’nin Kemalizm’i artık geride bırakması gerektiğini’ ileri sürmüştü.

Almanya’dan Türkiye’ye gelip burada düzenlenen seminerlerde ‘Türkiye ulus devlet olmaktan artık vazgeçmelidir. Kemalizm ölmüştür’ diyenleri az mı gördük. Hatta ‘Nazizm, faşizm, komünizm gibi 20’nci asır ideolojileri nasıl öldüyse Kemalizm de 20’nci asır bitmeden ölecektir’ diye kehanette bulunan Wolfgang Koydl isimli gazeteci gibi aklı evveller orada burada az mı ahkám kestiler?

‘Türkiye’de ılımlı İslam demokrasisi olmalıdır, Kemalizm Türkiye’ye uygun değildir’ diyerek ülkemize elbise biçen (Maşallah başarısız da çıkmadılar) Graham Fuller gibi, Paul Henze gibi Amerikalıları unuttuk mu?

Gördüğünüz gibi Türkiye’nin Atatürk ilkeleri yolunda gitmesi (daha doğrusu ulus-devlet modeline sahip çıkmakta direnmesi) pek çok dostumuzu (!?) çok rahatsız ediyordu.

Şimdi bakıyoruz, rüzgár tersine esmeye başlamış:

ABD yönetimi adına Türkiye’yi azarlamaya kalkacak kadar haddini bilmezlik eden Robert Pollock isimli The Wall Street Journal yazarından, Türkiye’ye ikide bir ve üst perdeden akıl vermekle şöhretli Fransız gazetesi Le Figaro’ya ve hatta bizzat Joost Lagendijk’e kadar birçok ağız, ‘Aman ha... Kemalizm’e sahip çıkın, elinizden kaçmasın’ mesajları göndermeye başladılar.

Pollock, ‘Atatürk’ün mirasının büyük bölümünün kaybedilme riski altında olduğundan’ söz ediyor. Bunu kaybedersek ‘kolayca ikinci sınıf ülkelerin safında yer alabileceğimizi’ vurguluyor. Ve böyle bir ülkeye ancak ‘Avrupa’nın hasta adamı’ sıfatının yakışacağını ima ediyor.

Le Figaro, AKP iktidarının ‘laiklik felsefesinin aksi yönde hareket etmesinden’ kaygı duyuyor, ‘Köktendinciliğe sırt çevrileceğine iktidardaki çoğunluk buna yanaşıyor’ diyor.

Dediklerine itiraz etmiyoruz. Çünkü bu sütunda biz de hep o yöndeki kuşkularımızı ve gözlemlerimizi dile getirdik ve getiriyoruz.

Peki ama onlara ne oldu da şimdi birden Atatürk’ün mirasına önem vermeye yüz tuttular?

Yanıt vermek için henüz erken. Ama en azından ‘laikliği’ benimsememiş İslam ülkelerini görünce Atatürk’ü anlamaya başladılar.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI