Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Gezi Parkı'ndaki eylemciler konuştu

    Ceren TERZİAHMETOĞLU
    07.06.2013 - 07:12 | Son Güncelleme:

    Her şey Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilmesini engellemek için başladı… Protestolar tüm Türkiye’ye yayıldı. Başbakan Erdoğan onlar için “Bir avuç çapulcu” dedi. Çapulcu kelimesi protestoların en popüler öğelerinden biri haline geldi. Peki ama kimdi sokaktaki bu insanlar. Gezi Parkı’na gittik ve onlara sorduk. Siz kimsiniz? İşte cevabı….

    Ümit Büyüktürkoğlu  - Turizmci: Son üç gündür, işimden dolayı buraya gelemedim. Bugün burada olmaktan çok mutluyum. Herhangi bir gruba ya da partiye üye değilim. Ben halkım. Ölümüne çapulcuyum.

    Ateş Avus  - Sanat Galerisi Sahibi: Bu iş çözülene kadar burdayız. Başbakan “Durmak yok yola devam” diyor. Bizde “Yılmak yok, yola devam diyoruz”. Hem çapulcu, hem alkolik, hem de marjinalim.

    Mert Arslan – Sanat Galerisi Sahibi:  Bu çabulcu gençlik bunun hesabını fazlasıyla sorar.

    Kerem Sangar – Sanat yönetmeni: Bu baskıcı yönetimin sona ermesini istiyorum. Polisin yaptığı şiddeti esefle kınıyorum ve merak ediyorum geceleri rahat uyuyabiliyorlar mı? Bu kadar insanı yok sayıp, uzlaşmadan kaçmasına karşıyım. Anarşist değilim. Yapılan iyi ve kötü şeyleri görebiliyorum. Fakat şu son birkaç gündür yapılan kötü muamele malesef gerçek yüzlerini göstermelerine yetti. Ayrıca Atatürk’e karşı yürütülen nefret kampanyasına şiddetle karşıyım. Bugün bu ülkede Başbakan ve polisleri bu şiddeti uygulayabiliyorsa bilsinler ki onun sayesinde uygulayabiliyorlar.

    Kerim Güneyman – Gayrimenkul Danışmanı: Kesinlikle çapulcuyum. Dini sömürü ile başa geçen zihniyet 10 yıllık hizmet süresi boyunca en sonunda gerçek yüzünü gösteriyor.

    Joseph Palombo – Matbaacı: Bu bambaşka bir şey. Geçmişte insanların yerine koyacağı bir şey vardı. Bugün bunu durdurabilme şansları yok. Burada bir milyon insan var. Kimse burada bir şey yapamaz. Eğer Başbakan gerçekten devlet adamı ise sağduyu göstermesi lazım. İktidara yürüyen bir kitle yok.

    Aslı Altuğ – İdari Sorumlu: Başbakan biz çapulculardan özür dileyen kadar Gezi Parkı’nda direnmeye devam edeceğiz.
    Pelin Erdinç  ve Işıl Ateş lise 9. sınıf öğrencisi. Polisin sıktığı bibergazından bol bol yediler ama korkmayıp, eyleme devam ettiler. İkisi de dört gündür parktalar. Pelin, olayın sadece ağaçların kesilmesi olmadığını 19 Mayıs gibi kutlamaları ve benzeri hakların engellenmesinin birikimi olduğunu dile getiriyor. Işıl ise olayı şöyle özetliyor “Halkın kırgınlıklarının gün yüzüne çıkması”. İkiside sonunda tek bir cümle kuruyor; “Huzurlu olmak istiyoruz”.

    Hasret Deniz Özçelik  - Lise Son Sınıf : Taksim Dayanışması Platformu ile birlikte protestoların ilk başladığı günden beri buradayım. Metro çıkışında “Gezi Parkı yıkılmasın” diye imza topladık. Çadırlar kuruldu, sürekli nöbetler tutuldu. İmkanım oldukça gelip burada yardım ettim. Olaylarda hiç korkmadım. Polis şiddeti hep vardı bu şaşırtıcı değildi. 31 Mayıs günü olan müdahelede buradaydım. Şiddet çok fazlaydı.  Polis tarafından Hopa’da öldürülen hocamız Metin Lokumcu’nun o gün ölüm yıldönümüydü. O şiddeti görünce Metin Lokumcu mücadelesini devam ettirdik. Burası çok güzel. Burayı kimse terk etmek istemez. Halaylar çekiliyor, türküler söyleniyor. Burada şarkılar türküler söyleyen insanlara marjinal, Hopa’da gösteri yapanlara eşkiya demiş bir Başbakan’ın insanlara “çapulcu” demiş olması pek bir şey fark ettirmiyor.

    Ümit Gökhan – Üniversite Öğrencisi: Günlerdir Gezi Parkı’ndayım.  Sağcısı, solcusu, Lazı, Çerkezi, Alevisi, Sunnisi hepsi omuz omuza. Hepsi haksızlığa boyun eğmeden Taksim Gezi Parkı’nda dik duruyor. Ülkemiz üzerinde geçmişte oynanan geçmişte ve gelecekte oynanacak bütün oyunları bu halk burada bozuyor ve dört koldan tek yumruk halinde haksızlığa karşı dimdik duruyor. Polisin orantısız güç kullanımı ve sert tavrı burada olan halkı kızdırıp, çatışmasına neden oluyor. Halk bunu istemiyor. Sadece Taksim Gezi Parkı’nın olduğu gibi kalmasını ya da çevre düzenlemesi ile daha iyi hale getirilmesini istiyor. Halk artık AKP hükümetini istemiyor ve bu kirli düzeni bozmak için elinden geleni yapıyor. Medyadan istediğimiz tek şey burada olanları tüm çıplaklığıyla Anadolu’daki insanımıza göstermesi. Bundan sonraki seçimde halkın gereğini yapacağına inanıyorum.

    Orhan Kalkan – Emekli : İki gündür buradayım olayları gördüm. Televizyonda izlediklerim yüzünden üzüntü duydum. Bir başbakanın vatandaşına böyle konuşmaması lazım. “Bir avuç çapulcu” demesi yanlıştır.  Ilımlı bi konuşma değil. Vatandaşı rencide eden bir konuşma. Halkımız görüyor ve istediği gibi tepkisini veriyor. Türk milleti her zaman duyarlıdır. Bir başbakan gider yeni bi başbakan gelir. Bu memleketi bize Mustafa Kemal emanet etmiştir ve buna her zaman sahip çıkacağız. Bir vatandaş olarak “Ne mutlu Türküm diyene” demekten gurur duyuyorum.

    Ayşe Ergün – İnşaat Mühendisi: Kanser hastası biri olarak 31 Mayıs gününden beri Taksim’deyim. Divan Oteli’nin orada durdum. Gezi Parkı’nın içine giremedim. Geldiğim ilk gün “çapulcu” insan yoktu çevremizde, Cumartesi de yoktu. Pazartesi geldiğimizde etrafımdakilerle sohbet ettik, onlarda çapulcu değildi. Herkes bir meslek sahibi. Daha önce kızımın zoru ile imza vermeye gelmiştim. Benim oturduğum yer yemyeşil. Buraya ilk defa geldiğim zaman buranın insanlar ve hayvanlar için çok güzel bir yer olduğunu gördüm. Başka bir yeşil alan kalmadı, geldiğim zaman onu gördüm. Başbakan’ın bir an önce duruma el koyup, buraya inşaat yapılmasını engellemesini istiyorum. Buraya inşaat yapılmasın,  yeşil alan olarak kalsın. Daha da yeşillendirilsin.  25 yıllık bir inşaat mühendisi olarak İstanbul’da artık inşaat istemiyorum.

    Tuğçe Kılıç –Güzel Sanatlar Öğrencisi: Bütün eylemlere katıldım. Her gün buraya geldim, bir gün Beşiktaş’taydım. Bu ayaklanma olduğundan beri çok mutluyum. Biriken öfke, sloganlarla ortaya çıkıyor. Ölen arkadaşımız  Abdullah Cömert için ağlamaktan uyuyamadım. Bu ortamı görmek içimde çok büyük mutluluk hissettiriyor. Kemiklerim yorgunluktan ağrıyor ama sevgiyi görmek için buraya geldim. Sabahtan beri tek başıma burada kitap okuyup, resim yapıyorum. İnsanlık meselesi olarak görüyordum ama siyasi bir olaya döndü.

    Eren Sandal – Müzisyen: İki gündür buradayım. Burada olmamızın nedenine baktığınız zaman siyasi bir oluşum içinde değiliz. Herhangi bir partiyi desteklemek için burada değilim. Herhangi bir partiye üye değilim. “Daha yolun başındasın, ekmeğini keseriz” diye tehdit alıyorum. Bize terörist muamelesi yaptılar, Beşiktaş’ta bir kafeye sığındık ve kapıları kapadık. Bibergazı atıyorlardı. Biz terörist değiliz, halkız. Bizim ödediğimiz vergilerle bize bibergazı atıyorlar. Acilen birilerinin bir şey yapması lazım. Bu yaşananlar Tayyip Erdoğan’ın yapmış olduğu kışkırtıcı söylemlerin sonucu. Burada bir birlik var. Aşırı uçların bir arada olduğu bir ortam değil. Bölmeye çalıştığı bir halk ama halk şu an bir arada. Ben bir Karadenizli olarak Kürt birinin koluna girip halay çekebiliyorum. Başbakan’ın söylemleri farkında olmadan bizi bir araya getirdi. Kendisinin bugüne kadar yaptığı en güzel şey oldu. Yaptığı hizmetler seçilmiş biri olarak zaten yapması gereken şeyler. Polislerin üzerlerinde neden numaraları yok?  Polis şiddeti uygular ama yakalanamaz mı demek? Hasta annem börek yapıp, tepsiyle börek dağıttı. Önceden aileler “Aman gitme” diyordu ama şimdi ortamı gördükten sonra “Sende orada ol” diyorlar. Herkesin bir isteği var  o da Başbakan’ın istifa etmesi.

    Tolga Karaağaçlı – Londra’da Master Öğrencisi: Sırf bu eylemler için geldim. Londra’da yaşayan Türkler olsun İngilizler olsun yaklaşık 4 bin kişi İngiltere hükümetinden izin alarak Hyde Park’ta toplandı. Milli marş okundu, bayraklar sallandı. O zaman Türkiye’de şiddet yoktu sadece Gezi Parkı için toplanılmıştı. Üç gündür evde televizyondan ve sosyal medyadan takip ettim. Benim yaşımdaki insanların toplandığını görünce buraya geldim. Bir arkadşım “Dört- beş yıldır unuttuğumuz sevgi ve saygıyı tekrar bulduk” dedi. Kendi istediğini yapan bir hükümet istemiyorum. Bu olay bitene kadar Londra’ya dönmeyeceğim.

    Ece Karaağaçlı – Sabancı üniversitesi Öğrencisi: Daha çok Anadolu yakasındaki eylemlerdeydim. İlk geldiğimde bu kadar büyük bir şey ile karşılaşacağımı tahmin etmiyordum. Böyle bir çatışmanın olduğunu bilmiyordum. İnsanların taş attığı, polisin biber gazı kullandığı bir ortamdı. Provakatörler çok vardı. Hem provakatörlerden hem de polisten kaçacak hiçbir yer yoktu. Hiç tanımadığım bir kadın yüzüme süt sürdü. İnanılmaz bir yardımlaşma var. İnsanlar birbirlerini tanımasa bile yardım ediyor. Bağdat Caddesi’nde ortam şenlik gibi. Orada kimse olayın farkında değil. Sanki bir takımın şampiyonluğunu kutlar gibiydi.

    Oğuz Berk Çelikten – Sabancı Üniversitesi Öğrencisi: Direnişin sadece Gezi Parkı için olduğunu değil, yılların birikimi olduğunu düşünüyorum. İnsanlar yıllardır sesini çıkaramamıştı. Çevrecilerin yaptığı eyleme Cuma günü yapılan saldırı halkın sabrını taşırdı. İlk kez Cumartesi günü gelebildim. Ve ne yazık ki polisin, halkın polisi olmadığına tanık oldum. Mutlaka provakötörler ve amirlerinden aldıkları emirleri uygulamak isteyen polisler de var ama genel tavrın hiç insancıl oldğunu düşünmüyorum. İnşallah bu direniş başarı ile sonuçlanır ve Gezi Parkı İstanbul’un en güzel parklarından biri olarak kalır.

    Mısra Turp – Sabancı Üniversitesi öğrencisi:  Buraya gelmeden önce arkadaşlarım yanımızda gaz maskesi ve süt getirmemizi söylüyordu. Ben çok abartıldığını düşündüm. Gelir gelmez üzerimize TOMA geldi. İnsanlar taş atmaya başladı, daha yeni geldiğimiz için ortada kaldık. Polis geri kalanları sıkıştırdı. Hilton Oteli’nin bahçesine sığındık. Özel mülk diye düşündük ama otelin girişine de gaz attılar. Pazar günü geldiğimde şiddet yoktu. Arkadaşlarla oturduk. Beşiktaş’ta provokasyonlar oldu. Buradaki insanların dayanışması çok önemli. Olay bir yere varmasa bile insanlar bir olabiliceğini ve yalnız olmadığını fark etti. Eşcinselleri, sağcılari, solcuları ve turistleri görüyorum. Başbakan’ı bu kadar insanı bir araya getirdiği için kutlamak lazım.

    Özge Bingöl – Lise Öğrencisi: Altı gündür buradayım. Taksim’e insanlar gezmeye gelmiyor. Gelmeleri için artık bir bahaneleri var. Bir amaç için buradalar. Kendi gelecekleri ve özgürlüklerini düşündükleri için buradalar. 25-30 yaş altı bütün gençler burada.

    Sıla ve Umut Düdükçü kardeşler: Lise öğrencisi Sıla Cuma gecesinden beri Gezi Parkı’nda, Umut ise ilk defa geliyor. Sıla eylemler boyunca gördüğü dostluğu ve yardımlaşmayı hiç görmediğini ve insanlığın hala daha var olduğunu gördüğünü söylüyor ve ekliyor “Devlet insanların isteklerine karşılık vermek için vardır. ‘İnsanların oyları ile buraya geldik’ diyorlar ama biz de halkız. Onların yüzde 50’si varsa biz de diğer yüzde 50’yiz. Başından beri buradayım. Halkın polisi suçlamaması gerekiyor ama devlet halkı kendi silahı ile vuruyor. Sarıyer’de oturuyorum. Üçüncü Köprüyü ve Gezi Parkı’nın yıkılmasını istemiyorum. İnsanları da bu çağrıya davet ediyorum. Bir şeylerin farkında olmadan konuşmalarını istemiyorum. Bu işten pay çkarmaya çalışan insanların bunu bir an önce durdurmasını ve bunun sadece halkın eylemi olduğunu bilmesini istiyorum”. Umut ise daha 7. sınıf öğrencisi. Buraya gelmeden önce evden tencere ve tavalara vurarak eyleme destek olmuş. Umut, durumun ne olduğunu bilmeyen arkadaşlarıyla kavga bile etmiş. Diyor ki, “Gezi Parkı’nın yıkılmasını istemiyorum”.

    Ayşe Gülbar – Ev hanımı: Ev hanımı diye sordunuz ama mesleğim Gezi Parkı’nda nöbet tutmak. Eylemin üçüncü gününden beri buradayım. Polis ile itişmekten kollarım morardı. Atmosfer çok güzel. İstediklerimizi elde edene kadar bu eylem devam etmeli. Ayyaş olduk, çapulcu olduk. Ama Türkiye ayran içti ayıldı. Kişi kendi kimliğini açıklar, millete kendi kimliklerini açıkladılar.

    Hilal Kavakderelioğlu – Tiyarto Sanatçısı: Birlik  ve beraberlik çok iyi. 11 yıldan beri olması gereken buydu, sonunda oldu. Aziz Nesin’in “uyuyan koyunları uyandı” ve güneş bizim için doğuyor artık. Umarım içimizde bulundurduğumuz güç bu hükümet gidene kadar her daim devam eder. Burada kardeşlik var. Yeşil için ırk, dil, din ayrımı yapmadan bir aradayız ve bunun sevinci her saniye daha çok yaşanıyor. Coşkuluyum çünkü bana bu topluluğu görmek, geleceğin daha iyi olacağını gösteriyor. Sivil polisler, politikacılar ve bu direnişimizi farklı lanse etmeye çalışan sorunlu insanların hiçbir zaman yüzünü güldürmemek için mücadeleye devam edeceğiz. Dört günden beri buradayım, hiç eve gitmedim.  Kirlenmenin bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum. Kirlenmek bana bu sefer mutluluk verdi. Bibergazına hergün maruz kaldım, ıslandım ama hayatımda bu kadar güzel bir su savaşı olmadı benim için. Haz duyuyorum. E bibergazı bağımlılık yapmadı değil. Herkesin uyanmasını ve gerçekleri görmesini istiyorum.

    Alican Gerçek – Fotoğrafçı: Cumartesi gününden beri geliyorum. Bunun artık otoriteye karşı kitlesel bir patlama olduğunu düşünüyorum ve bunu da çok çok haklı buluyorum. Uzun zamandır uyutulmuş bir milletin bir ağaçla uyanmasından dolayı, yaşlısından gencine herkesle gurur duyuyorum. Olayın artık sadece Gezi Parkı boyutundan çıkıp milli bir özgürlük hareketine dönmüş olduğunu görüyorum. Güvenlik güçlerinin devlet tarafından bu denli vahşice kullanılmasını kabullenemiyorum. Sokaklardaki şiddetin bir an önce son bulması ve bu toplumsal duyarlılığın son bulmamasını yürekten diliyorum. Bir ülkenin ilerlemesi ancak sanat, felsefe, bilim ile olur ve ülkenin bu üç başlığın ışığından ayrılmamasını diliyorum. Böylelikle tüm karanlıklar aydınlanacaktır.

    Selçuk Çolak – Fotoğrafçı: Cuma gününden beri buradayım. Olayların ilk başladığı günden itibaren fotoğralarını da çektiğim provakatörler haricinde herkes belki de Türkiye tarihinin şayit olduğu en barışçıl, en sivil ve en özgürlükçü eylemini yapmıştır. Keşke en başından beri öyle olsaydı. 1990 ve sonrası doğumlu apolitik, bilgisayar başında büyümüş, sadece online oyunlarla sosyalleşmiş bir neslin istediği zaman ne kadar sosyal ve medeni davranabildiğini bu eylem kanıtladı. İnsanlar artık uyanmıştır ve Atatürk’ün dediği gibi “Yapılması en zor olan şey, ayağa kalkmış Türkleri durdurabilmektir”.

    E. Ahmet Tonak– Akademisyen: Olayların başında İzmir’deydim. Döneli iki gün oldu. İzmir’de Alsancak gösterilerine gittim. Gördüğümüz şeyde heyecanlanmak için akademisyen olmak gerekmiyor. Türkiye’nin gidişatını bilen herkes için çok heyecan verici, muazzam ve beklenmedik bir birliktelik. Toplumun her kesiminden, her siyassetten, AKP rejiminden,memnun olmayan her yaş grubundan insan var. Beklenmedik bir birliktelik çünkü bu karşı çıkışın tipi itibariyle beklenmedik. Yıllardır Türkiye’deki gidişata karşı çıkanlar var. İnsanlar birlikte demokratik tepkilerini sokakta gösterme imkanını bulamıyordu. 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkma mevzusunu bile insanların burnundan getirdiler. Söke söke, cop yiye yiye, bibergazı ile sonunda kabul ettirdik. İstanbul’da, İstanbulların ilk defa bibergazı ve copla temas ettiği şeklinde değerlendirmeler var bu da sadece Taksim’e çıkmak  isteyen bu kadar insanların verdiği mücadeleyi hafife almak oluyor. O yüzden bence şimdiye kadar nispeten dışarıda kalmış olan diğer kesimlerin, özellikle Kürt hareketinin, buradaki oluşuma kitlesel bir şekilde katılması gerekiyor. Burdan bir şey çıkacaksa ya da farklı bir toplum tasarruru mutlaka hem sendikaların, çalışanların, işçilerin hem de Kürt hareketinin aktif bir şekilde katılımı ile olacaktır. DİSK’in ve KESK’in şimdilik kısa süreli olan genel grev girişimi de bence bu anlamda çok olumlu bir adımdır.

    Özgü İrikök – Marmara Üniversitesi Öğrencisi: Gezi Parkı’nda ağaç kesme olarak başladı ama şu an ağaçtan daha fazlasının olduğunu görüyoruz. Ağaç kesmekten başka insanların içinde biriktirdiği şeyler birbirinden güç alarak ortaya çıkmış durumda. Normalde apolitik bir insanım ama benimde içimde tuttuğum şeyler vardı. Şu an ortaya çıkan şey çok hoşuma gidiyor. Belli bir kesim yerine, halkın burada olması beni çok mutlu ediyor. Bu şekilde olacağını düşünmüyordum ama Türk halkı beni yanılttı. Çok güzel oldu. Herkesin birbirine destek olması çok güzel. Herkes birbirine yardım ediyor ve anlayış gösteriyor. Annelerimiz evlerden yaptıkları yemekleri buraya yolluyor. İnşallah bu olaylardan sonra insanlar duyarlı olmaya devam eder.

    Deni Nae – İç Mimar: Devlet olmanın gücü ile mest olmuş bir yönetime karşı durmak için buradayım. Onun atadığı güçle mest olmuş polisin karşısında durmak için buradayım. Halkın özgürlüklerinin bu kadar açık bir şekilde kısıtlanmasına karşı olduğum için burdayım. Bir bütün olmanın verdiği hazdan dolayı da bize bunu sağladığı için hükümete teşekkür ediyorum. Hükümetin bu hareketin hiçbir politik görüşle ya da hiçbir tarafla alakası olmadığını, tamamen sosyal bir hareket olduğunu eninde sonunda anlayacaklarını umuyorum.

    Emin GÖnüllü – Avukat: Hiçbir şey beklemeden bu hareketi destekledim. Haksızlığa karşı çıkma ihtiyacı duydum. Çoğu insanda böyle destek verdi. Olayı gazetelerden takip ediyordum. Polisin insanlara uyguladığı muameliyi ibretle okudum. Çadırların yakılması, bibergazının acımasızca sıkılması gibi. Kırmızı elbiseli mimar kadının suratına bibergazı sıkıldığı fotoğrafı gördüm. Bunlar çok etkileyici şeyler. “İnsanlık öldümü” diyor insan. Bu kadar mı acımassızlık olur? Bir birikimin dışarı vurması diyebiliriz. Sayın Başbakan’ın her konuda son sözü söyleyen kişi konumunda. Bu proje kendisi İstanbul Belediye Başkanı’yken iken gelmiş ama kendisi ilgilenememiş. Bu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni ilgilendiren bir konu. Bu karşı çıkış bana çok moral verdi. Benimle aynı duyguları paylaşan çok sayıda insan olduğunu gördüm. Polis gaz bombaları atarken Cuma günü Harbiye’deydim. Göstericilerin büyük çoğunluğu politika ile ilgilenmeyen gençler. Attıkları sloganlardan da belliydi. Kamuoyunun gündemine geldi bu olay, AB’de gündemine aldı artık. Başbakan’ın geri adım atmasını bekliyorum. “Söyledik, olacak” demekten vazgeçsin. Burası İstanbullulara kalsın. Bu projenin rafa kaldırılmasını bekliyorum.

    Baykan Süberker – Orman Mühendisi: Atatürk’ün ölümünden sonra anlatılamadığı ve Atatürk’ün artık gerçek anlamda anlaşılmasının kanaatindeyim. Milli Eğitim Bakanlığımız vardır ama eğitim ile alakası yoktur. Osmanlı tarihidir. Uyduruktan bir inkilap tarihi okutulur. Her şerde bir hayır vardır derler. Atatürk’ün ne demek olduğu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ne demek olduğu, nasıl bir medeniyet projesi olduğunu bundan sonra Türk insanı gerçek anlamda anlamaya başlayacak, düşünecek, tartacak. O cumhuriyetin ne şartlar altında kurulduğunun anlaşılmasında kırılma noktasıdır. Bu fevakalede hayırlara vesile olan bir olaydır. Tayyip Erdoğan iktidarı hayırlar getirecek kanaatindeyim. Hep Cumhuriyet Bayramları, spor gösterileri vardı çocukluğumuzda ama bu çok farklı bir şey ve Atatürk’ün, Türk’ü ve Türkiye’yi gençlere niye emanet ettiğini de bundan sonra anlayacağız. Bu onun başlancıdır.

    Özge Akman – Sekreter: Emekçi Hareket Parti üyesi ve aynı zamanda Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına buradayım. Buraya ilk kepçe geldiği zaman ne oluyor diye bakmaya geldik. Hiçbir hukuki dayanak olmadan belediyenin kepçelerle girmesinden sonra oturma eylemi başlattık. Gezi Parkı’nın yok edilmesine, buraya Topçu Kışlası ya da bir AVM yapılmasına karşı olduğumuzu ve buranın sahipleri olduğunu göstermek istedik. İlk günler itibariyle polislerin saldırısı başladı. Bu saldırıların ardından esas halkın hareketi başlamış oldu. Hükümete karşı halkın büyük bir birikimiydi. Çünkü AKP hükümeti hiçbir hukuki dayanağı olmadan ve hiçbir hak talebini göz etmeden istediği her yere her şeyi yapabileceğini düşünüyor.  Bunun bir imparatorluk hevesi olduğunu düşünüyoruz. Çok yakında gerçekleşen Reyhanlı, alkol yasağı, 1 Mayıs, kürtaj yasağı gibi şeyler son noktayı getirdi. Artık halk bilinçli bir şekilde kendi üzerindeki bu yasakçı politikalara karşı Taksim’e akın akın akın birikmiş durumda. İlk günden beri İstiklal Caddesi’nden Gezi Parkı’na her yer hükümete itiraz eden halkla dolmuş durumda. İnsanlar artık biz buradayız deyip, bunu açığa çıkartıyor. Bu çok uzun zamandır görülmemiş bir direniş. Çünkü buradaki toplum ne istediğinin farkında burayı terk edip gitme niyetinde değil. Örneğin burada gözlemlediğimiz bir şey var. Bazı barikatların olduğu yerden gaz geliyor ve insanlar gazdan kaçmak yerine o barikatın olduğu yere doğru hareket ediyorlar. Bilinçli bir şekilde burayı terk etmiyorlar. Bir iradenin devamı sonucunda, başta Taksim olmak üzere sermaye ile işbirliği yaparak halkın kullanım alanlarını yok edemeyeceğine inanıyorum. Her gün yeniden yaptıkları o AVM inşaatında yüzlerce işçi ölüyor. Gelinen aşama itibariyle insanlar taleplerini yerine getiriyorlar. Bu halk hareketinin insanların daha iyi bir dünyada yaşamaları için çok iyi bir adım olduğunu düşünüyorum. AKP’nin imparatorluk hevesine karşı halkın biz buradayız dediği en başarılı eylemlerden biri. Taleplerimiz yerine getirilene kadar buradan ayrılmayacağız.

     

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı