Gezi Parkı ile ilgili iki önemli açıklama

hurriyet.com.tr
01.06.2013 - 11:44 | Son Güncelleme:

Gezi Parkı'nda yaşanan olaylarla ilgili iki önemli açıklama geldi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 'biber gazı sıkmak yerine ikna edici çalışmalar yapılmalı' derken, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı İbrahim Kalın da bugün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Taksim Gezi Parkı Platformu ve Mimarlar Odası temsilcilerinin bir araya gelip konu ile ilgili çözüm arayacağını duyurdu.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Taksim Gezi Parkı ve çevresinde yaşanan olaylara ilişkin, "Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararını doğrusu yerinde ve isabetli buluyorum" dedi.

Arınç, AK Parti Bursa İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, Taksim'de yayaların çok daha rahat hareket etmesi ve buranın tarihi kimliğine uygun hale getirilmesinin hükümet tarafından düşünüldüğünü ve bu konudaki çabalar sonuç verdiği için yapım aşamasına geçildiğini söyledi.

Taksim'deki düzenlemenin yıllardır konuşulduğunu, çok büyük aşamalardan geçildiğini ve sonunda fiiliyat noktasına gelindiğini dile getiren Arınç, şöyle devam etti:

"Doğrusu ben bilmiyorum, içine girip gezdiğimi zannetmiyorum, Taksim'de bu yayalaştırma çalışmalarının olduğu yerde eskiden bu yana bilinen bir Gezi Parkı'nın olduğu, insanların, yeşil alanlardan istifade etmek amacıyla buraya geldiği biliniyor ve söyleniyor. Şüphesiz yeşil alanlara önem vermemiz lazım. Çevreye duyarlı bir hükümet ve belediyecilik anlayışı. Orman ve Su İşleri Bakanlığı kurmuş bir hükümetiz. Geçmişte bu yoktu. Bakanlığın başında da gerçekten çevre dostu, orman aşığı, Türkiye'nin orman kapasitesini artırma çabasında olan bir bakanımız var. Bugüne kadar yaptığı çok büyük hizmetleri, DSİ Genel Müdürlüğünden biliyoruz. Bugün de bir bakan olarak devam ediyor.

Şimdi bu Gezi Parkı'nda ne yapılacağı tartışma konusu. Bu Gezi Parkı'nda ağaçların kesilmek istendiği bir tartışma konusu. Bu tartışma konusu sözle olmaktan çıktı, orada çalışmaların engellenmesi noktasına getirildi. Bunların içerisinde çevreye duyarlı insanların olduğunu kabul etmeliyiz. Kimisi sanatçı, kimisi halktan insanlar, yazarlar, çizerler, İstanbul'un önemli bir yeşil alanının bir AVM'ye dönüşmesine veya bir betonlaşmaya dönüşmesine karşı çıktılar. Bunu takdirle karşılamak lazım. Buna hiç kimsenin itirazı olamaz fakat fiili engel olma noktası, bu samimi ve duyarlı insanların aralarına karışan bazı kişiler tarafından hükümeti protestoya veya polisle çatışmaya kadar vardı. Bu da yanlış olan konulardan bir tanesi. Keşke çevreye duyarlılık, insanların hayatına ve sağlığına zarar verebilecek bir noktaya gelmeseydi. Yani duyarlı insanların gösterebilecekleri tepkiler de hukuk devletine ve güvenlik güçlerine fiili saldırıya dönüşmeseydi."

Taksim'de dün yaşanan görüntülerin, fevkalade zor, kötü ve yanlış olduğunu anlatan Arınç, gösteriler sırasında zarar gören çevreye duyarlı insanlar olduğunu belirtti.

"Onlar adına çok üzüldüğümü ve onlara 'geçmiş olsun' dileklerimi ifade etmek istiyorum. Maalesef aralarına katılan birtakım provokatörlerin meseleyi farklı bir boyuta çekmek istemeleriyle istenmeyen görüntüler meydana gelmiştir" değerlendirmesinde bulunan Arınç, burada polisin, aşırı şiddet kullandığı veya bir başka şekilde hareket ettiği için suçlanabileceğini ancak bunun çok gerçekçi olmayacağını bildirdi.

"Her kafadan bir ses çıkmamalıdır"

Polisin, aldıkları talimatın gereğini yerine getirdiğini ve kendilerine karşı fiili bir saldırı varsa ellerindeki imkanları kullanmak zorunda olduğunu vurgulayan Arınç, şöyle konuştu:

"İçişleri Bakanlığımız, olaylar sırasında aşırı bir şiddet kullanılıp kullanılmadığını veya samimi insanlara bir zarar verilip verilmediğini teftiş veya bir soruşturma başlatmak suretiyle araştırma noktasına gelmiştir. Kaldı ki dün, zannediyorum İstanbul 6'ncı İdare Mahkemesi olacak, acilen verdiği bir kararla buradaki yapılaşmanın yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir. Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararını doğrusu yerinde ve isabetli buluyorum. İdare, bu mahkeme kararına uymak zorundadır. En azından burada ne yapılıyor, ne yapılmak isteniyor, topluma en güzel şekliyle anlatılmalıdır. Her kafadan bir ses çıkmamalıdır. Buraya AVM mi yapılacak yoksa Sayın Topbaş'ın ifade ettiği gibi yol genişletme çalışmaları mı yapılacak yoksa başka bir şey mi yapılacak? Orman Bakanımızın ifade ettiği gibi 3-5 ağacın ortadan kaldırılacak olması doğrudur da bunun yerine binlerce ağaç mı dikilecektir, bu yeşillendirme çalışması nerede yapılacaktır? Bu konuların rahat, geniş ve huzurlu bir biçimde insanların ikna edilerek anlatılması lazım. 'Biz burada AVM istemiyoruz' diyenlere biber gazı sıkmak yerine, 'Biz burada şunu yapmak istiyoruz, siz yanılıyorsunuz, işin aslında doğrusu budur' diyerek ikna edici çalışmalar yapılmasında şahsen fayda görüyorum. Bugüne kadar yaşanan yaşandı ama şimdi bir mahkeme kararının infazı sırasında en azından bütün faaliyetler durdurularak bir sükunet döneminde Belediye, Kültür Bakanlığı veya bu işte sorumlu olan birimlerin, İstanbul halkına bir borcu var. O borç da şudur; 'Biz Taksim'in yayalaştırma çalışmaları içerisinde Gezi Parkı'nda şunu yapmak istiyoruz, bunu yaparken ağaç katliamı yapmayacağız, burada tekrar park olmaya devam edecek veya buradan sökülecek ağaçların bir başka yerde hayat bulacağının size teminatını veriyorum, sizin duyarlılığınızı paylaşıyorum, bu paylaştığımız konuda olan bitenlerden de özür diliyorum' demesinde, toplumsal barış açısından büyük fayda olduğunu düşünüyorum."

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı