Gezi Olayları ABD Kongresi’nde tartışıldı

Tolga TANIŞ / WASHINGTON
27.06.2013 - 00:00 | Son Güncelleme:

Gezi protestoları, düzenlenen özel bir oturumda ABD Kongresi’nde tartışıldı. Türk Hükümeti’nin olaylardaki tavrı, Amerikalı Kongre üyeleri tarafından sert biçimde eleştirildi.

ABD Kongresi, polisin aşırı güç kullanımı nedeniyle ABD Yönetimi’nin de Türk Hükümeti’ni birçok kez eleştirmesine neden olan Gezi protestolarını özel bir oturumda ele aldı. Kongre’nin Temsilciler Meclisi kanadının Dış İlişkiler Komitesi tarafından düzenlenen oturumda, uzmanlar olaylarla ilgili Kongre üyelerine bilgi verdi.

Avrupa, Avrasya ve Yeni Gelişen Tehlikeler Alt Komitesi tarafından düzenlenen oturum, altkomitenin başkanı, Cumhuriyetçi California Milletvekili Dana Rohrabacher’in davetiyle toplandı. “Yol Ayrımındaki Türkiye: Gezi Parkı protestoları bölgedeki demokrasi için ne anlama geliyor” konulu oturuma davet edilen uzmanlar ise ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi şimdi Washington Yakın Doğu Enstitüsü’nden Jim Jeffrey, yine aynı enstitüden Soner Çağaptay, neo-con’lara yakın Hudson Enstitüsü’nden Politik İslam uzmanı Hillel Fradkin, oturuma Türk Hükümeti’nin tavsiyesiyle davet edilen düşünce kuruluşu SETA’dan Kadir Üstün ve Milliyet Gazetesi köşe yazarı Kadri Gürsel’di.
 
SAĞLIKLI BİR DEMOKRASİ DEĞİL

Rohrabacher, oturumun açılışında yaptığı konuşmada, Suriye’deki krizin ABD’yi Türkiye ile çalışmak zorunda bıraktığını ama Süni direnişlere sempati besleyen Türklerin kimi desteklediklerini sorgulayarak, “Erdoğan Hükümeti ne kadar güvenilir bir ortak” diye sordu. Ardından şunları söyledi: “Yerel konulardaki kitlesel protestolar Erdoğan Hükümeti’ni salladı. Muhaliflere yönelik sert müdahale yanlısı çizgisi toplumsal bir öfke yarattı. Daha kötüsü, Erdoğan’ın destekçileri ‘Yahudi lobisi’ni suçlayan ve Amerikan Girişim Enstitüsü’nün gösterileri planladığını savunan komplo teorilerine itibar etti. Başbakan’ın kendisi de Yahudiler için hakaret olarak kullanılan ‘faiz lobisi’ne işaret etti. Bunlar sağlıklı bir demokrasinin işaretleri değil.”
Rohrabacher, ardından oturumda Erdoğan Hükümeti’nin hedeflerinin neler olduğuna ve bunların ABD’nin menfaat ve değerlerini nasıl etkileyeceğine bakacaklarını söyledi. Ayrıca Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın da oturuma bir uzman yollamadığını, Bakanlığın halen olayları izlediğini söyledi.

ERDOĞAN KORKMASIN SEVSİN

Rohrabacher’in ardından söz alan Demokrat Partili komitenin azınlık lideri Massachusetts Milletvekili Bill Keating de, polisin göstericilere yönelik müdahalesinden dolayı olaylarda Türk Hükümeti’nin tavrını eleştirdi. Keating, olaylar sonucu ölümler ve 4 binin üzerinde yaralanma gerçekleştiğini beliterek, “Türk Hükümeti’nin açıklamaları olayları alevlendirdi” dedi. Keating, “İçişleri Bakanı son üç hafta içinde 2.5 milyon protestocu olduğunu açıkladı. Bu protestocuların çok çeşitli olduğunu gösteriyor ki, bu demokratikleşmenin işareti. Başbakan Erdoğan’ın korkması değil sevmesi gereken bir şey” diye konuştu.

GÜL KENDİNİ KONUMLANDIRDI

Oturumda ilk sözü alan Çağaptay, son yıllarda Türk politik mücadalesine şekil veren seküler-İslamcı çekişmesine rağmen ,gösterilerin Türk demokrasisinin kalitesi, liberal değerler adına gerçekleştiğini söyledi. Gösterilerin, geleceğe etkisi konusunda ise “Bu yeni taban taban hareketi formu ve liberal muhalefet, Başbakan Erdoğan’ın siyasi ajandasını karmaşık bir hale getirebilir. Örneğin çok etkili bir muhafeletle karşılaşabileceği, ülkenin parlamenter demokrasisini başkanlık sistemine dönüştürme kararını vermeil mi? Bu arada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, göstericileri destekleyip demokrasinin sadece seçim kazanmak olmadığını söyleyerek kendini şimdiden tarafsız bir figür olarak konumlandırdı” diye konuştu.

HERKES İÇİN KÖTÜ

Jeffrey ise gösterilerin ABD dış politikasına olası sonuçlarına ve ABD’nin atması gereken adımlara odaklanarak, “ABD,’nin bir dost olarak, kapalı kapılar arkasında, hükümetin devam eden politikaları ve gördüğümüz türden yaklaşımların uzun dönemli sonuçları konusunda tehdit etmeden ama güçlü bir şekilde Türk Hükümeti’ne tavsiyeler vermesi gerek” dedi. Jeffrey, “Bu Türkiye için de, ABD için de, bölgesel istikrar için de kötü” dedi.
Üstün ise ifadesinde halkın bir bölümünün hükümetin bazı politikalarından hayalkırıklığı yaşadığını, memnuniyetsizliğin bu çapta bir eyleme dönüşmesinin ise ülkede etkin bir muhalefetin olmamasından kaynaklandığını söyledi. “Bölge için Türkiye’deki demokratikleşme ilham verici olmaya devam edecek” diyen Üstün, gösterilerin de Arap Baharı olaylarından çok Batı ve Amerika’dakiler benzediğini belirtti. Gösterilere destek veren gruplardan bahsederken de CHP destekçileri ve aşırı milliyetçiler ile Ankara’daki ABD Büyükelçiliği’ne saldıran yasadışı örgütleri de saydı. Üstün gösterilerin geleceğe etkisi konusunda da, olayların ardından CHP’nin kendini dönüştürmek zorunda kalacağını ifade etti.

YOLSUZLUK HABERİ

YOK Gürsel de ifadesinde Türkiye’deki özgürlükler konusunda yöneltilen bir soru üzerine “Ben 2008’den beri gazetelerde hükümete yönelik yolsuzluk haberi yayınlandığını hatırlamıyorum. Yolsuzluk yok mu demek bu? Sanmıyorum” diye konuştu. Gürsel ayrıca Türkiye’de hapse atılan gazeteciler konusunda, “60’dan fazla gazeteci hapiste. Çoğu Kürt yanlısı gazeteciler” dedi.
Bu arada Keating’in olaylarda bir dış etki olup olmadığı yönündeki bir soruya uzmanlar “Hayır” cevabı verirken, Üstün, “Evet vardı” diyerek, gösterilere destek verenlerden hem Reyhanlı hem de ABD Büyükelçiliği’ne düzenlenen saldırıların sorumlusu grupların Esad Rejimi ile ilişkileri dolayısıyla olayların dış bağlantı boyutunu oluşturduğunu söyledi.

 

Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı