"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Gezi Direniş Adası nereyi anımsatıyor?

Kopenhag’la İstanbul’un gün gelip de ortak bir özellikleri olabileceğini kestirebilir miydik?

Hayır. Ama şu an var: 10 gündür direniş özerk cumhuriyeti haline gelen Gezi’yle Kopenhag’ın 42 yıllık Christiania’sı!

İlk gün, yani 28 Mayıs günü 17.00’de Gezi’ye gittiğimde yaklaşık 150 kişi filan vardı. Ve o gün, hem destek için gelenler hem de sökülen ağaçları elleriyle yeniden yerine dikmeye çalışanlar dahil kimse bugün gelinen noktayı hayal edemezdi herhalde!
Çünkü şu an Gezi Parkı, Kopenhag’ın ünlü Christiania’sını andıran bir ada! Christiania’yı gidip görmüş olanlar ne demek istediğimi anlayacaktır. Görmemiş olanlara bu özel ve özgün yeri hızlıca tasvirlemem lazım.
Christiania, Gezi Parkı’ndan biraz daha büyük bir parkın içine kurulmuş, kendi kuralları olan, Kopenhag’dan bağımsız ayrı bir ülke gibi. Hem de 1971’den beri! 1968’de askerlerin boşalttığı karargâh hippi ve evsizler tarafından işgal edilmiş. Ve o gün bugündür Christiania’da yaklaşık bin kişi kendi şartlarıyla yaşamayı sürdürüyor. Öyle ki kendi bayrakları, ortak yönetimleri, dükkânları, eğlence yerleri ve hatta çocuk yuvaları bile var!
Bölge aynı zamanda Kopenhag’ın turistik bir öğesine dönüşmüş durumda. Şehre gelenler, “Şu 70’lerden kalma hippi komününde nasıl yaşıyorlar bir gidip bakayım” diye meraktan uğruyor muhakkak. Ve şaka değil, her yıl bir milyon turist Christiania’ya geliyor!
Şimdi hemen itiraz etmeyin! En başta zaten “andırıyor” dedim, “aynısı” demedim. Gezi’yle Christiania’nın çok benzeyen bazı özellikleri de var, benzemeyenleri de… Sıralayalım:

YAŞAM ALANLARI BENZİYOR

Gezi’de gece gündüz yaşayanlar hippi ya da evsiz değil. Çoğunluğu üniversite öğrencisi. İşi gücü, kariyeri olan da var. Yine de ruhların hippi olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Ama Gezi’de (üstelik 10 gün gibi kısa bir sürede) Christiania’da olduğu gibi yaşam alanları oluştu. Bedava yemek dağıtılan alandan tutun da geceleri film gösterilen alana kadar… Dahası, Gezi’nin tıbbi malzemelerle donatılmış bir reviri var. Meraklı kalabalıklar oraya girip ortamı meşgul etmesin diye gönüllü görevliler sürekli, “Buraya girmeyin” diye uyarıyor üstelik. Günden güne kitap bağışlarıyla büyüyen Gezi kütüphanesini de unutmayalım…
Bir başka ortak özellik: Eğlence. Christiania’daki gibi Gezi’de de eğlence eksik olmuyor. Tek farkla: Gezi’de halay çekene de rastlıyorsun, rock müzikle dans edene de. Yani zevkler hayli mozaik ve daldan dala…
Her ne kadar turist geliriyle ayakta dursa da Christiania’da fotoğraf çekilmesi hoş karşılanmıyor. Kendilerini hayvanat bahçesinde gibi hissediyorlar, haklılar. Bu yüzden her yere fotoğraf çekmeyin ibaresi koymuşlar. Ama benim gibi kafasına koyan gizli saklı bir şekilde çekiyor işte! Gezi’ye de bu günlerde sırf merakından gelen çok. “Bu gençlik ne yapıyor, ne yapmış?” diye şöyle bir uğrayan ve bol bol hatıra fotoğrafı çektiren de… İlginç olan, Gezi’nin yiyecek alanına en son şöyle bir uyarı asılmış olması: “Lütfen fotoğraf çekmeyiniz”.Demek ki burada da fotoğraf rahatsızlığı oluşmaya başladı.
Christiania’nın kendine ait bir yönetimi var, birbirlerine her konuda yardım ediyorlar. Sadece su ve elektriği devletten alıyor ve onun faturasını ödüyorlar. Isınma ise kendilerine ait, soba yakıyorlar!
Gezi’de şimdilik sadece Taksim Dayanışması etkin, bir yönetim anlayışı yok. Çünkü şu an burada durum farklı. Direniş var. İstenilen talepler yerine getirildiğinde Gezi’den çekileceği belirtiliyor. Bu taleplerin hemen yerine gelmeyeceğini düşünürsek Gezi’deki yaşamın bir süre daha böyle devam edeceğini söylemek çok da kehanet değil…
Christiania’da uyuşturucu serbest. Hem kullanımı hem de satışı. Polis bu yüzden sıkça baskın uyguluyor. Zaten polis, Christiania’da en sevilmeyenler arasında bir numara! Gezi’de uyuşturucu yok. Tam aksine, “Kandil gecesinde içki içmeyin” uyarıları yapılabilen ve bunu uygulayan bir anlayışa sahip. Kanıtı da var: Miraç Kandili’nde herkes kandil simidi dağıtıyordu. Afiyetle yedik, üstüne çayımızı içerek… Ama polis Gezi’de de doğal olarak sevilmiyor! Gerekçesi malumunuz, Christiania’dan fersah fersah farklı: Biber ve turuncu başta olmak üzere çeşit çeşit gazı sıkmaktan imtina etmedikleri için...

SONUÇ...

Bu yazı yazılırken (cuma) durum böyleydi. Gezi özerk bir cumhuriyete, bir adaya dönüşmüş durumdaydı. Kilometrelerce uzağındaki Christiania’ya bazı yönleriyle benzeyen.  Peki bundan sonra ne olur? Gezi’nin pırıltılı çocukları elbette Christiania’dakiler gibi burada yıllarca kalıp yaşayacak değiller.
Çünkü serde bir âdâb, bir efendilik var ya, talepler yerine gelince buradan çekilecekler. Çekilirken tıpkı annelerinin evde dip köşe temizliği yapması gibi halihazırda temiz tuttukları parkı yıllardır hiç olmadığı kadar pirüpak bir halde terk edeceklerine de kuşkunuz olmasın.

X