Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Gezi’ defterinde Gül damgası

“Toplumda karşılığı bulundu-ğuna, kendisine toplumsal talep olduğuna” inanıyor ve öyle düşünüyor Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Yakın çevresinin kullandığı deyimler aynen böyle.

Gezi Günleri ile birlikte kendisine özel ya da medya üzerinden çağrıda bulunan kurum ve kişiler var. Barolar Birliği Başkanlığı’na yeni seçilen Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun gazetelere verdiği ilan gibi.
Gül Çankaya’da Gezi direnişini değerlendirmek üzere toplantı düzenliyor, ardından Başbakanvekili Bülent Arınç’ı Çankaya’ya davet ediyor. Arınç Çankaya’ya çıktıktan sonra, o bilinen görüşmesini yapıyor, aynı akşam Başbakanlık’ta karma bir toplantı düzenliyor.
Karma, yani hem hükümet, hem AKP yönetiminden isimler var. Bakanlardan Beşir Atalay, Sadullah Ergin, Muammer Güler, AKP’den sözcü Hüseyin Çelik, Genel Sekreter Haluk İpek gibi.

MESAJ ALINDI

Beş saat süren toplantıda “partinin ve hükümetin yeni adımlar atması gerektiği” sonucuna varılıyor. “Mesaj alındı” vurgusu.
İyi de, bunu Başbakan Erdoğan’a nasıl anlatacaklar? Arınç, Erdoğan’ı arıyor, “Burada oluşan genel kanaat budur” diyerek, “toplumda yükselen taleplerin dikkate alınması gerektiğini” anlatıyor. Erdoğan’ı ikna ediyor.
İkna o kadar kolay değil, çünkü Erdoğan Kuzey Afrika gezisine çıkarken, Gül’ün ve Arınç’ın
yumuşak dilde verdikleri mesajlar kendisine sorulduğunda, soğuk ve uzak davranıyor.
Yine de, Türkiye’de oluşan havaya ek olarak, hükümette ve partide beliren eğilim kendisine aktarılıyor, sonuçta şu karara varılıyor:
Gerilimi düşürmek gerekir”. Buna uygun olarak, toplumsal müzakere başlıyor.

SIRA TOPBAŞ’TA

Arınç’ın Taksim Platformu’na daveti bu ortak görüşün ürünü.
Benzer biçimde, önümüzdeki günlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın Taksim Platformu ile bir araya gelmesi söz konusu olabilir. Taksim projesinde ortak noktalarda buluşmak amacıyla.
Burada şu dikkat çekiyor. İktidar yurda yayılan eylemler zincirini eylemlerin başladığı nedene bağlama çabasında, yani Gezi Parkı Projesi’ne. Oysa, çok
başka demokratik talepler var, özel hayata karışmaya, otoriter baskıya son vermek
gibi, onlara nasıl bakacak, belli değil. İlk adım Gezi Parkı.
İktidar kanadındaki bu gelişmelerde Abdullah Gül’ün rolü çok büyük. Siyasal denklemde Gül’ün ağırlığı çok net.

İkna eden o sihirli tweet

SON bir haftada dünyada atılan tweet’lerin yüzde 85’i Gezi Parkı ile ilgili. Türkiye’de değil, dünyada.
Sosyal medyadaki bu rekor patlama inanılmaz işler başarıyor. Sadece eylemcilerin bir araya gelmesi ya da tepkilerin ateşlenmesi değil, aynı zamanda iktidarı ikna eden yanı da var.
O tweet’lerden biri, “Biz bilek güreşi yapmıyoruz, hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz” diyor. Bu tweet kırmanın, dökmenin çok uzağında, her türlü görüşe ve saygıya davet niteliğinde. İktidar çevresini etkiliyor.
Etkiliyor, diyalog kapısı açılıyor, buna rağmen, polisin müdahalesi, biber gazı ve basınçlı su sona ermek bilmiyor.

Arjantin’den Hasankeyf’e

DÜNYANIN ünlü tangocuları Arjantin’den Diyarbakır’a geliyor. Diyarbakır’da tango gösterileri harika. Dünkü Milliyet’te o Arjantinli tangocuların sözleri var:
“Hasankeyf’te ve Munzur’da kurulması planlanan barajlara karşıyız. Doğal dokuyu bozuyor, oysa sahip çıkmak gerekir”.
İşte, yine çevre. Arjantin’den Hasankeyf’e, dünyanın dört bir yanına uzanan ideolojinin adı çevre.
“Dünya değişiyor” laflarını edenlerin, anlamaları gereken en çarpıcı değişimlerden
birinin adı çevreye duyarlılık. Şekilde
görüldüğü gibi, bakınız Gezi Parkı.

 

X