"Sibel Arna" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sibel Arna" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sibel Arna

Gezi anneleri anlatıyor

Biz anneler 15 gündür sürekli maske, baret ve deniz gözlükleriyle evden çıkınca çocuklar bizim süper kahraman olup dünyayı kurtardığımızı düşünmeye başladı.

'Büyüdüğünde nefes almak için o yeşile muhtaç çocuğum’ dediler ve direnmeye başladılar. Direnişçi annelerden bahsediyorum. Hayatlarında çocuklarını en ihmal ettikleri günleri yaşıyorlar.
Ben de onlardan biriyim. İki haftadır eve biraz soluklanmak, oğlumu azıcık öpüp koklamak için girip hemen çıkıyorum. Rüzgar, über siber bir uğraş içinde olduğumu hatta dünyayı kurtardığımı düşünüyor. Salı günü kapıdan çıkarken aynen bu kelimeyi kullandı: “Anne yine mi dünyayı kurtarmaya gidiyorsun?”
“Dünyayı değil, senin geleceğini kurtarmaya çalışıyoruz” dedim, ikna olmadı. Olmasın varsın, hem haksız da sayılmaz, bundan sonra dünyanın daha güzel bir yer olacağı açık.
Bu hafta köşenin geri kalanını ilk günden beri Gezi Parkı’nda durmadan toslaştığım, birlikte gaz yiyip, birlikte simit dağıttığım anne arkadaşlarıma ayırdım. Bakın onlar için Gezi ne anlama geliyor:

Elif Doğan (www.blogcuanne.com): Bence Gezi Direnişi dayatmaya karşı durmak demek. İnsanların yaşam tarzlarına getirilmeye çalışılan kısıtlamalara “artık yeter” demek. Olaylar ilk başladığında bana “iki çocuk annesisin orada ne işin var?” diyorlardı. Oysa ben orada tam da bu yüzden bulunuyordum. Üstelik kendi çocuklarım için de değil bu ülkenin bütün çocukları için Gezi’deyim.

İrem Erdilek (www.SlingoMOM.com): İkinci çocuğunu 14 gün önce dünyaya getirmiş bir anne olarak Gezi Direnişi benim için hak ve özgürlüklerimizi kısıtlamaya çalışan zihniyete bir başkaldırı aslında. Çocuklarımın daha demokratik ve özgür bir ortamda büyüyüp fikirlerini korkmadan savunabilecekleri bir ülkede yaşamalarını istiyorum.

Aylin Çalışkan (Halkla İlişkiler Uzmanı): Gezi Direnişi bugün benim için ne ifade ediyorsa, yarın da kızım için aynı şeyi ifade edecek. Biz Gezi direnişi sayesinde öğrendik ağlarken gülebilmeyi.

Çağla Şikel (Manken, Sunucu): Belki de tükenmişlik sendromuydu bizimkisi, duyarsızlaşmaydı; belki de sesimizi duyuramaz olmuştuk, yorgunduk. Birinin acıtması gerekiyordu belki de, haklarımıza özgürlüğümüze saldırması, orantısız güç kullanıp, savaş açması, can alması… Parkıma, bahçeme, sanatıma dokundu ya, bu kez olmadı. Gezi Parkı sayesinde yeni bir Türkiye gördüm ben. Dostluğu, kardeşliği, her dinden her dilden insanın duyduğu vatan ve Cumhuriyet aşkını yüreğimde cayır cayır hissettim.

Gülüş Türkmen (www.alternatifanne.com): Bu haliyle hükümeti bir ebeveyne benzetecek olsam, en hafif tabiriyle ‘hyperparenting’ yani aşırı kontrolcülük yaptığını söylerim. Şiddet içermeyen bir dizinin içeriğine kadar karışan bir babanın çocuğu, sizce nasıl bir insan olur? Ya gizli işler çevirir, ya isyan eder ya da mutsuz olur.

Selin Çıkınoğlu (İletişim uzmanı): “Ağaçları kesiyorlar” çığlıklarını duyduğum anda çocuklarına deniz kıyısındaki çöpleri, pet şişeleri toplatan bir anne olarak koştum parka. O direnen gençleri görünce inşallah benimkiler de büyüyünce inançları uğruna böyle mücadeleci olurlar diye diledim. Gezi’de gerçekliğinden herkesin şüphe ettiği bir organizma yaşıyor ve oraya yardıma giden herkesi etkisi altına alıyor. O organizma büyüyecek ve bugüne kadar diğerini ötekileştiren, yargılayan, saymayan, sevmeyen herkesi yavaş yavaş dalga dalga değiştirecek. Bir anda olmayacak biliyorum ama benim çocuklarım da bunun taşıyıcısı olacak. Buna inanıyorum.

Ceyda Düvenci (Oyuncu): İlk gün Gezi Parkı için buradaydım ama artık hem Gezi Parkı için hem de her türlü şiddetin bir an önce durması, herkesin birbirini anlamaya çalışması ve bugünden sonra barışçıl bir ortam için ne yapabileceğini düşünüp gerekli adımları bir an önce atmasını istediğimiz için buradayım. Çocuklarımıza gururla anlatacağımız bu destanı yazan dünyanın en zeki, en aydın en yürekli çapulcularınıysa çok seviyorum.

X