Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gezer'inizinde!

BURSASPOR bu sezona renk getiren, futboluyla zevk veren bir takım.. Onları izlemek keyif..

Galatasaray’ı yenmişler, 7 haftayı üçüncü sırada geçmişler.. Son iki sezonda da Kadıköy’de Fenerbahçe’yi yenmişler. Fenerbahçe bu yıl içinde Şampiyonlar Ligi’nde son sekize kalmış. Bu sezon geçirdiği buhrana karşın hala seyircisi arkasında.. Şampiyonluk iddiası kaybolmuş değil.. O yüzden de her maçı çok önemli.. Galatasaraylılar, Beşiktaşlılar, Trabzonsporlular için "Fenerbahçe’nin puan kaybedebileceği maçlardan biri" olarak görülüyor.

Fenerbahçe-Bursaspor maçına şöyle bir bakıldığında sadece bu nedenlerden bile izlemek ister insan.. Erken gol buluyor Fenerbahçe.. Seyircisi o dakikadan sonra hem iyi futbol hem de bol gol bekliyor.. İyi de oynuyor sarı-lacivertli oyuncular.. Bursaspor’un genç futbolcuları karşısında akıllı paslarla sonuca gitmeye çalışıyorlar..

Ama bu kadar pozitif olgunun karşısında bir negatiflik var ki maçın bütün havasını kaçırıyor.. Seyirciyi de saha içindeki futbolcuları da geriyor.. Bu negatifliğin adı "Tolga Özkalfa" maalesef..

İyi hakem-kötü hakem olabilir, doğru karar-yanlış karar verebilir.. İnsandır; hata yapabilir.. Ama kafasında; "akşama bana derler" diye geçirerek maç yönetiyorsa; maçın önüne geçme düşüncesi bilinçaltında yer etmişse, yani Bünyamin Gezer’in yolundan gitmeye başlamışsa sonu dün geceki gibi olur..

Aynı pozisyona 2 ayrı karar

Bursaspor aut atışı kullanıyor, bu arada sahaya; ama çok etkisiz bölgeye bir top giriyor.. Oyunu durduruyor, topu çıkartıyor, sonra hakem atışıyla başlatıyor.. Doğal olarak Bursasporlu oyuncular hızlarını kesen bu karara tepki gösteriyor. Kurallara bakarsanız bunu yapma hakkı var. Ama oyunun akışını kesmeme açısından top toplayıcı çocuğun topu almasını beklese en isabetli karar olacak.. Üç dakika geçiyor. Bursaspor yine atakta ikinci top yine içeri giriyor. Bu kez eliyle, "Topu dışarı atın" diyor. Oyun durmuyor, top dışarı gidiyor.. Aynı maç, aynı hakem, aynı pozisyon ama iki ayrı karar..

Volkan aut atıyor. Top ceza alanının dışına çıkmadan Lugano dokunduğu için yardımcı uyarıyor. Özkalfa atışı tekrarlatıyor. Volkan iki kez soruyor, "Nereden başlatayım" diye.. İnanılmaz şekilde atış kale alanı dışından tekrarlanıyor..

Fenerbahçe Semih’le bir gol atıyor. Semih’in kaleciye yönelik en ufak bir hareketi yok. Tamamen topa vuruyor.. Bu arada Ivankov sakatlanma riskini göze alıp öne doğru, Semih’in vuruş mesafesine ellerini uzatıyor. Topu kontrol etse, Semih’in hareketi faul.. Ama Ivankov topu sadece çeliyor, Selçuk da boş kaleye golü atıyor.. Özkalfa’ya göre faul..

En acısı.. Bir penaltı ve sarı kart daha nasıl olur? Alex’in düşürülüşü sırasında Özkalfa’nın önü bomboş.. Nasıl olur böyle bir karar verir? Yardımcısı nasıl olur da Alex’in topa dokunduğunu ve rakibinin kontrolsüz girişini göremez?

Maç mı? Lugano yürekli bir oyuncu.. Kötü oynasa da maça yüreğini koyar.. Gol ona yakıştı.. Uğur; değeri daha sonra anlaşılacak bir oyuncu.. Zaman zaman Tuncay’dan daha yararlı Fenerbahçe için.. İki maçtır gol attığı için değil, sezon başından beri "arı gibi çalıştığı" için önemli oyuncu..

Güiza’yla ilgili düşüncelerimi cumartesiye bırakıyorum.. Sadece şunu söyleyebilirim.. Geçen sezon "penaltısız" 27 gol atıp La Liga’da kral olmuştu.. Bu sezon "penaltı dışında" kaçırılabilecek her golü kaçırıyor.. Alex kötü günündeydi.. Bir gol attı, iki asist yaptı..

Bursaspor erken gol sonrası oyundan düştü. Fenerbahçe karşısında "topla çok oynamanın" cezasını çekti. Oysa topu Fenerbahçe’ye bırakıp, savunmanın arkasına sarkmaya çalışsalar daha isabetli olurdu..

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI