Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gezegene esas kim yük oluyor çocuklar mı ihtiyarlar mı ?

Japonlar şu uzun yaşama işini iyice abarttı. Artık yetişkinler için altbezi defilesi de düzenliyorlar. Modeller podyuma çıkıp 80’lerin müziği eşliğinde altbezi tanıtıyor. Çünkü Japonya hızla yaşlanıyor.

Son altbezi defilesiyle ilgili Japon basınında çıkan haberlere göre, çişini tutamayan milyonlarca insan var ülkede. Bu nedenle yetişkin altbezi önemli bir tüketim malı. Yıllık hacmi 500 milyon dolar. Çocukların altbezi masrafı ve doğaya bırakılan atık oranı daha yüklü elbette. Peki hangi grubun varlığı doğaya daha zararlı? Bu konularda yapılmış bazı araştırmalar var. İki grubun da altı bezleniyor, ortak yanları görünsün diye bu örneği verdim, ancak araştırmaların kriteri tabii ki altbezi kullanımı değil. Konu iklim değişikliği, kriter de atmosfere salınan karbon emisyon hacmi.

Başbakana zıtlık olsun diye söylemiyorum, bilim adamları öyle diyor. Üçüncü çocuk gezegene yük diyorlar.

Geçen ağustos ayında British Medical Journal’da yayınlandı. "Karbon ayak izi" denilen, gezegeni kirletme katsayısını düşürmek için daha az çocuk yapılmasını tavsiye ediyorlar. İkisi karar, üçüncüsü zarar...

Öyle daha az araba kullanın, ya da az enerji tüketen buzdolabı kullanın gibi klişe direktifleri aşmış durumdalar. Açık açık "yavrulamayın" diyorlar. Bu üçüncü çocukların yoksul Afrika ülkelerinde değil, özellikle sanayileşmiş ülkelerde "doğmaması" gerekiyor. Çünkü ABD’de dünyaya gelen bir çocuk, Etiyopya’daki bir çocuğa kıyasla 160 kat daha fazla karbon ayak izi bırakıyor.

Şu andaki artış hızına bakılırsa, dünya nüfusu 2050 yılında 9 milyarı bulacak. British Medical Journal’ın başyazısına göre bu rakam yeryüzünün kısıtlı kaynakları üzerinde aşırı yük oluşturacağı için çatışmalar artacak ve iklim değişikliği de iyice körüklenecek.

Bu makalenin yayınlanmasının ardından "Çok çocuk yapmak yeryüzüne karşı sorumsuzluk mudur" tartışması başladı. Çünkü yazarlar, "Torunlarımıza yaşanabilir bir dünya bırakmamız için yapacağımız en büyük katkı, ailemizi sınırlı tutmaktır" diyorlardı. Bugüne kadar uluslararası iklim forumlarında aile planlaması pek az gündeme getirildi. Siyaseten hassas bir konu olduğu için. Nitekim Amerika’daki kilise grupları, bilim adamlarının çıkışını inanca müdahale saydılar.

Aslına bakılırsa "az çocuk yapın" demek biraz tuhaf. Çünkü dünyanın her yerinde doğum oranı azalıyor. Kalabalık Çin’de zaten tek çocuk politikası var. Hatta bu nedenle karbon emisyon hacmi konusunda imtiyaz istiyorlar. Avrupa’da ise kadın başına düşen çocuk sayısı zaten 2’nin altında. Nüfusu korumak için ortalama 2.1’i tutturmak gerekirken, Almanya kritik eşikte. Kadın başına 1.3 çocuk düşüyor. İngiltere’de ise 1.9. ABD’deki ortalama 2.1. Asya’daki ortalama (Çin hariç) 2.8. Afrika’daki ortalama da 5.4.

YAŞLANMA EKONOMİYİ DARALTACAK

Bu tabloya rağmen iklimciler, gelişmiş ülkelerdeki oranın daha da düşmesini istiyor. O ülkelerde ömürler uzuyor, yaşlı nüfusu büyüyor. Peki bu yaşlı nüfusların iklim değişikliği üzerindeki etkisi ne?

Amerika’daki Ulusal Atmosfer Araştırmaları Merkezi bu konuda bir araştırma yapmış. Sonuç şu: Yaşlılar, gezegene daha az yük oluyor.

Gerçi yaşlılar evlerini daha çok ısıtıyor ve 70’lerden kalma buzdolapları kullanıyorlar. Gençler de eğitimleri gereği global ısınma konusunda daha duyarlı ve bilinçli görünüyorlar. Ancak yine de yaşlanma daha olumlu görünüyor.

65 yaş üstü nüfusun ikiye katlanacağı hesap edilerek yapılan projeksiyona göre 2100 yılında yaşlıların karbon emisyon hacmine katkısı yüzde 10-37 oranında azalacak. Çünkü yaşlılar daha az araba kullanıyor, emeklilik çağında kaynakları daha kısıtlı olduğu için yeni tüketim mallarına daha az para harcıyor, daha çok sağlık harcaması yapıyorlar.

Nüfusun yaşlanması yoksullaştırıcı bir etki de yapacak. Çalışamayacak durumdaki tüketicilerin payındaki artışla birlikte ekonomik büyüme yavaşlayacak. Daralan ekonomi de daha az çevre kirliliği yaratacak. Tabii nüfusun yaşlanması, iklim değişikliğini durduracak kadar büyük bir etki yaratmayacak ama, işler kolaylaşacak.

Ekonomide benzer bir daralma trendi Japonya’da da yaşanacak. Halen nüfusun yüzde 20’si 65 yaşın üstünde. 2050’de 100 yaşını geçenlerin sayısı 1 milyonu bulacak. Japonlar başka bir çözüm yolu icat etmezse, çişini tutamadığı için altı bezlenenlerin sayısı artacak. Onlar da atmosfere karbon salmak yerine, altbezi defilelerine gidecekler.
X