"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Gericilere taviz

‘REKTÖRÜN tutuklanması gericilere bir tavizdir’ diyor Mehmet Feyyat. Kendisini ‘Vanlı Feyyat’ diye tanımlayan Feyyat, eski Cumhuriyet Savcısı ve Cumhuriyet Senatosu üyesidir.

Van Yüzüncü Yıl Rektörü Prof. Yücel Aşkın’ın, hem de Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in milletvekili seçildiği kentlerinde tutuklanmasına üzülüyor. Ama şu yorumu da yapıyor:

‘Rektörün tutuklanması bana göre gereksizdir. Çünkü tutuklanma kararı bir mahkemenin kararının esası sayılmaz, tedbir niteliğindedir ama bu da tartışılabilir. Bu tür kararlar, mahkeme siyasi baskı altına mı alınıyor, eleştirilerine yol açar.

Tedbir usule dair bir karar değil mi?

- Doğrudur. Tutuklama kararı istemi keyfidir ve gereksizdir. Çünkü Van’da Nakşiler, Nurcular, şeyhler, meşaikler vs. gibi çeşitli irticai gruplar ve tarikatlar kol gezmektedir. Üniversite bu cemaat ve tarikatların kontrolü altındaydı. Rektör ve kadrosu geldikten sonra irtica temizliği yapıldı. Bu nedenle üzerinde gayrimeşru şekilde baskılar artırıldı. Rektörün tutuklanması üzerine de şimdi zil takıp oynadıklarını öğreniyorum.

Mehmet Feyyat’a, Rektör Yücel Aşkın’ın Van’da göreve başladığından beri kendisine bir cephe oluşturulduğunu hatırlatıyoruz. Yanıtı şöyle oluyor:

‘Böyle bir gerçek de var’ diyor: ‘Ne yazık ki aydınlığın yolunu açan bir rektörün tutuklanması üzerine çok düşünmek lazımdır. Bölge halkının aydınlanması, çağdaşlaşması için çabalayan bir ilim ve irfan yuvasının rektörünün tutuklanması kararı için Kürtlerden daha çok kendisini Türk hissedenlerin düşünmesi gerekiyor sanırım.

Türkiye’yi kaplayan irticanın yuvası orasıdır. Merhum Said Nursi benim gibi oralıdır. Van’ın merkezindeki Türk kökenli hemşerilerimin çoğu Nurcu olmuştur bu sayede. Türk ve Kürtlerin, irticanın cehalet dehlizlerine düşmeleri konusunda Allah korusun diyorum. Düşünün, yöremde ilk lise ve üniversite mezunu benim. Şeyhler, meşaikler ve seyyitlerin desteğine tenezzül etmediğim için İstanbul’dan aday oldum ve parlamentoya girmeyi başardım.’

ÖNCE İRTİCA, SONRA PKK

PKK’nın etkisi...

- Bana göre bölgede en büyük tehlike irticadır aslında; PKK tehdidi bana göre ikinci sıradadır. Terör belası bittiğinde Türk ve Kürtler el ele verip aydınlığa doğru yeniden koşacaklardır.

CHP...

- Ben Kürt kökenliyim ve CHP’liyim. Bu gericilik akımlarına karşı CHP’li olmaya mahkûmuz.

Bu arada hatırlatıyoruz; Van’daki tıp fakültesinde de ‘gerici unsurlar’ın ağırlıklı olduğu belirtiliyor. Fakülte Genel Sekreteri Ramazan Çelik, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in kardeşi.

Bir rektör yardımcısıyla konuşmak istedik, ‘Bizi de sanık durumuna getirdiler, ben de ne yapacağımı bilmiyorum, bizi de tutuklayabilirler’ diyerek endişesini dile getirdi.

Hakkında çeşitli iddialar gündeme getirilen Rektör Yücel Aşkın’ın lojmanı geçen 14 Temmuz’da basılmış; bakanlıktan izinli olan tarihi eserlere, çelik kasaya, bazı evraka ve bilgisayarına el konularak adli emanete alınmıştı. 13 saat süren arama sırasında rektör, görevli olarak Azerbaycan’da bulunuyordu.

CUMA GÜNÜ SENARYOSU

Bu aramadan sonra 19 Temmuz’da yazılı bir açıklama yapan Başsavcı Kemal Kaçan, ‘Yargıya baskı var’ demişti. Rektörle ilgili soruşturmayı Savcı Ferhan Sarıkaya yürütüyor.

Üniversite çevrelerine göre, Milli Eğitim Bakanı Çelik, üniversite ile hiç ilgilenmiyor. ‘Ancak’ deniyor; 28 Mart’taki yerel seçimlerden önce bölgede gazetecilere ‘Üniversiteye yatırım yapacağım. Ben geldiğimde hiç rektörü bulamıyorum, ya yurtdışında ya bilmem nerede, Nepal’de oluyor’ demişti. Rektör Aşkın ise ‘Ben hiç Nepal’e gitmedim’ diye açıklama yapmıştı.

Ve Rektör Aşkın, aradan 91 gün geçtikten sonra garip bir şekilde sivil polisler tarafından alınıp ifadeye çağrılıyor. Adliyede 13 saat tutuluyor ve ardından yeni suçlamalarla cezaevine gönderiliyor.

Hem de hafta sonu itiraz edilmesinin önlenmesi için kararın cuma günü verilmesi dikkat çekiyor.

Tarihi yaşatmak

CAĞALOĞLU öksüz kaldı’ <ı>(16.10.2005) ama umuyorum, Cumhuriyet’in Türk toplum yaşamındaki yeri ve önemi, gazetenin mekánı değişmiş olsa da hep aynı kalacak... Ben de eski bir Cumhuriyet muhabiri olarak 1976’dan beri gazeteme her geliş gidişimde bir tarih dehlizine giriyorum sanırdım. Sevgili Deniz Som’un ‘Vaziyet’ adlı köşesinde, geçen gün binadan ayrılış yazısında yazdığı gibi, her seferinde gazeteye gelişte benim de içimde bir heyecan duygusu belirirdi; bu hiç değişmeden hep sürmüştür. Gazeteyi, bir gemi kazasından kurtulan kazazedelerin mahzunluğu içinde kalan, şimdiki çalışan arkadaşların, gazetecilerin terk edişindeki kederi ve hüznü ben de burada, ABD’de aynı duygularla yaşıyorum.

Ne var ki, ben yine de olumlu yaklaşalım, bundan iyi sonuçlar çıkartmaya çalışalım, derim. Buna benzer örnekler başka yerlerde de yaşanıyor ve çalışanlarıyla, eski üyeleriyle o kurumlar başka mekánlarda yaşamlarını sürdürüyorlar. ABD’nin Indiana Eyaleti’ndeki Lafayette kentinin 100 bin tirajlı günlük yerel gazetesi ‘The Journal&Courier’ şu sıralarda, tıpkı bizim gazetemiz, Cumhuriyet gibi taşınma telaşında! 1825’te Lafayette kenti kurulmuş, dört yıl sonra gazete ilk sayısını çıkarmış; 1829’da!.. Şimdi kent merkezinde bulunan iki katlı tarihi binaya 120 yıl önce geçmişler. Bizim ‘Pembe Köşk’ kadar eski nerdeyse... Binayı ben birkaç kere dolaşmıştım. Bir müzeden farksızdı açıkçası... Ama, koşullar oraya sığmalarına engel olunca, Caterpillar fabrikasının yanına, sanayi merkezine 23 milyon dolarlık bir yatırımla taşınmaya kalkıştılar. ‘Önemli olan şu’ diye anlatıyor Journal&Courier’in çalışanları: ‘Gazeteyi yaşatmak ve eski binayı bir basın müzesi gibi değerlendirmek.’

Şimdi, bana kalırsa, eski yeni Cumhuriyetçilerin hepsi, el ele verip geride kalan binayı ve elbette tarihi Pembe Köşkü mezbelelik haline dönmemesi için kurtarmaya çalışmalılar.

Köşenizden sizin aracılığınızla Cumhuriyetsever okurlara sesleniyoruz: Belki yapabileceğimiz bir şeyler vardır! Lafayette’in Amerikalı gazetecileri yaptıktan sonra...’

Mahmut ŞENOL AMERİKA

Ramazan manzaraları

Mezarlıkta reklam Bugün (dün) ziyarete gittiğim Zincirlikuyu Mezarlığı’nda gördüğüm manzara karşısında hayretler içinde kaldım. Mezarlık sınırlarının içinde bulunan tarihi su kulesi ‘Nestle’ firması tarafından reklam panosu haline getirilmiş. Reklama elbette evet ancak bu şekilde uygulamaya kesinlikle hayır! Acaba dünyanın hangi ülkesinde hangi mezarlıkta reklam yapılıyor? Bu uygulamanın ivedikle iptal edilmesini orada yatan binlerce insan adına rica ediyorum. İbrahim GÖKNAR

EYÜP’ÜN HALİ
Önceki gün (Pazar) Eyüp Sultan’a gittik.Oradaki manzara beni çok üzdü. Komiler abdest alma yerinde bulaşık yıkıyordu. Çöpler büyük poşetlerin içinde mezarların yanında ve etrafa salçalı sular sızdırıyordu. İnsanlar mezarların üstünde yemek yiyorlar.Önlem alınamaz mı?

Selma US

GÜNÜN SÖZÜ


‘Bozulduğu zaman, insandan daha korkunç yaratık yoktur.’

(Sophokles)


Biliyor musunuz


PETROL-İş Sendikası, Maslak’da Mehmetçik Vakfı’na ait Opet benzin istasyonunda meydana gelen patlamayı kınarken, yaralananlardan Durmuş Özkan, Sezai Çetin ve Ersin Arslan’ın sendikalarının üyesi olduğunu açıkladığını...

BAĞIMSIZ Eğitimciler Sendikası’nın Pakistan’daki depremzedelerine ‘Çocuklar İçin Bir Hafta’ adıyla bir yardım kampanyası başlattığını...

MESAJ PANOSU

GAZETECİ-yazar Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı ölümünün 6. yılında 21 Ekim Cuma günü 14.00’te Beşiktaş Akatlar Kültür Merkezi’nde anılıyor. <ı>0212-351 93 89.

BÜTÜN zorlukları göze alarak cumartesi günü Beylikdüzü’ndeki TÜYAP Kitap Fuarı’na gitmeye karar verdik. Ancak ulaşımı çok zor; İETT’nin buraya koyduğu servislerde farklı fiyat uygulaması yaparak ziyaretçileri mağdur ettiğini düşünüyorum. Kadıköy’den koyduklari servis için üç tam bilet istiyorlar; bu öğrenciler için de geçerli... Ancak aylık Akbil geçerli değil. Büyükşehir Belediyesi, böyle bir kültür etkinliğini geliştireceğine kár sağlamaya mı çalışıyor?

Erkan BAYHAN

Öğretmen

X