Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gerets'in yanlışı

Gol ofsayttı.. Penaltı verilmedi.. Direkler ve rakip kaleci birçok golü önledi.. Ama görünen bir şey var ki, G.Saray eski G.Saray değil.. Gerets ideal kurgusunu bulmak zorunda.. Takımı oturtmak zorunda..

G.SARAY’ın en az iki gol atması gerek.. Ama Hakan kenarda.. Rakip bir gol buluyor, Gerets, Hakan’ı oyuna alıyor..

G.Saray’ın kenarlardan iyi orta yapması gerek.. Ergün gibi çok iyi orta yapan bir ismi dışarı çıkarıyor, sağbek Uğur’u sola çekiyor, Sabri’yi sağ kanada sürüyor..

Heinz gibi hücum özelliği daha yüksek olan bir futbolcu geriye çekiliyor, Zafer gibi gencecik bir oyuncu bu kadar stresli dakikalarda oyuna sürülüyor..

Bunlar G.Saray adına önemli yanlışlardı.. Gol ofsayttı.. Penaltı verilmedi.. Direkler ve rakip kaleci birçok golü önledi.. Ama görünen bir şey var ki, G.Saray eski G.Saray değil.. Sadece Ümit Karan, Necati, Hakan Şükür çıkıp bir maçta ikişer-üçer gol atarsa takım kurtulmuş olacak.. Orta saha zayıf.. Kanatlar zayıf.. Savunmada sorun var.. Tomas eski Tomas değil.. Song, Mondragon ikilisi dışında takımda ayakta kalan isim hemen hiç yok..

Gerets Samsun maçında takımla o kadar çok oynadı ki, herkesin kafası karıştı.. Ama maç kazanılınca yapılan hamleler çok iyi görüldü.. Oysa ki, Daum’un ilk yıllarında da aynı değişimler takıma büyük zarar veriyordu..

Gerets ideal kurgusunu bulmak zorunda.. Takımı oturtmak zorunda.. Orta sahayı güçlendirmek zorunda.. En önemlisi her gelen atakta rakibin gol pozisyonu bulmasını engellemek zorunda.. O zaman Tromsö en azından bir ders olarak yarar sağlamış olur..

Birbirlerini parlatıyorlar

BAŞKAN Aziz Yıldırım’ın payı büyük tabii.. Christoph Daum’un da.. Biri maddi hiçbir fedakarlıktan kaçınmadı. Diğeri her türlü riski göz önüne alıp iki savunması zayıf oyuncuyu aynı takımda oynattı.

Ama bu iki yıldızı parlatan asıl neden bütün oyuncuların gösterdiği sabır, inanç ve oyun disipliniydi. Başarının Alex ile Anelka’ya fatura edilmesi karşısında bu anlayışlarını bozmamalarıydı. Aurelio-Selçuk-Appiah-Serkan Balcı dörtlüsünün inanılmaz mücadelesiydi..

Alex ve Anelka yere göğe konulamıyor.. Zaten kariyerleri ortada.. Oynadıkları takımlarda hep yıldız konumunda olmuşlar. Ama ne Anelka’nın Alex’i, ne de Alex’in Anelka’sı olmuş.. Bir zamanlar Rıdvan aynı konumdaydı.. Çelebiç ve Oğuz gibi iki pas ustasıyla oynamıştı.. Şimdi bu işin keyfini Nicolas Anelka çıkarıyor.. Alex de şovunu yapıyor.. Keyfi Fenerbahçe seyircisine kalıyor..

Ailton'u kim istedi?

AİLTON’u Rıza Çalımbay istedi mi? Bence hayır.. Ailton hazır olarak mı geldi? Kesinlikle hayır.. Ama 2 gol atınca Ailton sanki başarının bütün mimarıymış gibi gösterildi mi, kesinlikle evet..

O zaman ister istemez takımın içindeki dinamit Ailton oldu.. Saha içinde çoğunlukla eli belinde dolaşan, diğer arkadaşlarının iki-üç kat transfer ücreti alan, sürekli antrenörüyle problem yaşayan Brezilyalı, Rıza Çalımbay’a kendi eliyle ateşten gömleği giydirdi..

Baktık ki, İsveç’te Rıza Çalımbay, Ailton’suz bir takım sahaya sürmüş.. Youla yanında koşan, mücadele edip, sürekli depar atan Ahmed Hassan’ı bulunca rahatlamış.. Sergen gibi bir ustayla oynayınca kendine gelmiş.. Ailton da olmayınca bir anda takımın yıldızı haline geliverdi..

İşte Beşiktaş için ipucu bu.. Geçen sezonun ikinci yarısı aynı sıkıntıları Fenerbahçe yaşadı.. Futbolcular büyük ilgi gösterilen, koşsa da koşmasa da takımın yıldızı olarak görülen ve en önemlisi başarıya büyük bir katkı yapmayan Anelka’yı kabullenmekte zorluk çektiler. Ne zamanki Anelka kendine geldi. Kalitesini sahaya yansıttı o zaman takım kendini kabul etti.

Rıza Çalımbay belki de kafasında ‘Herşey artık bitti’ dediği için Ailton’u yedek bıraktı.. Bundan sonra neler olacağını hep beraber göreceğiz.. Ama Beşiktaş iyi futbol ve bol gol için Ailton’a muhtaç olmadığını kanıtladı.. Yeni teknik kadro için bundan büyük bir ipucu olmaz herhalde..

Ders gibi hakem

F.BAHÇE-PSV maçının İspanyol hakemi tam anlamıyla dört dörtlük bir maç yönetti. Pozisyonlara yakındı. Yardımcılarıyla uyumluydu. Ama en önemlisi yaptığı çağdaş yorumlardı. Hesselink’in topa elle müdahalesinde oyunu oynattı. Baktı ki, savunma topu gol çizgisinden çıkardı, penaltıyı verdi.. Eğer gol olsa oyunu kesmemiş olacak ve en büyük avantaj olan golü verecekti.

Bir PSV atağında yine benzer bir avantaj yorumu yaptı. Ceza alanının birkaç metre dışında PSV’li oyuncu düşürüldü. Ancak top bir başka takım arkadaşının önüne gelince hakem oyunu devam ettirdi. Baktı ki, oyuncu korner bayrağına doğru gidiyor, Gonzales daha tehlikeli bir pozisyon olduğu için frikik atışına hükmetti.

İspanyol hakemin bu yorumları bizim hakemlerimiz için de ders olmalı. İlk pozisyonda hemen düdük çalıp çok önemli avantajlar kesilmemeli.. Düdük sonuçta sizin.. Bekleyin bitsin pozisyon.. Ondan sonra verin kararınızı..
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI