Gerçekten en kötü günümüz bugün gibi olsun...

Pazar günü, “bizden öncekiler neler yazıp neler okumuşlar” sorusuna cevap aradım.

Haberin Devamı

Bu konuda bizden önceki meslek büyüklerimiz de merak duymuşlar. Mesela A. Ragıp Akyavaş, 1958’de “Ruzname-i Havadis” gazetesinin 90 yıl önceki bir sayısını bulup 1888 yılında İstanbullu gazete okurlarına sunulan

bazı haberleri aktarmış.

Ondan alıp ben de siz sayın okurlarıma aktarayım:

-Zaptiye Müşiri’nin (Emniyet Müdürü) emrine göre, kadın taifesi edep ve terbiyeye aykırı kıyafette gezmeyecekler, akşam ezanından bir saat evvelinden itibaren sokaklarda kalmayacaklardı. Geceleri arabalı ve arabasız toplu yerlerde hiçbir kadın görülmeyecektir. Bazı eşya almak için, çarşı içinde vesair mahallerde dükkan ve mağazaların içine giremeyecekler, dükkanın önünde durarak istedikleri şeyi satın alıp derhal evlerine döneceklerdir.

 

Haberin Devamı

Muhalefete tahammül

 

Evet… Kadınların dükkanlara girmelerinin ve hatta sokağa çıkmalarının yasak olduğu 1880’li yıllar İstanbul’unda, bu kısıtlamaları protesto eden dönemin feministlerinin, direniş aracı olarak kullandıkları “kara çarşaf”lara bürünüp sokağa çıktıklarını biliyor muydunuz?

İsterseniz 1888’den 1930’lara gelelim.

Serbest Fırka’nın “muhalif parti” olarak sahneye çıktığı yıl bu.

Tabii ki iktidar partisi CHP’nin başyazarı Falih Rıfkı (Atay) çok sinirlenmiş bu duruma ve Hakimiyet-i Milliye’de (Ulus), bu konuda çeşitli yazılar yazmış.

Atay’ın “Eski Saat” kitabından alarak, “muhalefet” ve “muhalif basın” üzerinde eski CHP’lilerin neler düşündüklerini hatırlayalım:

-İyi bir muhalefet iyi bir hükümet kadar zordur. Yeni Türkiye gibi kurulmuş devletlerde ise muhalefetin mesuliyeti, asla hükümetin mesuliyetinden aşağı tutulamaz. Denizin ortasındayız; kara henüz görülmemiştir... Henüz hiçbir cumhuriyetçi, yüzgeçliğine güvenerek gemisini terk edip kendisini büyük denizin dalgalarına atamaz. Bu gemi disiplin gemisidir. (Eylül 1930)

 

Çıplak sayfalar

 

Haberin Devamı

-Türk gazetelerinin sürüm yolları ya küfür ve hiciv, ya çıplak kadındır. Gazeteler çıplak ve kapalı kadın resmini sinema sayfası der neşreder, “çıplak insanlar kulübü” der haberleştirir, neşreder; spor der neşreder. Fakat mutlaka sayfalarından birini, ikisini dişileştirir. (Ocak 1931)

-Hiç şüphe etmeyiniz. Bütün bu muhalif gazeteciler, hepsi bir kelime ile alçaktırlar. Balkanlardan Amerika’nın öbür ucuna kadar böyle mahluklar, casus ve baba katili gibi en iğrenç mücrimlerle bir sıraya konur ve şahsi hürriyetleri bile kendi ellerine teslim edilmez. Biz ise gazete denilen müesseseyi teslim etmişiz. (Haziran 1932)

Ne dersiniz sayın okurlar.

Belki az gittik uz gittik ama kesinlikle arpa boyundan daha uzun bir yol aldık.

Haberin Devamı

Üstelik şimdi iktidarlar muhaliflere ve basına karşı değil, muhalefet ve basın iktidarlara karşı daha sert eleştiriler yöneltebiliyor.

Özetle “en kötü günümüz bugün gibi olsun” diyoruz.

  

 

 Kalan yollar bizimdir...

 

Fazıl Say’dan sonra “Ben de bu ülkede yaşamak istemiyorum” demek, medyanın ilgisini çekmenin en etkili aracı oldu.

Bu arada kendilerine karşı tepki koyulan “yüzde 70”in içinden bazıları da, “bari biz gidelim siz kalın” diye sitem okları bile attılar ülkede yaşamak istemeyenlere.

Eğer bu söylemlerin sahiplerinin dediği dedikse,

bir süre sonra İstanbul’un trafik sorunu kalmayacaktır. Geride kalan bir avuç bizler, boş yollarda yalnız başımıza gezip duracağız.

  

Haberin Devamı

Ağar doğru teşhisi gecikerek koydu...

 

Mehmet Ağar, Demokrat Parti Kongresi’nde emaneti teslim ederken, çok doğru bir teşhisi, dokuz ay gecikme ile seslendirdi.

Özetle şöyle dedi Ağar:

-Genelkurmay’ın e-muhtırası siyaset zeminini bozdu. Genelkurmay internet sitesindekie-muhtıra ile AKP ve CHP’ye gün doğdu ve 22 Temmuz seçimleri AKP’ye hediye edildi.

Aslında geriye doğru gittiğinizde, elektronik, dijital ve analog tüm muhtıraların, siyasetin zeminini bozduğunu rahatça görebilirsiniz.

Sanki durumdan vazife çıkaran 28 Şubatçılar da, post-modern darbe ile bozmamış mıydılar siyasetin zeminini?

Mehmet Ağar, elektronik muhtıraya karşı tavır alsaydı, bugün DP Meclis’teydi.

Haberin Devamı

Ama neticede geç olsa da doğru teşhisin seslendirilmesi bir kazançtır. Hiç olmazsa bundan sonra merkez-sağ siyasetçiler, muhtıralar karşısında ne yapmaları gerektiğini bilirler.

 

Yazarın Tüm Yazıları