Gerçekçi olmalıyız

Hürriyet Haber
30.09.2012 - 00:00 | Son Güncelleme:

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, zamanında tedbir almanın çok önemli olduğunu belirterek, “Bu kararları vermek, uygulamak kolay değil.

Kısa dönemde rahatsızlık ve hoşnutsuzluk olabilir ama ülkenin uzun vadeli istikrarı için gerçekçi olmak, dengeleri mutlaka dikkatli yürütmek zorundayız” dedi. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) Başkanlar Kurulu Toplantısında konuşan Babacan, ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 2012-2017 yılları arasında tüm üye ülkeler arasında Türkiye’nin yüzde 5.2 ile en hızlı büyüyecek ekonomi olacağı tahminine dikkat çekerek, “Biz yüzde 9-10’lardan yüzde 3-4’leri konuştuğumuz için hafif bir moral bozukluğu oluyor ama, bizim konuştuğumuz bu rakamlar, OECD ülkelerinin tümünün en yükseği olacak” dedi.

Uzun vadeli çözümler

Türkiye’nin hem 2012, hem 2013 büyüme rakamının Avrupa’nın en hızlı büyüme oranları olacağını vurgulayan Babacan, Türkiye’nin ihracatının halen yüzde 38’ini Avrupa ülkelerine gerçekleştirdiğini anımsatarak, şunları söyledi: “Türkiye’ye gelen finansman akışının 4’te 3’ünün AB’ye üye ülkelerden geldiğinin unutulmaması gerek. AB ile bu kadar bağlı bir ekonomi varken, orada olup bitenden tamamen izole, tamamen ayrı bir ekonomik tablo kısa vadede çok gerçekçi değil. Daha uzun vadeli çözümlerle hareket etmeliyiz. Kriz döneminde de daha farklı uygulamalara girdik. Krizden önce kamu maliyesi ve bankacılıkta attığımız adımlar, krizden Türkiye’yi korudu ama kriz döneminde de, Avrupa ülkelerinin harcama artırdığı dönemde tam tersine bütçe açığımızı nasıl düşüreceğiz, kamu borç stoğumuzu nasıl aşağıya indireceğiz, buna baktık.”

Korumaya alınmış yapı

Makro ihtiyati tedbirleri bankacılık üzerinden etkin bir şekilde kullandıklarının söyleyen Babacan, 2010-2011 yıllarında Türkiye’nin çok yüksek büyüme rakamlarına ulaştığını hatırlattı.

Elin taşıyla elin kuşunu vuruyoruz

TÜRKİYE’nin Çin ve Güneydoğu Asya ile olan ilişkilerinin hızlı bir şekilde geliştiğini kaydeden Ali Babacan, “Her ne kadar dış politikada, siyasi alanda anlaşamadığımız konular olsa da, 2010’da Çin Başbakanı’nın ziyareti sırasında ilişkilerimizi stratejik işbirliği seviyesine ulaştırdık. Bu günlerde ekonomik ilişkilerimizi diğer konulardan ayrı tutarak, Çin ile olan ilişkilerimizi götürmeye çalışıyoruz. Türkiye’nin geniş petrol kaynakları ve doğal gazı yok. Bizim en değerli zenginliğimiz, dünyanın her yerinde iş yapabilen, içinde bulunduğu coğrafyaya kolaylıkla uyum sağlayabilen, risk almaktan korkmayan girişimci bir ruh. Aslında ekonomik yapımıza bakarsak, elin taşıyla elin kuşunu vuruyoruz. Bütün hammaddeyi ithal ediyoruz” dedi.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı