Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gerçeği nihayet gördüler

NEYSE ki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) ileri gelenleri, 21 Ekim’de yapılması söz konusu halkoylamasına gitmenin yol açacağı karmaşayı gördüler de harekete geçtiler.<br><br>Böylece "emirin demiri kesebileceğini" ileri sürseler bile "hukuku, daha doğrusu mantığını kesemediğini" teslim ettiler.

Aksi halde Başbakan Erdoğan’ın 2 Ekim Salı günkü AKP Meclis Grup toplantısında söylediğine bağlı kalacaklar, yani "Hem halkoylamasını yaparız hem de bir sonraki Cumhurbaşkanı seçimini, Abdullah Gül’ün görev süresinin bitmesine yani 7 yıl sonraya bırakırız" demiş olacaklardı.

Oysa Sayın Erdoğan ne derse desin, halkoylamasına sunulan yasa kabul edildiği takdirde 40 gün sonra bir Cumhurbaşkanı seçimi yapılması yasanın emriydi.

Ankara’dan gelen haberlere göre AKP’liler, halkoylamasına sunulan yasanın "40 gün sonra seçim yapılmasını" emreden iki hükmünün (Geçici 18 ve 19’uncu maddelerin) metinden çıkarılmasını sağlayan bir "Anayasa değişikliği önerisi" hazırlamışlar. Bunun yasalaşması için de hem Milliyetçi Hareket Partisi’nden (MHP) hem de Demokratik Toplum Partisi’nden (DTP) destek vaadi almışlar.

Aslında onlardan önce CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da AKP’ye çağrıda bulunmuş, "Bu hukuk skandalını ortadan kaldırmanıza yardım etmeye hazırız" mesajını vermişti.

Tamam, Deniz Baykal’ın Meclis’te yeni gerilimlere ve vakit kaybına yol açmamak için koyduğu tavır olumludur, iyidir. Lakin soralım:

Şimdi AKP geri adım atmış oluyor da Sayın Baykal ileri mi gitmiş sayılıyor?

Bu çözüm Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’ pekiştirecekse, Sayın Baykal’ın "Gül Cumhurbaşkanı olmasın" diye aylar süren tepinmelerinden geri adım attığı da gerçek değil mi?

Demek ki tutarsızlık tek taraflı değil.

İkinci nokta... Sayalım ki AKP’lilerin MHP ve DTP’lilerle uzlaşması sonunda bu öneri geçti ve öteki hükümler yasalaştı...

O takdirde de sorun çözülmüş sayılmaz. Çünkü bu yasa, yürürlükteki Anayasa’da değişiklik yapıyor ve bundan böyle Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesini emrediyor.

Peki ama Türk kamuoyu bir süredir Anayasa’dan başka bir şey mi tartışıyor?

Hani herkes akıl verecek, her görüş dikkate alınacak ve yeni Anayasa o suretle yapılacaktı? O noktada eğer samimi isek şimdi birçok insanın -ve kurumun- karşı çıktığı bir model olan "Cumhurbaşkanı’nın Meclis yerine halk tarafından seçilmesi" formülünde neden ısrar ediyoruz?

Öyle ya, belki de önümüzdeki tartışmalar bu fikrin yanlış olduğunu ortaya çıkaracak...

O nedenle şimdi yapılması gereken şey, halkoylamasına sunulan 5678 sayılı -henüz yürürlüğe girmemiş- yasanın sadece iki maddesini iptal etmekle (lağvetmekle) kalmayıp, tamamını lağvetmektir. Böylece hem boşu boşuna en az 100 trilyon lira tutarında masraf edip halkoylaması yapmaktan kurtuluruz, hem de böyle hata yapmamayı öğreniriz.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI