Gündem Haberleri

    Genlerin savaşı

    Hürriyet Haber
    24.04.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

    İnsanın evrimiyle ilgili araştırma yapan biyologlar, kadınla erkek arasındaki savaşın, gen alışverişiyle birlikte başladığını düşünüyor. Bir bebek daha anne karnında embriyon halindeyken iki cins kıyasıya savaşmaya başlıyor. Baba genleri bebeğin irileşmesini istiyor, anne genleri ise bu gidişi durdurmaya çalışıyor. Bu iki caydırıcı gücün çatışması sonunda bir denge oluşturuyor.

    Babaların çok önemli bir sorunu vardır: Çocuklarının gerçekten kendilerine mi ait olduğunu asla bilemezler. Genlerini devredeceği kadınla kurduğu evlilik bağı da bir garanti teşkil etmez. Batıda yapılan istatistiklere göre erkeklerin büyük çoğunluğu ilk çocukta olmasa bile, arkadan gelen diğer bebeklerde karısından az da olsa şüphe duymaya başlıyor. Erkekler bu kuşkularında yalnız değil. En güçlü müttefikleri olan genler de onlarla birlikte, onların saflarında savaşıyor.

    Harvard Üniversitesi'nden biyoloji uzmanı David Haig'in görüşüne göre erkekler, genlerinin bütün şifresini spermiyle birlikte kadınlara aktarıyor, bir çeşit işaret koyuyorlar. David Haig, bunun bir savaş olduğunu düşünüyor.

    ABD'deki Massachussetts Teknoloji Enstitüsü'nden moleküler biyoloji uzmanı Rudolf Jaenisch da erkeğin genlerini kadına aktarmasını ‘‘soğuk savaşa’’ benzetiyor. Çünkü kadınla erkek arasında, aynı soğuk savaş yıllarında ABD ile Sovyetler Birliği arasında olduğu gibi, bir caydırıcılık dengesi bulunuyor.

    Haig'in teorisi, kalıtımla ilgili olarak bundan birkaç yıl önce keşfedilen bir bulguya dayanıyor. Birkaç yıl öncesine kadar her okul çocuğu Mendel kanunlarına inanırdı. Buna göre genlerin anne veya babadan alınması önem taşımıyordu. Ancak daha sonra, insanın genlerinde anne veya baba tarafından biçimlendirilen bölümler olduğu ortaya çıktı.

    Her insan, her hücresinde çifte kromozom taşıyor. Bu kromozomların yarısı yumurta hücresinden, yarısı da spermden geliyor. Kromozomlar genleri barındırdığı için, kromozomda her genin iki kopyası da bulunuyor. Çoğunlukla bu kopyalardan hangisinin anneye, hangisinin babaya ait olduğu belli olmuyor. Her ikisi de işlevsiz duruyor.

    Ancak cinsiyet işareti bulunan genlerde bu kural geçerli değil. Anne, daha yumurta hücresinde bu genlere işaret koyuyor; baba da sperminde işaretliyor. Embriyon, döllenme sırasında, aynı genin işaretlenmiş kopyalarını devralıyor. İşte soğuk savaş bu kopyalar arasında geçiyor. Hücre, hangi genleri kabul edip hangilerini görmezden geleceğine karar veriyor.

    Bu savaş en çok da bebeğin gelişimiyle ilgili süreçte kendini gösteriyor.

    Genleri nasıl miras alıyoruz

    İnsanın her hücresinde çift kromozom ve çift gen bulunuyor. Genlerin büyük çoğunluğunun anneden ya da babadan geçmesi büyük önem taşımıyor. Hücrelerimiz, her iki gene de aynı muameleyi yapıyor. Ancak bazı genlerde cinsiyet ağır basıyor. Anneden ya da babadan alınan gen aktif olduğu zaman, diğeri ‘‘sessiz’’ kalıyor.

    Erbezlerinde, yumurta ve sperm hücrelerinin öncüleri oluşuyor. Bu öncülerin barındırdığı cinsiyet ayırt edici özellikler siliniyor, nötr hale geliyor ve yeniden yapılanıyor. Bu aşamadan sonra sperm öncülerindeki genler baba, yumurta hücrelerindeki genler ise anne tarafından şekillendiriliyor.

    Sperm ve yumurta hücrelerinin salt erkek ve salt dişi özelliklerini kazanmasından sonra bunlar bölünüyor.

    Döllenen yumurta, kromozomlardan birini spermden, diğerini de annenin yumurta hücresinden alıyor. Bunlarla birlikte cinsiyet şifrelerini içeren genler de devralınıyor. Embriyonun oluşumu sırasında iki kopyadan biri ön plana çıkıyor ve diğerini bastırıyor. Bu diğeri, ömür boyu sessiz kalıyor.






    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı