"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Genellemeleri sevmem ama genel olarak Türk kadını...

İskoçlar, Türkiye dahil bazı ülkelerdeki kadınların ortalama yüz hatlarını belirlemiş.

İtirazlarım ve Türk kadınıyla ilgili kendi istatistiki analizlerim var. Elin İskoç’u nereden bilecek, siz beni dinleyin!

Eyyyy İskoçya! Oğlum başka derdin tasan mı
yok? Sen önce turizmine çare bul!
‘Bizim şatolarda hayalet var, gelin görün’ kampanyaları eski ilgiyi görmüyor diye... Bir kere sen en baştan, turist gelsin diye dedenin ninenin hortlağına güvenmeyecektin, direkt, efendi efendi yayla turizmine, ‘kendin pişir kendin ye’ye girecektin hacı. Yalan mı? Neyse, durun, konu başka.
İskoçya’daki Glasgow Üniversitesi psikiyatristlerinin yaptığı deneysel projede, dünya ülkelerindeki kadınların tipik yüzleri ortaya çıkartılmış. “Aha bu ortalama Ukrayna kadını, bu Alman kadını” gibisinden. Yani “Hepinizi toplayınca ortaya bu surat çıkıyor” tarzı bir deney.

Genellemeleri sevmem ama genel olarak Türk kadını...

Bizim kıza baktım. Böyle kahverengi saçlı, kahverengi gözlü, akça pakça, tatlı suratlı, çıkık elmacık kemikli bir bacımız. Eh evet, bu tiplerden bizde çok var. Hatta kızı bir yerden de tanıyorum, çıkaracağım sanki! Ve fakat, araştırma FaceResearch.org isimli internet sitesi üzerinden yapılmış. Uzmanlar kullanıcılarının kendi ülkeleri kategorisine yükledikleri fotoğrafları dijital yazılımlar kullanarak analiz etmiş. Yani sadece o siteye yüklenen fotoğrafların birleşiminden bir kadın çıkmış ortaya.
Oo ne anladım ben ondan? O zaman siteye yükle Karadenizli kızların fotoğraflarını, tipik Türk kadını, sarışın mavi gözlü ve “Kodum mu oturturum” karakterli bir insan çıksın! Koy Güneydoğulu kızları bir araya, onu analiz et, birinci kalite siyah saç, kalın kaş, kara gözlü bir hatun belirsin.
Bir kere tanıdığım çoğu Türk kadını, sülalesinde Çerkeslik olduğunu iddia eder! E zira bu ülkede bir biçimde Çerkes kızlarının güzelliği meşhurdur, kulağa egzotik ve Avrupalı gelir. Ancak bu iddiaların yoğunluğuna bakılırsa, Türkiye’de yaşayan Çerkeslerin oranı yüzde 60 filan olmalıdır ki, öyle değildir!
Gerçekten sülalesinde az buçuk Çerkeslik olup Çerkes olmadığını söyleyen tanıdığım tek insan bendenizim! E çünkü, maalesef hiç tanışamadan kaybettiğim anneannemin, resmini bile görmediğim annesi Çerkes olunca, ben nereden Çerkes oluyorum ki? Tamam, tanıdığım Çerkesler şahane insanlar da, ben ne kültürü bilirim, ne dili, ne çerkestavuğu dışında yemekleri!
Daha ileri gidip hakikaten Çerkes güzelleri olan Gupse Özay ve İrem Sak’ı bu sebeple tercih edip diziye seçtiğimi söyleyen bile var!
Kime ne ama illa merak eden varsa: Ordu, Uşak, İstanbul ve sekizde bir Çerkes (üstelik de Muş Varto’da doğmuş Çerkeslerden) karışımı bir insanım. Özetle, tam anlamıyla buralı, bildiğiniz Türk’üm işte! Kulağa egzotik gelmese de, bayılıyorum bu topraklardan bir karışım olmaya.
İşte zaten ben de bir kanıtım ki, Türk kadını kaşıyla gözüyle, saç rengiyle filan genellenemez.
Nasıl genellenir biliyor musunuz? Kalçasıyla!
Boğaziçi’nde istatistik dersinden kalmış, çift dikiş atmış insanım, yani bir nevi uzmanım! Genelleme yapılacaksa, onu da biz biliriz, İskoç değil! Bence bir araştırma yapılsa, Türk kadınlarının tek ortak fiziki özelliği çıkar: Geniş ve hafif aşağıda kalça!
Sebep nedir, kalıtımsal mıdır, yemeğin salçası mıdır, bilmem. Ama rejim şu bu değil, dekatlon yapsanız, o kalça öyle kalacak!
Bir genelleme daha: Ellerimiz ayaklarımız da güzeldir Batılılara göre. Olmadı, bir dahaki sefere tatile gittiğinizde turistlerin bir eline ayağına bakın!
Genel olarak Türk kadınlarının dişleri düzgündür. Ha, kime göre neye göre? Bilmiyorum hiç İngiltere’de bulundunuz mu?
Türk kadınları az çok yemek yapmayı bilir. Eline üç-beş malzeme ver, bir şeyler ayarlar, bir tas bir şey çıkartır. Benim 30 yaşında domates kesmeyi bilmeyen Alman arkadaşım oldu, bırakın allasen.
Türk kadınları çocuk yapmak amacıyla aşk yaşamaz, evlenmek için aşk yaşar! Türk kadınları çocuk yapmak için evlenmez ama evlenince çocuk yapar. İyi annedir. Hatta fazla iyi annedir! Çocuğa acık kafasını takar, sabiyi bir miktar daraltır. Acından ölse “Saldım çayıra mevlam kayıra” yapmaz! Türk çocuklarının ikide bir ağlamasının sebebi de bence budur, Türk annesinde müdahale de çare de tükenmez!
Türk kadını sohbetçidir, muhabbetçidir, çenesi yorulunca da çılgınca sosyal medya kullanır.
Batılı kızların tam tersine, Türk kadını güzelse, güzelliğinin fena halde farkındadır! Elin 1.80’lik sarışın Norveçlisinin yanında, benim el kadar boylu, geniş kalçalı bacım, yürüyüşüyle, bakışıyla, daha cazip, daha gösterişli durur.
(Sübjektif olacağım demiştim!)

HARBİDEN GENELDE TÜRK KADINI...

Makaramızı yaptık. Şimdi biraz gerçek genellemelere geçelim mi?
Türk kadını okulda aslan gibi başarılıdır ama kolay kolay okutmazlar.
İş hayatında 10 kaplan gücünde çalışır ama erkeklere göre daha az para verirler.
Hayatı zordur. Mecburen toplu taşıma araçlarında sağını solunu kontrol etmeyi, bayan yanı yer almayı, yolda yürürken uzaktan vaziyeti kesip hangi köşeden geçerse tacize uğrayacağını, hangi köşenin güvenli olduğunu kollayan, bunları küçük yaşta öğrenmiş kadındır maalesef.
Dünyanın en çok dayak yiyen, son yıllarda eşi, sevgilisi, yakını tarafından en çok öldürülen kadınlarından biridir.
Aklı her şeye erer, siyaset bilir, altın gününde bile memleketi konuşur. Ama ondan oy isterler, Meclis’te yer vermezler!
Türk kadını çetin cevizdir. Kağnıyla mermi taşır, bunu Kurtuluş Savaşı’ndan biliyoruz. Verilmiş hakkını, özgürlüğünü korur, onu da sokaklardan biliyoruz! Cumhuriyet kazanımları giderse başına neler geleceğini ve en çok da onun başına çok şey geleceğini bildiğinden, ufuktaki en küçük tehlikede sesini ve tırnaklarını çıkarır.
Gerektiğinde başörtüsüne de sahip çıkar, mini eteğine de. “El kadar bez” değildir, onun bağımsızlığıdır söz konusu olan çünkü.
Cesur kadındır yani. Mıymıntı değildir. Kişilikli, dikbaşlı hatundur.
Belki de bu yüzden, İskoçlara selam olsun ama çok güzel kadındır bee…

Tuncel Kurtiz gitmeseydi

Hiç tanışmamıştık ama… Ne çok dinlemiştim onu arkadaşlarımdan. Ne hayaller kurmuştum. Ne kadar hayran olduğum bir oyuncuydu. Kaç bin çeşit rol düşünmüştüm onun oynayacağı. Ne hikâyeler yazacaktım. Nasıl da ağzımın suları akıyordu bir gün birlikte çalışma planlarına. Nasıl hıtır hıtır kaşınıyordu ellerim onun içinde olmayı kabul edeceği bir proje kaleme almak için. Ne kadar eğlenecektik birlikte oynarken. Neler öğrenecektim ondan. Ne diziler, ne filmler, ne oyunlar... Ne anılar birikecekti ne anılar!
Latife Tekin haklı.
Ne kadar da arsız şu ölüm.

X