Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Genelkurmay, 2010’a kadar kapandı

Bu yılki nöbet değişimi, geçen yıllara oranla farklı geçti. Önümüzdeki dört yıl TSK’nın yaklaşımının ne olacağı net şekilde belirlendi. Herkesin farklı beklentileri var. Büyük krizler bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilirler. Herşey, AKP’nin tutumuna ve buna karşı laik kesimlerin tutumuna göre belirlenecek.

Geçen yıllarda, komutanlarınveya Genelkurmay başkanlarının görev devirleri böylesine manşetlerde dolaşmazdı. Haber kanalları, törenlerdeki konuşmaları başından sonuna yayınlamazlardı. Önem verilirdi, ancak bu defaki gibi olmazdı.

 

Nedeni çok açık.

 

Kamuoyunda giderek artan cepheleşmede taraflardan biri kadrosunu tamamladı. 2008’e kadar, Genelkurmay Başkanlığı’nı Org. Büyükanıt, ardından da 2010’a kadar Org. Başbuğ götürecek.

 

Her ikisi de, genel yaklaşımlarını açıkladılar.

 

Toplumumuzun bir bölümü, Büyükanıt-Başbuğ ikilisini, laik sistemi korumakla görevli komutanlar olarak görüyorlar. AKP iktidarına karşı bir güvence şeklinde niteliyorlar. Vurduğu yerden ses getiren komutanları arkalarına aldıklarını söylüyorlar. Derinden derine bir gerilim senaryosu hazırlanıyor.

 

Acaba bu senaryo gerçekleşecek mi?

 

AKP’nin atacağı adımlara karşı, TSK bir taraf gibi hareket edecek mi?

 

Muhalefeti ve toplum örgütleriyle, sivil kesimin yapması gerekenleri TSK mı yüklenecek?

 

Bu sorulara şimdiden yanıt verebilmenin imkanı yok.

 

Başbakan’ın ve AKP’nin bundan sonraki yaklaşımlarını görmemiz gerekecek. Varsayımlara dayanarak analiz yapılamaz. Ancak, Org. Büyükanıt ve Org. Başbuğ’un genel yaklaşımlarına bakarsak, bazı ipuçları çıkarabiliriz.

 

Her iki komutanı da, eski Genelkurmay başkanlarından Cemal Tural ile karıştıranlarımız var. Oysa Büyükanıt-Başbuğ ikilisi, sorunları masaya yumruk atarak veya vurduğu yerden ses getirerek çözme yanlısı değillerdir. Bu iki komutanı biraz yakından tanıyanlar, her ikisinin de çözümü demokrasi içinde arayan, vurup kırarak bir yere varılamayacağını bilen kişiliğe sahip olduklarını bilirler. Sağduyululardır, dünyayı gayet iyi bilirler ve gerilim yaratma meraklısı değillerdir.

 

Son devir törenlerinde yapılan konuşmaları dinleyenler, şimdiye kadar söylenmemiş yeni bir uyarı veya tehdit cümlesine rastlamamışlardır.

 

Org. Büyükanıt ve Org. Başbuğ, TSK’nın duyarlı olduğu ilkelerin dışına çıkmadılar. Sadece, bu ilkeler konusundaki duyarlıklarını tekrarladılar. Bizler gerilim beklediğimizden dolayı, konuşmaları genel çerçevelerinin dışına çıkarttık.

 

Özetle, laiklik sınırları zorlanmadığı ve Türk medyasıgerilim peşinde koşmadığı taktirde, önümüzdeki dönemde kriz bekleyenler hayal kırıklığına uğrayacaklar.

                                 *                               *                               *

TERÖR BÖYLE ÖNLENEMEZ...

 

Kürt terörü, çok tehlikeli ve yeni bir aşamaya girdi.

 

Daha önceleri, tüm terör faaliyetlerini PKK kendi kontrolu altında tutardı. Sivillere yönelik terör, özellikle uluslararası alanda büyük eleştiri alınca, tutum değiştirdiler ve genelde güvenlik kuvvetlerini hedefalır oldular. Bunun yanısıra, terörün düzeyini indirip, kendinden yana kesimleri (özellikle çocuk denecek yaştaki gençleri) sokak gösterilerine  yönlendirdiler. PKK’nın taktik değişikliği, kendini sokaklarda gösterdi.

 

Şimdi yeni bir durumla karşı karşıyayız.

 

PKK’dan ayrılmış ve kendini ispat etmek, sesini duyurmak isteyen küçük bazı gruplartehlikeli bir tırmanmanın peşindeler. Turistik bölgeleri hedef alıyorlar. Etrafı kan revan içinde bırakmaktan hiç çekinmiyorlar. Gözleri kara. PKK gibi kendilerini siyasi parti konumuna sokma niyetleri yok.Ne uluslararası saygınlık, ne de kendi içindekidengeler umurunda. Bunların tek amacı, öldürmek ve ses getirmek. TV’lere çıkmak, gazetelerin kendilerinden söz etmelerini sağlamak.

 

Bu küçük gruplarla nasıl başa çıkabiliriz?

 

Büyük demeçler veya sert konuşmaların hiçbir işe yaramadığını artık bilmemiz gerekiyor.

 

Sokaklarda gösteri yaparak, cenazelerde ağıt yakarak veya nizami askeri güç yığırak hiçbir yere varamayız.

 

Bu tip grupların gözünü yıldıracak iki temel unsur vardır:  Biri, iyi istihbarat, diğeri de terörü reddeden Kürtler’in harekete geçmeleridir.

 

Bu ülke, büyük kaynak akıttığı, sayısız istihbarat örgütüne sahiptir. MİT, asker ve polis istihbaratının yanısıra, Milli Eğitim Bakanlığı’nın hatta Adalet Bakanlığı’nın sivil istihbaratı vardır. Tek sorun, bu örgütler arasındakı koordinasyonsuzluktur. Herkes kendi köşesinde iş yapar. Ankara’da sözüm ona, üst düzeyde bir koordinasyon mekanizması oluşturulmuştur, ancak etkin bir çalışma sağlanamamıştır.Koordinasyon sağlanmadıkça, bu küçük grupların belini kırmak imkansızdır.

 

İlk adım istihbaratı güçlendirmek olmalıdır...

 

İkinci adımı da, Kürt sorununu kan dökmeden, terör yapmadan çözmek isteyenler adım atmalılardır... Özellikle de Kürtler.

 

Bu konuyu yarın devam ettireceğim.

X