"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Gene telif sorunu

ÇEVİRMEN Ender Gürol’un gönderdiği e-postayı okuyalım önce:

“Birkaç yıl önce A.H. Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı yapıtının çevirisi konusunda köşe yazınızda benden söz etmiştiniz. (...) Şimdi başka bir konuyla karşınızdayım.
Dünyanın birçok ülkesinde şiir (eskisi kadar değilse de) özellikle gençlerce hâlâ okunmakta. Yalnızca kendi ülkelerinin şairlerini değil, yabancı ülkelerin şiirlerini de merakla okuyorlar. Çin’den Mâçin’e şiiri çevrilmeyen ülke yok! Oysa yabancı dile çevrilen Türk şiiri yok denecek kadar az. Düzyazılı yapıtlar, özellikle yirminci yüzyıl romanları az sayıda da olsa TEDA desteği sayesinde yabancı ülkelerde okurunu buluyor. Yabancı dilde kapsamlı bir Türk Şiiri Antolojisi bulunmadığı gibi, birkaç şair dışında, okuru doyuracak ve bir şairi tanıtacak, bir şairin tüm ya da toplu yapıtlarının çevirisi yok. Bu bir gerçek. Nedenleri de belli. Oysa bizde de dünya şairleriyle boy ölçüşecek şairler var. Çevirmenlerimiz de var. Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın toplu şiirleri yayımlandı, bir iki yıl oluyor. Geçenlerde, Ya Allah! deyip bu işe soyunayım istedim; karşılığında maddi bir çıkar gözetmiyordum elbette. Acaba yayıncısı ne der bu işe dedim. Aldığım yanıt yazık ki, telif haklarının henüz hukuki bir muvazaa konusu olduğu idi. Evet, bizde bu telif hakları yazarın ya da şairin aleyhine işliyor. Falan şairden bir iki şiir alıp çevirmek ya da bir antolojiye almak karşılığında ya olmayacak ücretler isteniyor, ya da yetmiş yıl beklemek. Dilerim bu konuya da bir ara ışık tutarsınız.”

BEN yazmaktan bıktım, hiç kuşkusuz siz de okumaktan bıktınız ama telif hakları sorunu bir türlü çözüme ulaşmıyor.
Bu konuya Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın eğilmesini bekliyorum.
Bir kez de Bakan Ertuğrul Günay’a bu durumu iletmiştim.
Bu sorunu yasayla bir çözüme ulaştırabiliriz.
Piyasada geçerli olan bir telif ortalaması, sahibinin mirasçıları ortaya çıktığında, o para ödenir. Yayıncılıkla ilgili dernek temsilcileri, yazar örgütlerinden kişiler, bu tür başvurularda yetkili kılındıkları için miktarı tayin edecekler, yayınevlerinin ödedikleri en yüksek miktar üzerinden ödeme yapacaklar.
Katılmadığım bir görüş şu. Bir eseri sahibinin mirasçısı, istediği gibi bu hakkı kullanır, istediği parayı vermezlerse, bastırmayabilir, müzik eserini çaldırmayabilir.
Bir sanatçı mirasçısının kadar toplumun da malıdır.
Onu tanımak, dinlemek, okumak onun ve okurun kültürel hakkıdır.
Yetmiş yıl sonra serbest kalıyor, yetmiş yıldan sonra hatırlayan kalırsa tabii.
Mirasçı yetmiş yıl tanınmasını engelliyor, serbest kalışın unutturma zamanı olduğunu fark etmiyor.
Birçok değerli dostum antoloji yaparken bu bencil aile direnciyle karşılaştı, birçok müzik yapımcısı, besteyi ailesinin -neredeyse- servet talebi karşısında CD’ye kaydettiremedi.
Antoloji hazırlayanların, telif sorunuyla uğraşanların yakındıkları bir hukuki süreç var.
Diyelim ki, eser sahibini bulamadınız, o yazıyı basıyorsunuz, sizden öyle bir telif bedeli istiyorlar ki, bunu ödeyebilmek için bir milyon satmanız gerekiyor.
Gerçekten de birçok eser çeviri konusunda da bu engelle karşılaşıyor.

GERÇEKTEN çok önemli bir sorun.
Birçok kişi mirasçıların para talebi, kaprisi yüzünden unutulup gidiyor.
Edebiyat ve sanat tarihine yapılan ihanettir bu tutum.

 

X