Eğitim Haberleri

    Gençliğin enerjisini bağımlılıklar bitirmesin!

    Prof. Dr. M. İhsan KARAMAN - Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı
    25.08.2014 - 09:00 | Son Güncelleme:

    Gençlik yıllarımıza dair söylenecek her şey biraz hayıflanma barındırır. Her ne kadar arada gençliğinin ne kadar dolu dolu ve verimli geçtiğini söyleyenler çıksa da hepimiz ikinci bir fırsata hayır demeyiz, diyemeyiz. Bu sebeple midir bilinmez; birçok yazar, çizer, düşünür, ideolog, önder hep gençliğe vurgu yapmışlardır. Birçoğunun gençliğe ve gençlere özel bir el kitabı, tabiri caizse “gençliği kullanma kılavuzu” var.

    Bu anlamda ülke olarak gençliğimiz birçok kimsenin de iştahını kabartıyor. Çünkü yaşlı nüfus en çok ilaç firmalarının ilgi alanına girer. Oysa gençlik öyle mi? Her şeyi yapma, her şeyi tüketme istidadına sahip. Bu yüzden herkes onlara yönelir. Festivaller, eğlenceler, müzik, spor... Tabii bütün bunlar, onların tüketmesi için, daha çok tüketmesi için... Kötü alışkanlıkların hedefinde de en çok gençler var. Çünkü alkole başlayan bir genç 20-30 yıllık bir aboneliği başlatmış gibidir ve bu sürekli tüketim ve sürekli gelir demek.

    Bu aşamada her türlü aracı kendi dayattığı popüler kültürü yaygınlaştırmak için kullanan bir tüketim endüstrisi var. Bu endüstri reklamın en kolay muhatabı olan gençlerimizi kendine angaje etmek adına da her türlü yolu deniyor. Yeni yeni gündemimize giren sosyal medya (bağımlılığı)nın hedefinde de gençler var. Bağımlılık sadece gençlerin fiziki sağlığını tehdit eden bir şey olmaktan çıkıyor. Gençlerin bünyelerini, şahsiyetlerini, karakterlerini etki altına alıyor. O zaman da herhangi bir değer yargısı olmayan, gündelik hayatın peşine takılmış, kıymet hükümlerinden uzak, çevresine ve milletine yabancılaşan bir çarkın içine kolayca sürükleniyorlar.

    Bağımlılık alanlarından en tehlikesi olarak gördüğümüz, direkt genç nesli hedef alan uyuşturucu madde kullanımının son zamanlarda giderek yaygınlık kazandığı yapılan saha araştırmalarının gösterdiği bir gerçek. Bu artışın sebepleri ve bununla mücadele için yapılacaklar aslında hepimizin ortak meselesi. Çünkü aynı hayatı, aynı ülkeyi, aynı sokakları paylaşıyoruz. Devletin idari tedbirlerle ve kolluk kuvvetleriyle yürüttüğü bir mücadele var. Aynı zamanda toplumun duyarlı kesimlerinin biraraya geldiği sivil kuruluşlar değişik vasıtalarla uyuşturucu ile mücadele ediyorlar.

    Gençler nasihat ve yasak konusunda perhizli

    Bağımlılık konusunun tek sahibi yok. Özellikle ucuz ve kolay ulaşılabilir madde kullanımının ortaöğretimden ilköğretime kadar düştüğü bir ortamda bu iş, sadece ebeveynle, öğretmenle ve de belli derslerde, belli haftalarda birçoğu ilgiden uzak ortamlarda gerçekleşen organizasyonlarla çözülemez. Bağımlılığı engellemenin en kolay yolu genci yüksek ideallere ve fikirlere bağlamak, başkaları için yaşamayı öğretmektir. Bu kültürün de asıl temelinin atıldığı yer şüphesiz aile ortamıdır.

    Dışarıya karşı korunaklı bir ortamdan çıkan genç ailenin kendi inanç, ahlak, örf ve ananesince şekillenen belirli bir kalıbın dışıyla da tanışmış olur. Ama aile içi ilişkileri sağlam olmayan bir genç için dışarısı artık başka bir açılım olarak kendini gösterir. Kendisine yöneltilen telkinlerin baskısıyla birleşen özgürlük temasının artık iki otoritesi ve unsuru kalıyor. Biri idealize edilen ve pazarlanan bu dünya, ikincisi aynı ilgi ve beklentiler içerisine girdiği akranların takdiri... İyi ve sorumluluk sahibi bir insan olmanın zorluklarına sırt çeviren bireyin takdir ve tebrik göreceği tek yer akranlardır.

    “Akran gayreti” olarak ifade edilebilecek bu durum bireye iki fayda sağlıyor. Birincisi, aile ve okul gibi otoritelerin onaylamadığı durum ve eğilimleri beğenen, takdir eden bir merci bulmak. İkincisi ise, kötü kabul edilen şeyleri yapan akranların da kötülüğü yapıyor olmalarının verdiği psikolojik güven. Gruba dahil olmak ve grup aidiyeti içinde varlığını kabul ettirmek için grubun ilgi ve eğilimlerine uygun şekilde davranmak, grubun istediği ve beklediği fedakarlıkları ve teşebbüsleri yapmak zorunda kalacak gencin nerede duracağını tahmin etmek artık zor.
    Uyuşturucu kullanımının arttığı aşikar, bilhassa gençler arasında. Bunların başında da sentetik uyuşturucu olan bonzai ve uyarıcı haplar geliyor.

    Peki, gençlerin merak, özenti, duygusal boşluktan kaynaklanan madde bağımlılığına bulaşmaması için neler yapılmalı? Bir defa uyuşturucu ve madde bağımlılığının zararlarını gözler önüne seren film ve diziler yapılmalı. Bu önemli bir konu. Çünkü gençler doğrudan nasihat ve yasak konusunda oldukça perhizliler. Yani bir gence neleri yapmayacağını söylemek aslında onun tarafından kendi kişiliğini yok etmek gibi algılanıyor. Özellikle batı toplumlarında kanuni yaşlara geldiğinde çocuğun aileden ve çevreden kopma oranı çok yüksek. Çevreden koptukça da onu sınırlayan ve belli alışkanlıklardan uzak tutan bir disiplinden sıyrılıyor.

    Özgürlük ideali gerçekleştirme aracı olarak görülmeli

    Diğer taraftan gittikçe yalnızlaşan birey karşılaştığı problemleri çözme adına yeterince destek bulamadığında veya kendini yeterince güçlü hissetmediğinde bunu unutma yolunu seçiyor. Hayat tekdüzeleşiyor, sıradanlaşıyor. Bu anlamsızlık ferdin normal yollarla hayattan zevk almasını engelliyor. Bu zevksizlik doğrudan ve kolayca zevk olarak anlaşılabilecek veya kendisine öyle sunulan madde kullanımına yol açabiliyor. Ya da bu anlamsızlıkla yüzleşmemek için kendini uyuşturmak, düşünmemek, anlamamak istiyor. Bütün bunlar birbirini tetikleyen şeyler.
    Gençlerimiz bizi heyecanlandırıyor. Bu enerji, bu heyecan doğru kanallara sevk edilebilirse, gençlerimiz gerçek bir eğitim alırlarsa, kendi ayakları üzerinde duran bir şahsiyet ve irade eğitiminden geçerlerse, özgürlüğü başıbozukluk değil, fikrini, idealini ve gayesini gerçekleştirmenin bir aracı olarak görürlerse, yarınlar güzel ülkemiz için çok daha güzel olacak. Biz de Türkiye Yeşilay Cemiyeti olarak gençlerin tüm faaliyetlerimize katılımını temel hedeflerimizin başına koyduk. Memleketin her bir köşesindeki aklı, fikri ve vicdanı hür gençlerimize ulaşarak onlarla birlikte çalışmaya gayret ediyoruz.

    Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi 2014 raporuna göre dünyada halen 243 milyon insan uyuşturucu kullanıyor. Bu kadar çok insan kendini uyuşturmak zorunda hissediyorsa, bu sadece bir maddeye bağımlılık meselesi değil ve sadece polisiye tedbirlerle bununla mücadele etmek mümkün olmaz. Bağımlılık sorununu çok daha bütüncül ve kapsayıcı bir bakış açısıyla değerlendirmek ve rol alıcıların hepsinin aktif bir işbirliğine ihtiyaç olsa gerek! 1920 yılında, memleketimizin ve milletimizin zor günlerinde, neslin bekasını ve milletin istikbalini dert edinmiş ilim ve irfan sahiplerinin el ele vererek kurduğu Türkiye Yeşilay Cemiyeti, insanlarımızı her türlü zararlı alışkanlık ve bağımlılıktan korumak, gençlik ve toplumumuzu daha sağlıklı ve üretken hale getirmek için gayretlerini ve mücadelesini sürdürmek için var!

    Bağımlılıkların gencecik hayatları karartmadığı, sağlıklı, üretken, ayık ve mutlu fertlerden, güçlü ve huzurlu bir toplumun oluştuğu günler uzak olmasın.

    Etiketler: egitim
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı