Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gençleri harcarken

Zeynep ATİKKAN

İkitelli medyasının hayattan uzak steril mekânındaki odanızda karşılaşırsınız Mehmet Bey'le. Mehmet Bey Türkiye'deki gerçek hayattır.

Cam cepheli modern mimar;. İçeride ileri teknoloji. O mekânda Mehmet Bey'i dinlersiniz. Modern mekânda çağdışılığın öyküsünü dinlerken bir başka türlü irkilirsiniz, isyan edersiniz.

Mehmet Bey'in üslûbu yumuşak ama son derece kararlıdır. Çok sakin ama çok azimlidir.

O bir babadır.

Meclis'te pankart açtıkları için haklarında toplam 96 yıl hapis cezası istenen beş çocuktan birisinin babası.

21 Eylül 1998 pazartesi günü yapılacak duruşmayla ilgili bilgiler verecektir size...Milletvekillerin, hukukçuların, gazetecilerin kapısını aşındırmıştır aylarden beri. Haklı olarak destek talep etmektedir.

‘Modernim, ileri teknolojiyi kullanırım, demokratım, hukuk devletiyim, kuvvetler ayrılığına inanırım’ denen ülkemizde, dans eden minik kız çocukları karakola götürülürken üniversite öğrencileri de Meclis'te ‘paralı eğitime hayır’ pankartı açtıkları için artık ülkenin istenmeyen gençleri olmuşlardır. Belki de bu kararın startı, o andaki an; tepkisiyle eski emniyet müdürü, milletvekili Necdet Menzir tarafından verilmiştir, ‘Kim soktu bu teröristleri buraya’?

Artık bu üniversiteli gençler süründürülmeyi hak etmektedirler, kimilerine göre işkence doğaldır onlar için.

‘Genç nüfusumuz var dolayısıyla çok dinamiğiz’ havasını attığımız sırada en çok gençlerimizin dinamizmine, coşkusuna ya da masum taşkınlığına göz dikmişizdir.

‘Paralı eğitime hayır’ ‘öğrenim hakkımız engellenemez’ sloganlarını atmak, yıllarca mahkemelerde sürünmek, terörist damgası yemek, örgüt üyeliği ile suçlanmak ve de en korkuncu işkence görmek için yeterlidir.

Oysa düzgün işleyen demokrasilerde Meclis'e gidip halkın temsilcilerine seslenmek bir yüreklilik örneğidir...Uygarlık göstergesidir.

O çocuklar yüreklidirler.

O çocuklar umut doludurlar.

Umut doludurlar çünkü liderin işaretiyle oy veren milletvekillerine seslerini duyurup birşeyler elde edebileceklerini düşünmektedirler.

Umutludurlar çünkü iki bankacının sözüyle masum bir vergi düzenlemesinden vazgeçebilecek bir siyasi erki bir zamanlar muhatap almışlardır. En masum şekliyle ‘öğrenim hakkımız engellenemez’ diyerek.

Bir öğrencinin hangi sloganı atması beklenebilir ki?

21 Eylül pazartesi günü Türkiye'nin yüz karası bir dava Ankara'da görülecek. Yargıtay'ın ‘Neden bu dosyadan dava açıldı’ diye tavrını belli ettiği bir dava bu.

Böyle bir hukuk skandalına kayıtsız kalınamaz.

Gençliğin böylesine kolayca harcanmasına göz yumulamaz.

Mehmet Bey'le dün yeniden görüştüm,

‘Artık ne diyeceğimi bilemiyorum’ dedi. Sesi çok buruktu.

İsteyen bu ülkede her gün demokratlığını sınayabilir.

Liderin işaretini filan bırakın bir kenera...İzmirli küçük kızlara koşup demokrasi dansını kıvıramadınız; o zaman pankart açan öğrencilerin duruşmasına gidin. Bu da büyük bir fırsattır milletvekilliğinizi sınamak için.

Çocuklarına bu kadar kötü muamele eden bir ülkenin ekonomik gelişmesi filan olmaz. Dün Başbakan Mesut Yılmaz ‘mali milat’ adı altında birşeyler geveliyordu.

‘Mali milat’ sizin olsun! Bir toplum çocuklarını böylesine harcayabiliyorsa.













X