Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Gençler uğradıkları her tür şiddetten büyük yaralar alıyor

    Beyza ZAPSU - Genç Hayat Vakfı Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı
    18.08.2014 - 09:15 | Son Güncelleme:

    Çok özel bir çağda yaşıyoruz. Birbiri ardına yeni keşifler, buluşlar yapılıyor. Son 10 yılda teknolojide görünen ilerleme hızı bundan önceki ortalama 100 yıldaki ilerlemeyle eşit. Hem mikroya, hem de makroya yönelik araştırmalar hız kesmeden devam ediyor.

    Bir yandan evrene, galaksiye, samanyoluna, yeni gezegenlere bakılırken, diğer yandan da beyin, genetik gibi insanla ilgili konular gündemde. Artık biliyoruz ki, beyin farkında olalım ya da olmayalım, belli kalıp ve alışkanlıklara göre davranış geliştiriyor. Beyin, kendisindeki genetik bilginin üzerine toplumsal etkiler, aile ve çevresinden aldığı bilgiyi yerleştirdiği veri tabanını oluşturuyor.

    Yaşam süresince beyne ulaşan her bilgi, etki ve girdi (input) bu veri tabanındaki bilgiler üzerinden işlenerek bir çıktı oluşturuyor. Bu çok hızlı işlem sırasında, tıpkı internette bir şey araştırırken önümüze daha önce araştırdığımız eski konuların gelmesi gibi, şimdiye kadar önceliğimiz olan konulara göre işlem yapılıyor.

    Şiddet konusuna bu yönden baktığımızda, şiddet göstermeye veya görmeye yönelik bir alışkanlığımız oluştuysa bu kayıtlarımız tüm davranışlarımızı etkiliyor. İyi haber, alışkanlıklarımızı değiştirebiliriz. Öncelikle bunun farkında olup kendimize bakmamız ve değiştirmeyi istememiz gerekiyor. Çünkü en önemli değer ‘insan’ olmak.

    Yüzde 57.4’ü akran şiddetine uğruyor

    Genç Hayat Vakfı olarak 2008 yılından bu yana yaptığımız araştırmalar, projeler ve eğitimlerin ‘insan’ın yetişmesine birer araç olduğu bilinci ile gençleri merkeze alan ve gençlerin iletişimde olduğu herkesi kapsayan çalışmalar yürütüyoruz.

    Geçtiğimiz günlerde gençler arasındaki şiddetin varlığını, uygulanma sıklığını, türlerini belirlemek amacıyla yaptığımız ‘Liseli Gençler ve Şiddet Algısı Araştırması’nın sonuçlarını kamuoyuyla paylaştık. Bin 714 genç, 173 öğretmen ve 42 okul yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz araştırmayla toplumsal bir soruna da parmak basmış olduk.

    Araştırmaya göre ne yazık ki gençlerin yüzde 57.4’ü okulda, sokakta, serviste, sınıfta, spor ya da oyun alanlarında akranının şiddetine uğruyor. Okullarda büyük sınıflardaki çocukların kendilerinden küçüklere zorbalık yapması, fiziken güçlü olanların güçsüz çocukları ezmesi, başarılı gencin zayıfı olanla dalga geçmesi, yoksul çocukların aşağılanması, bedensel engeli olanlarla alay edilmesi, etnik kökeni, dili ya da şivesi farklı olan çocukla dalga geçilmesi gibi fiziksel, sözel ve izole edici şiddet türlerine son yıllarda yenileri de eklendi.

    Bunlardan birisi özellikle genç erkeklerin flört ilişkisi içerisinde olduğu genç kızları kontrol etmek, cezalandırmak, korkutmak ve baskı kurmak amacıyla uyguladıkları flört şiddeti. İnternetin ve cep telefonunun hayatımızın her alanına hakim olmasıyla birlikte gündelik hayatımızın bir parçası haline gelen sanal şiddet ise bir başka tehdit unsuru... Yaptığımız araştırmaya göre, öğrencilerin yaklaşık yüzde 30’u en az yüz yüze uygulanan şiddet kadar kötü izler bırakan sanal şiddete maruz kalıyor. Teknoloji üzerinden bir diğerine zarar verme eylemi olarak nitelendirilen sanal şiddet genç erkekler arasında daha fazla yaşanıyor. Flört şiddetinin mağduru ise genç kızlar.

    Kıskançlık sevgi göstergesi sanılıyor

    Gençler arasında en çok gizlenen ve normalleştirilen şiddet biçimi flört şiddeti. Sevdikleri erkekler tarafından ölümle tehdit edilen, istemedikleri cinsel davranışlara zorlanan, fiziksel olarak zarar gören, kötü davranılan, hakaret edilen genç kızlar kontrol etme, baskı kurma, hakaret, fiziksel şiddet gibi unsurları flörtün kuralları sanıyorlar. Hatta sesini yükselterek konuşmayı ya da kıskanmayı şiddet değil sevgi göstergesi olarak algılıyorlar.

    Genç erkekler kız arkadaşlarının nereye, kiminle, ne zaman gittiğinden ne kadar para harcadığına, hatta e-mail, Facebook, Twitter hesaplarından, telefon mesajlarına kadar hayatlarındaki her şeyi kontrol etme hakkını kendilerinde buluyorlar. Kısacası genç kızlar ‘hayat kontrolü’ şiddetine erkekler tarafından yoğun şekilde maruz kalıyorlar.

    ‘Liseli Gençler ve Şiddet Algısı’ araştırmamız, özellikle “Nereye, kiminle, ne zaman gittiğimi, ne yaptığımı ve ne zaman döndüğümü kontrol ediyor”, “e-mail, Facebook ve telefon mesajlarımı kontrol ediyor”, “beni kıskanıyor”, “arkadaşlarım ile görüşmemi engelliyor” ifadelerini kullanan erkeklerle kızlar arasındaki uçurumun ne kadar derin olduğunu da ortaya koyuyor. Kızların, sevgili haricinde iletişimde bulunduğu herkes genç erkekler tarafından tehdit unsuru olarak görülebiliyor.

    Gençler arasında sadece cinsiyet değil yaş farkına göre de şiddet biçimleri değişim gösteriyor. Lakap takılması, alay edilmesi, kötü şakalar yapılması gibi sözel şiddete daha çok kızlar, tehdit edilmek, saldırıya uğramak, dövülmek, itilmek, dayak veya tokat atılması gibi fiziki şiddetlere ise erkekler daha çok maruz kalıyor.

    14 ve 17 yaş grubundaki gençler arasında en çok fiziksel şiddet yaşanıyor. Peki gençlerin şiddet karşısında çözümleri neler mi oluyor? Bazı gençler çareyi şikayet etmekte bulurken, bazıları üst sınıflarda okuyan ya da popüler gençleri arabulucu yapıyor, bazıları olayı büyütmüyor, bazıları da sessiz kalmayı tercih ediyor.

    Gençler her türlü şiddetten büyük yaralar alıyor

    Okullarda en çok maddi ve manevi bakımdan aileleri tarafından yalnız bırakılan gençler şiddet görüyor. Hanede ise en çok sözel veya duygusal şiddete rastlanıyor. Ailede ve okulda şiddet gören gençler dikkatlerini ya derslere veremiyorlar ya da okulda devamsızlık yapmaya başlıyorlar. Başarılı bir gelecek için hane içinde ve dışında şiddete bir an önce son vermek gerekiyor. Bunun meşru görülmesi ise şiddetin hem yeniden üretilmesine hem de gizlenmesine yol açıyor.

    Şiddetin önüne geçmek için öncelikle öğrencileri, öğretmenleri, aileleri, yöneticileri bilgilendirmek, şiddete maruz kalanların başvurabilecekleri servisler hakkında farkındalık yaratmak, bu konuya yönelik eğitimler vermek, çalışmalar yapmak gerekiyor.

    Sanal, fiziki, sözel... Biçimi ne olursa olsun gençler uğradıkları her tür şiddetten büyük yaralar alıyor. Onları korumanın yoluysa şiddete sebep olabilecek kültürel, sosyal ve ekonomik etmenleri değiştirmekten, gençleri ve toplumu bilinçlendirmekten, özellikle okullarda cinsiyetler arasındaki farklılıklar ve bunlardan doğabilecek olumsuz durumlar üzerinde durmaktan geçiyor.

    Biz “gençlerle birlikte gençler için” diyen bir vakıf olarak, önümüzdeki dönemlerde de bu konulara eğilmeye, toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine farkındalık yaratacak çalışmalar yapmaya devam edeceğiz.

    Etiketler: egitim
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı