"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

Gençler bilgece seçimlerle kötülüğü iyiliğe çevirdi

Türkiye son bir ayda bambaşka bir ülke oldu sanki. Birçok insanın hayata bakışı, değer yargıları, düşünce şekli bir anda değişti. Bir kuşağın hiç görmediği şiddet sahneleri sokakta yaşandı, hak ve adalet kavramları kökünden sarsıldı. Konuştuğum bir çok insan eskiden hoşlandığı birçok şeyden artık zevk almıyor, eskisi kadar iyimser olamıyor. Aslında bunların hepsi yaşadığımız toplumsal travmanın etkileri. Peki bu travma bizi nasıl etkileyecek ve ne zaman geçecek? İşte bu soruları konunun uzmanına, aynı zamanda ‘Travma ve Emdr Terapisi’ de uygulayan Psikolog Gülgün Sharafat’a sordum.

Gençler bilgece seçimlerle kötülüğü iyiliğe çevirdi

BÜYÜKLÜK ONU YORUMLAMANIZA BAĞLIDIR

- Filmlerde bile seyretmeyip kafamızı çevirdiğimiz şiddet sahneleri sokaklarda yaşandı. Bunları gören bir toplumda travma olur mu?
- Travma kişide iz bırakan, beklenmedik duygusal bir yaşantıdır. Travmanın büyüklüğünü olayın büyüklüğü değil, kişinin olayı yorumlama şekli belirler. Bu olaylar hepimizin gözü önünde yaşandığından hepimiz etkilendik. Ama hepimiz etkilendiğinden insanların kendine duyduğu suçlama, öfke, üzüntü azalıyor diyebiliriz. Tek başına olmadığımızdan daha az etkilenebiliriz.
- Olaylarla ilgisi olsa da olmasa da şiddeti bilfiil yaşayanlar üzerinde daha büyük bir etkisi olacak mı?
- Travmada olayı bizzat yaşayan kişi şahit olan kişiden daha fazla etkilenir gibi bir kural yok. Birini köpek ısırır, hayatının travması olur. Diğeri hayatı boyunca şiddet görür o kadar etkilenmez. Kadınlar, çocuklar ve geçmiş hayatında daha çok travmaya maruz kalmış kişiler daha çok etkilenir.

TRAVMANIN ETKİLERİ GELECEKTE ORTAYA ÇIKAR

- Travmanın ne gibi etkileri olabilir?
- Travma sonrası zorlanmalar, stres bozukluğu yaşanabilir. Belli yerlerden kaçınma, bazı sokaklara girememe, belli kişileri görünce rahatsızlık duyma, yani o travmayı neyle eşleştirdiyse ona tepki verme. Daha endişeli olma, kötü birşeyler olacakmış beklentisinde yaşama gibi etkiler ortaya çıkabilir. Travmanın etkileri bir yıl sonra ortaya çıkar. Çünkü beyin travmaya bir yıl sonra format atıyor, nereye koyacağına, nasıl yanıt vereceğine bir yıl sonra karar veriyor. O nedenle tüm etkileri ancak gelecek yıllarda görebileceğiz.
- Hayatımda ilk defa birisi bana vurdu diyen bir genç kadın izlemiştim. Bu insanlar nasıl başedebilecek?
- İşte burada başetme becerileri devreye giriyor. Uzmanların devreye girmesi, ebeveynlerin gözlemleri önemli. Bizim ülkemizde bu tip şeyler dile getirildiğinde pek önemsenmez. ‘Aman çocuğum, olur böyle şeyler, geçer. Hayatta başına gelir’ denmesi yardımcı ifadeler değil. Onların duymaya ihtiyacı olan şeyler ‘Seni anlıyorum, seni duyuyorum, dinliyorum’ şeklindedir. Travmadan sonra en çok yaşananlar yoğun haksızlık ve çaresizlik duygularıdır. Kişi orada geliştirdiği duygular ve düşüncelerle geleceğini şekillendirecektir.

DUYGULAR ETKİLENMESE DE BEYİN MUTLAKA ETKİLENİR

- İşin bir başka boyutu da gençlerin işin içinde olması ve etkilenmeleri…
- Ergenliği 11-24 yaş arası kabul ediyoruz. Travmanın en önemli etkisi güvenlik duygusunu tehdit etmesi, dünyanın güvenli bir yer olmadığını düşündürmesidir. Şimdi bu gençler bunu hissediyor. Bugüne kadar korunaklı yaşadılar, güvenli ortamlar sağlanmıştı. Şu anda bu olanlar ayaklarının altındaki zeminin çekildiğini hissettiriyor.
- Peki bu onları nasıl etkileyecek?
- Baş etmede kişilik özellikleri ön plana çıkacak. Uzmanların ve ebeveynlerin gençlerin nasıl etkilendiğini takip etmeleri gerekecek. Çünkü bu travma tüm hayatlarını etkileyebilir. Gelecekte kaçınarak karar vermek durumunda kalabilirler. Bu konuda konuşmak, paylaşmak çok önemli. Yardımcı olmak için önce onların açılması gerekli. Aslında etkilendiklerini hissetmeyebilirler ama beyinleri mutlaka bundan sonraki kararlarını bu tecrübeden etkilenerek vereceklerdir.

Gençler bilgece seçimlerle kötülüğü iyiliğe çevirdi

ÖFKE YARATICILIĞI ÖLDÜRÜR, İLERLEMEYİ DURDURUR

- Bundan sonraki kuşaklar da etkilenir mi?
- Köpekbalığı testi vardır, öğrenilmiş çaresizlik üzerine. Besinle araya cam bir duvar koyulduğunda birkaç kere çarpar, sonra camı kaldırsan da artık oraya gitmez. İlginç olan doğan yavrularına da gitmemeyi öğretir. İşte bizler de çaresizliğimizi sonraki kuşaklara öğretmeye çalışırız. Ama şimdiki kuşaklar sevgiyle, ilgiyle büyümüşler. Annesinden, babasından dayak yiyerek büyümüş çocuklar böyle güzel tepki verebilir mi? Bizim zamanımızda yürüyüşe katıldık diye bir de evde dayak yerdik. Oysa şimdi aileler 18 yaşından büyük çocuklarının hak ve adalet duygusunu aramasına memnun olabiliyor.
- Zaten çoğu genç hep mizahla yanıt verdi herşeye...
- Travmada 3 tepki görülür. Savaş, kaç, don kal. Bu tepkiler devreye girince düşünen beyin devreden çıkar. Sevgiyle ve düşünen beyinle yaklaşanlar mizahı geliştirebilir oysa öfkeyle yaklaşan yaratıcı olamaz. Travmatik yaşantı beyin gelişimini etkiler. Duygu merkezi tetiklendiğinden yaratım merkezi ketleniyor. Yani travmatik toplumlar gelişmez, geriler.

SEVGİYLE, MİZAHLA YANIT VERDİLER

- Gençler şimdiki yetişkin kuşaktan nasıl bu kadar farklı olabiliyor?
- Bizim dönemimizde ‘Yanlışlıklar var ama ben tek başıma ne yapabilirim ki?’ diye bakılırdı. Oysa Batı ülkelerindeki insanlar ‘Ben bir bireyim. Özgürlüklerim, seçimlerim var’ derken biz sıkıyönetimler altında, Demokles’in kılıcını hissederek büyürdük. O nedenle kararlarımız mutlaka bundan etkilenmiştir. Ama şimdiki gençler de özgürlük ve bireysel haklarına sahip çıkarak büyümüşlerken şimdi maalesef Demokles’in kılıcını tatmak durumunda kaldılar. Bu tip etkileri gelecekte göreceğiz.
- Gerçi bu gençler herkesi şaşırttılar. Korkmuyorlar, şiddete çiçekle yanıt veriyorlar. Kötülüğü iyiliğe evirme yetenekleri var sanki…
- Kesinlikle farklılar. Bizim şahit olduğumuz hiçbir dönemde böyle tepkiler verilmedi. Öfkeye sevgiyle, mizahla yanıt verdiler. Bu kadar bilgece bir seçim ve davranışı hiçbir jenerasyon yapamadı. Bu dünyaya da örnek oldu. Eyleme geçmeden hayata karşı duruşunu gösteren ‘Duran Adam’ bir sembol oldu. Parktaki kırmızılı kadın da yüzüne gaz sıkılırken öylece duruyordu. Ruhsal gelişimimiz test ediliyor ve bu testi geçiyor diyebiliriz.

LİDERLER BAZEN YAPMADIKLARIYLA REHBER OLUR

- Rahat uyuyamıyoruz, kabus görüyoruz, hiçbirşeyden keyif almıyoruz diyen bir çok insan var çevremde. Toplum olarak nasıl normalize oluruz sence?
- Bir yazı vardır; 4 milyar yıllık evrimin sonucusun, ona göre davran. Yaşantın ne kadar kötü olursa olsun, senin kabını genişletir. Eğer yaşadıkların bir kaşık suysa ve bardağını tuzlu yapıyorsa, daha büyük kaba geçersen o tuz seni etkilememeye başlar. İşte bu başetmeyle ilgilidir. Richard Bach’ın dediği gibi tırtılın dünyanın sonu zannettiği şey bilge kişi için bir kelebektir. Yaşananlardan neyi şeçtiğimize biz karar veririz. Sevmeyi ve birliği mi seçiyoruz, nefreti ve bölünmeyi mi seçiyoruz, işte bunu öğreniyoruz.
- Liderlerin rolü ne olmalı bu süreçte?
- Ebeveynler için bazen yaptıkları bazen de yapmadıklarıyla çocuklarına rehber olur. Bazı liderler de yapmadıklarıyla insanlara rehber olur ve istemeseler de daha iyiye gidilmesine sebep olurlar. Böyle bakınca yaşanan birçok toplumsal olay hediye olarak bile kabul edilir.

PSİKOLOGLAR DERNEĞİ VE EMDR HAP GÖNÜLLÜ ÇALIŞIYOR

- Son dönemde sokak olayları nedeniyle sana da danışanlar oldu mu?
- Evet bana da danışan genç ve ebeveynler oluyor. Klasik travma terapisinde oturup, konuşup duyarsızlaştırma tekniğini kullanıyorduk yıllarca. Aslında acı veren bir olayı tekrar tekrar anlatmak acı veriyor. Ama bu şekilde beynin o olaya format atamadığını keşfettik. Travmatik olayı cam bir kavanozun içerisinde düşünürsek kişi bunu görüyor, tanımlıyor, hissediyor ama yokedemiyor. Yani beynin bu noktada takılıp kaldığı oluyor. İşte Emdr adlı tekniği travmaya çok iyi müdahale edilebiliyor. Zaten İzmir’de Emdr Hap’Humanatarian Assistance Group’ Gönüllüleri ve Şener Karaman bu konuda gönüllü olarak çalışıyor. Ayrıca birçok şehirde Psikologlar Derneği de gönüllü olarak hizmet veriyor.

X