"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Gençler alkolden nasıl korunur?

ONE Love Müzik Festivali’nde “bira yasağı” dayatması, her zaman olduğu gibi “gençleri içkinin zararlarından korumak” diye açıklanıyor.

Başka bir şey söylemeleri mümkün olmadığı için bunu söylüyorlar tabii. Bu işler böyle başlar. “Gençleri koruyoruz” diye yola çıkarlar, amaçları topyekûn bir yasak ve insanların hayat biçimlerini zorla değiştirmektir.
Aklı başında hiç kimse çocuk yaştakilerin içki içmesini onaylamaz. 18 yaşına gelmemiş çocuklara içki satılması, içki içmelerine olanak sağlanması bu nedenle yasaklanmıştır zaten ve bu yasağa itiraz eden kimsenin olduğunu da ne duydum, ne gördüm.
Ama iş yetişkinlerin tercihlerine karışmaya gelince mesele değişir. Bir demokraside yetişkinlerin tercihlerine karışıyorsanız, onların tercihlerine yasaklar getiriyorsanız, o rejim demokrasi olmaz,
başka bir şey olur.
Ve esasen gençleri de yetişkinleri de alkolün zararlı etkilerinden korumak öncelikle bir eğitim meselesidir, yasakların bir işe yaramadığı insanlığın tecrübelerinden biliniyor çünkü.
Medeni memleketlerde işler böyle yürür. Kendisine bu görevi biçen sivil toplum kuruluşları ve devlet bu işi eğiterek yapmaya çalışır.
Almanya’da uzun yıllardır (düşünün ki ben gençken bile bu dergi vardı) yayımlanan bir gençlik  müzik dergisi var, adı Bravo.
Bu derginin arka kapağında bir süredir Federal Alman Sağlık Bakanlığı’nın desteklediği “sağlık eğitimi için federal merkez”in hazırlattığı ilanlar yayımlanıyor.
Alkol karşıtı bir kampanya bu ve sloganı “Sıfır alkol, çok güç”. Alkol tüketmeyen gençlerin daha iyi sporcu olabileceklerini, daha çok eğlenebileceklerini, daha güzel olabileceklerini anlatan bir dizi ilan ile yürütülen bir kampanya!
30 başarılı gençten oluşan bir de ekip kurmuşlar. Bunlar Almanya’nın değişik kentlerinde, kendi yaşıtları ile buluşup alkolün zararlarını anlatıyorlar. Basketbol festivali, kaykay festivali, müzik festivali gibi etkinlikler düzenliyorlar. Etkinlikler ile ilgili haberler, fotoğraflar, videolar kampanyanın internet sitesinde yayımlanıyor, gençler bu ilginç siteyi takip ederek alkole karşı bilinçleniyorlar. (Merak edenler için sitenin adresi: www.null-alkohol-voll-power.de)
Yasakçılığın işe yaramayacağını biliyorlar, yetişkinlerin hayatına karışmanın faşizm olduğunun farkındalar.
Medeni memleketlerde işler böyle yürüyor! İran’da, Suudi Arabistan’da olduğu gibi değil!

Askeri harcama şampiyonuyuz ama radar yok!

BİR uçağımız Suriye tarafından düşürüldü (belki de düşürüldüğü iddiadan ibaret) ve biz uçağın nasıl düşürüldüğünü (ya da düşürüldüğünün iddia edildiğini) hâlâ öğrenemedik.
Genelkurmay’ın açıklamalarına bakılırsa, uçak ne füze ile ne de uçaksavar ateşi ile düşürüldü. Bunu açıkladılar ama neredeyse Suriye’ye savaş ilan edeceğimiz, NATO’yu yardıma çağırmaya kalktığımız olayın nasıl gerçekleştiğini bilmiyoruz.
Ortaya çıktı ki elimizde bununla ilgili ne radar kaydı var, ne de bir başka bilgi.
Türkiye, 2011 yılında askeri harcamalarını önemli ölçüde arttıran üç ülkeden biri. Diğerleri Çin ve Rusya!
2011’de 18 milyar 687 milyon doları askeri ihtiyaçlara harcadık. Milli gelirimizin yüzde 2.4’ünü askeri harcamalara ayırıyoruz.
Dünyanın parasını harcamışız, ama radarlarımız burnumuzun dibindeki bir uçağımızın başına ne geldiğini bile tespit edememiş.
Türkiye’de askeri harcamalar, hükümetler ile askeri yetkililer arasındaki gizli bir oyun gibi. Harcamaların nereye ve hangi amaçla yapıldığını, tercihlerin doğruluğunu, yanlışlığını tartışmak büyük bir tabu.
Ama ortaya çıkıyor ki bu işte büyük problemler var.
Askerler normal araçlarla sevk edilirken patlayan mayınlara kurban gidiyorlar. Teröristlerin açık hedefi durumundaki karakolların tümü yenilenebilmiş değil. Çelik yelek meselesini sorgulamayı unuttuk. Radarlarımız uçaklarımızın başına ne geldiğini tespit edemiyor.
Bu kadar parayı neden harcıyoruz, bunu bize açıklayacak bir hükümet yetkilisi yok mu?

Beyoğlu’nda masasız bir yıl

BEYOĞLU Belediyesi’nin Asmalımescit’ten başlayarak Beyoğlu’nun bazı sokaklarındaki lokantaların masalarını kaldırmasının üzerinden bir yıl geçti.
O günlerde belediye, sokaklarda yeni bir düzenleme yapılacağını, ondan sonra verilen sınırların aşılmaması kaydıyla masaların yeniden konulabileceğini açıklamıştı.
Bir yıl geçti ama bu söz yerine getirilmedi.
O güne kadar Beyoğlu’ndaki masalara sesini çıkarmayan belediyenin, bu kararı sokakta içki içilmesinden rahatsız olan Başbakan’dan gelen talimat üzerine aldığı konuşuluyordu.
Belli ki bu iddia doğruymuş, çünkü belediye kendi açıklamasını bile yerine getirmeye cesaret edemedi.
İstanbul gibi artık önemli bir turizm merkezi olan kentin önemli bir turizm ve eğlence merkezi, böyle bir yaşam biçimine tahammülleri olmadığı için yok ediliyor.
Ve bu zihniyetin Türkiye’ye demokrasi getirebileceğini hâlâ hayal edenler var.

X