"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Genç kızlara sesleniyorum internetten uzak durun

Sevgili Güzin Abla, her ne kadar kendimi kötü hissetsem de, yaşadıklarımı ve en önemlisi aldığım dersleri herkesle paylaşmak istedim, bu yüzden sana yazmaya karar verdim.

Ben yurtdışında doğup büyümüş, 19 yaşında genç bir kızım. Öğrenciyim. Yaklaşık 3,5 sene önce internetten biriyle tanıştım. Zamanla ona karşı bir şeyler hissettiğimi anladım. O da beni sevdiğini söyledi ve çıkmaya başladık. Nasıl bir çıkmaysa bu, birbirimizi ancak internetten görebiliyorduk ama sürekli mesajlaşıp, telefonlaşıyorduk.
Daha sonra ailesiyle tanıştırdı beni. Tabii yine internet aracılığıyla. Buraya kadar her şey çok güzeldi. Bu yüzden senin köşende internet aşklarını eleştirmene bir anlam veremiyordum. “Herkes aynı değildir” diyordum.
Bu sevgi miydi, yoksa basit bir hoşlanma mı bilemiyorum ama ona çok bağlanmıştım. Sonra bir gün onu denemeye karar verdim. Onun benden başkalarıyla da konuşup konuşmadığını öğrenmek için arkadaşlarımla bir oyun oynadık. Ve bu oyunun sonunda başka kızlarla da internetten konuştuğunu, üstelik onlara da “aşkım, sevgilim” diye hitap ettiğini öğrendim. Tabii ki hemen ayrıldım.
Ama bu ayrılık yaklaşık iki hafta sürdü, ardından gönlümü almayı başardı. “Bir daha asla olmayacak” diye yemin etti. İnandım abla, inandım... Yine konuşmaya başladık, yine her şey güzel gidiyordu.
Bu olayın ardından birkaç kez daha başka kızlarla görüştüğünü öğrendim. Her defasında affettim, çünkü o kadar masum duruyordu ki, kendimi kandırdım. Her defasında ona geri döndüm. “Neden yapıyorsun” diye sorduğumda, “Canım sıkıldığı için. Onlar geçici ama sen kalıcısın” diye cevap veriyordu.
2007’de askere gitti. 15 ay bekledim. Hatta gözyaşı döktüm ardından. “Ya ona bir şey olursa” diye gecelerce ağladım. Ama ne kadar da aptalmışım! Askerdeyken bile başka kızlarla konuşmaya devam etmiş, tanışma sitelerine üye olmuş. Ama ben bunu da affettim...
O askerdeyken ailesiyle sürekli görüşüyordum. Askerden döndüğünde de evlenme kararı aldık. Buna rağmen bana sürekli “kaç gel” dediği oluyordu ama ben kabul etmedim. İyi ki de etmemişim. Ondan şu anda ayrıyım, yaptıklarını unutamadım, affedemedim. Çok safmışım. Her defasında neden affettiğimi şimdi anlayamıyorum.
Onu sevmiyorum ve hiçbir zaman da sevmemişim. Sadece alışmışım. Canlı olarak görmediğiniz birini nasıl sevebilirsiniz ki? Bu mümkün değil. Kimse beni buna inandıramaz. Ama garip bir etkiyle kapılıp gidiyorsunuz işte.
Genç kızlara sesleniyorum; kimse için üzülmeye değmez. İnternet alemi yalan, inanmayın. Gözünüzü açın ve sizinle oynanmasına göz yummayın. Karşınızdaki kişi sizin kadar iyi niyetli değil. Ben dersimi çıkardım, herkes umarım zaman kaybetmeden doğru yolu bulur. Ben şimdi size inanmadığıma ve giden 3,5 seneme yanarım...
RUMUZ: İnternet kurbanı

Sevgili kızım, şimdi “Kesin konuşmayın, internetten de mutluluğu bulanlar oldu” diyenler çıkacaktır yine. Belki birkaç istisna olabilir ama ben yine de sözümün arkasındayım. Bak işte sen de bana inanmadığın için şimdi pişmansın. Beni dinleseydin, bu kadar yıl gereksiz bir ilişkiyi (ilişki denebilirse tabi) sürdürmezdin...

Bu memlekette herkes birbirini dövüyor

Feyza Hanım merhabalar... Size “Çocuklarda şiddete ne demeli?” yazınıza tamamen katıldığımı söylemek için yazıyorum. Bu memleketin çoğunluğuna şiddet hakim. Herkes silsile yolu ile birbirini dövüyor. Yani adam eşine, çocuğuna el kaldırıyor; eşi çocuklarını dövüyor; çocuklar arkadaşları ile kavga ediyor...
Geçenlerde, beslediğim bir sokak kedisine tekme atan çocuklar gördüm. Birine neden bunu yaptığını sordum, “Hiç” dedi. Bilinçsizce şiddet uyguluyor! Bir gün yine bir kediye tekme atan çocuğu ikaz ettim, annesi “Ne olmuş yani kediye vurduysa” diye bana tepki gösterdi! Eşlerinden dayak yedikleri için yanıp yakılanlar hep kadınlardır ama çelişkiye bakın ki, çocuğunun kediye, köpeğe şiddet uygulamasını savunan da bir kadın!
Demek istediğim, sevgisiz, saygısız bir toplum şiddeti körüklüyor, destekliyor ve olağan hale getiriyor. Dediğiniz gibi kendinden küçük arkadaşını acımasızca dövmek isteyen bir çocuk hayvanı döver de öldürür de. Büyünce de aramızda katil olarak dolaşır...
Rumuz: With best regards

Gerçekten anneler değil midir, çocuklarına sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü aşılayan? Onlar değil midir, çocuklarının hayata bakış açılarını yönlendiren, dostluğu, duygusallığı, kendinden küçüğe şefkatle davranmayı öğreten?
Bu kadınlar “Ne var yani bir kediye tekme attıysa” diyebiliyorsa, çocuğunu merhametten ve sevgiden yoksun yetiştiriyorsa, o çocuğa ilerde elbette ki potansiyel bir suçlu olarak bakılacaktır. Annelerini, anneannelerini bileziklerini almak için döven hatta öldüren genç adamlar da eminim bu zihniyetle yetiştirilmişlerdir.
Hayvana merhamet duymayan, hatta ona eziyet etmekten zevk alan biri, aynı şekilde insana da merhamet duymayacaktır...

X