Gündem Haberleri

    Genç Cumhuriyet’in idamlarla sonuçlanan üç belası

    Hürriyet Haber
    28.10.2003 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Cumhuriyet 29 Ekim l923 günü ilan edildikten sonra, rejimin yaşayacağına çoğu kimse inanmıyordu. Bunlar, Cumhuriyet'in çökmesi için ellerinden geleni yaptılar.Genç Cumhuriyet pek çok bela ile boğuştu. Dışarıdan ve içeriden üzerimize yüklenmeler hiç bitmedi.İsyan ettiler, ayaklandılar, Kürtçü ve şeriatçı ayaklanmalar çıkardılar, Mustafa Kemal Paşa'yı öldürmeye bile kalkıştılar. Fakat amaçlarına ulaşamadılar.Suçlular İstiklal Mahkemeleri ve Harp Divanları tarafından yargılandı. Sonları idam oldu. Yaşamları boyunlarına geçirilen iple noktalandı.İdamlarla sonuçlanan üç belayı sırasıyla özetlersek:-Doğu Anadolu'da Şeyh Sait isyanı. Şeriatçı ve Kürtçü bir ayaklanma.-Atatürk'e İzmir'de suikast girişimi.-Menemen'de irtica ayaklanması.ŞEYH SAİT İSYANIl925 yılının şubat ayı. Doğu ve Güneydoğu'da Kürt bağımsızlık komiteleri hızla çalışıp halkı ayaklanmaya kışkırtıyor. Şeyh Sait isimli Kürtçü ve şeriatçı, adamlarıyla ayaklandı. İsyancılar illeri ve ilçeleri ele geçirmeye başladı. Maden, Siverek, Ergani, Varto, Muş, Elazığ işgal edildi. Nice askerimizi ve sivil görevliyi şehit ettiler.Ankara'da Fethi Okyar hükümeti istifa etti, İsmet İnönü Başbakan oldu. Sıkıyönetim ilan edildi, Meclis'ten Takrir-i Sükun yasası geçirilip hükümete isyanla ilgili olağanüstü yetkiler verildi.Asiler Diyarbakır'a doğru ilerlerken birkaç yerde güvenlik güçleriyle çatıştılar. Her yerde din adına bildiriler dağıtılıyor, Cumhuriyet hükümeti ‘‘káfir’’ ilan ediliyordu.Asiler Diyarbakır'ı kuşattı ama ele geçiremedi.Uzun olaylar sonrasında Şeyh Sait ve adamları ele geçirildi. Hükümet Diyarbakır'a İstiklal Mahkemesi gönderdi. Yargılama Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'nde yapıldı. Bazıları beraat etti, bazılarına hapis cezası verildi. Yörede fesat yuvasına dönüşen tüm tekke ve zaviyeler mahkeme kararıyla kapatıldı.48 kişi idama mahkum edildi.Mahkeme Başkanı Mazhar Müfit Bey kararı açıklarken gürlüyordu:‘‘Bağımsız Kürdistan gayesine yürüdünüz. Cumhuriyet ordusu bunu mahv ve perişan etti. Herkes bilmelidir ki genç Cumhuriyet hükümeti fesat ve irticaya izin vermeyecektir. İşte, Cumhuriyet'in kahredici fakat adil kanunlarının hükmü budur. Mahkumları götürünüz.’’Aynı gece (28 Haziran l925) Şeyh Sait dahil Diyarbakır'da asıldılar.Bu dilden anlıyorlardı.İZMİR SUİKASTIl5 Haziran l926. Şeyh Sait belasından sonra aradan tam bir yıl geçmişti. Mustafa Kemal Paşa İzmir'e gelecekti. Bir gün önce Giritli Şevki isimli bir motorcu İzmir Valiliği'ne ihbarda bulundu.‘‘Gazi öldürülecek. Suikastçılar İzmir'de. Öldürdükten sonra benim motorumla Sakız adasına kaçacaklar.’’Valilik Gazi'ye telgraf çekip durumu bildirdi, İzmir'e gelmemesini istedi. Aynı gece otellere baskınlar yapıldı. Elebaşı, ilk dönem milletvekili ve Gazi'nin amansız karşıtı Ziya Hurşit yatağının altında bomba ve tabancalarla yakalandı.Ziya bülbül gibi öttü, her şeyi itiraf etti. Diğer sanıklar da tek tek yakalandı.İstiklal Mahkemesi bu kez İzmir'e geldi. Ancak başkan ve üyeleri değişmişti. Bu davada ilginç gelişmeler oldu. Mahkeme çok sayıda milletvekili ve eski İttihatçı ile birlikte Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele gibi bazı Milli Mücadele paşalarının da tutuklanmasına karar vermişti.Mahkeme, bir yandan silahlı bombalı suikast tetikçilerini yargılarken, bir yandan da eski İttihatçılar’la Cumhuriyet rejimi arasındaki hesaplaşmaya dönüşüyordu.Duruşmalar haziran 1926'da başladı ve kısa sürede sona erdi.Bazıları -paşalar dahil- beraat etti, bazılarına hapis cezası verildi.İzmir duruşmalarından l5 idam kararı çıktı. İçlerinde Gazi'nin silah arkadaşları, eski İttihat Terakki mensupları, milletvekilleri vardı. İdam hükümleri aynı gece uygulandı. Asılanlardan bazıları Milli Mücadele'de yararlı hizmetler gören, sonradan Gazi'ye düşman olup onu öldürmeye kalkışanlardı. Sarı Efe Edip, İsmail Canbulat, Abdülkadir, Miralay Ayıcı Arif...Bazıları İttihat Terakki'nin eski silahşörleri, Rumeli fedaileriydi.Ünlü İttihatçı Kara Kemal gıyabında yargılanıp idam almıştı. Yakalanacağı zaman intihar etti.Suikast duruşmasının ikinci perdesi Ankara'da kapandı. İstiklal Mahkemesi Ankara duruşmalarında bu kez yine eski İttihat Terakki mensuplarını yargılayıp dört kişiye idam verdi. İçlerinde Maliye eski bakanı Cavit Bey de vardı. Onlar Ankara'da asıldı. Böylece iki aşamalı davada toplam l8 kişi asılmış oldu.İzmir suikastı davası, bir devri kapadı. Tetikçilerle birlikte Gazi'ye karşı olan, onu adam yerine (!) koymayan, Meclis'te özellikle devrimlere karşı yoğun muhalefet yapıp ayakbağı olan ve suikast girişimine yol verdiği iddia edilen eski İttihat ve Terakki ekibi böylece ortadan kaldırıldı. Ülke siyasetinde bir daha sesleri çıkmadı.Atatürk suikast girişiminden hemen sonra İzmir'e geldiğinde bir beyanname yayınladı. Hepimizin bildiği ünlü sözleri o beyannamede yer aldı: ‘‘Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacatır.’’MENEMEN OLAYIGünlerden 23 aralık l930. Devrimler tek tek yapılıyor ama irticanın sesi soluğu kesilmiyor. İzmir'in Menemen ilçesine sabah saatlerinde Derviş Mehmet isimli sapığın önderliğinde çember sakallı, takkeli, poturlu, cüppeli kişiler geldi. ‘‘Biz şeriat ordusuyuz, şeriat isterük’’ çığlıkları arasında tekbir getirmeye başladılar. Bir camiye girip yeşil bayrak çektiler.Yakındaki askeri birlik ne olduğunu anlamak için yedeksubay Mustafa Fehmi Kubilay'ı bir manga askerle olay yerine gönderdi. Silahsız Kubilay yobazlardan dağılmalarını istedi. Yobazlar ateş etti, Kubilay yaralanıp yere düştü.Başına üşüştüler, başını bir bıçakla kesip gövdesinden ayırdılar. Kanını içtiler. Kesik başı yeşil bayrağın sopasına iple astılar.Bu arada olay yerine gelen iki bekçiyi de şehit ettiler. Takviyeli askeri birlik geldi, çoğunu yakaladı. Kaçanlar bir süre sonra ele geçirildi. Genç Cumhuriyet rejimi Şeyh Sait olayından beş yıl sonra ikinci şeriatçı ayaklanmaya tanık oluyordu.Menemen'de Harp Divanı kuruldu, sanıklar yargılandı.28 yobaz 3 şubat l93l gecesi idam edildi. Bazıları Kubilay'ın başını kestikleri yerde ipe çekildi.Cumhuriyet rejimi kolay yerleşmedi. Bugün bile içimizde nice Şeyh Sait'ler, aydınlarımızı öldüren, ya da bunu yapmak için fırsat kollayan nice suikastçılar, nice Derviş Mehmet'ler, hainler, din sömürücüleri, Kürtçüler, bölücüler ve onların içeride-dışarıda işbirlikçileri var...Ve laik-çağdaş Cumhuriyet rejiminin, Atatürkçülüğün bekçiliğini aslanlar gibi yapan nice onurlu, yürekli Kubilay'lar var.Emin Çölaşan'ın notu: Bu yazıda anlattığım olayları ayrıntılı bir biçimde öğrenmek için aşağıdaki kitapları okumanızı öneririm: Prof. Dr. Ergün Aybars-İstiklal Mahkemeleri (Bilgi Yayınevi). Ahmet Süreyya Örgeevren-Şeyh Sait İsyanı ve Şark İstiklal Mahkemesi (Temel Yayınları). Şeyh Sait ve İsyanı-Metin Toker (Bilgi Yayınevi). Atatürk'e Kurulan Pusu. İzmir Suikastının Perde Arkası-Osman Selim Kocahanoğlu (Temel Yayınları).
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı