« Hürriyet.com.tr

Gemlik’e doğru kendini gösteren denize şaşmamak elde mi?

Hürriyet Haber
X
Gemlik’e doğru kendini gösteren denize şaşmamak elde mi?MARMARAKentlerden kaçarken, kaçtığınız yerlerin de şehirleştiğini, bozulmamış maviliği ararken, balıkların denizi terk ettiğini ve bunlar gibi birçok hayal kırıklığına bir tek zeytin ağaçlarının ve martıların direnebildiğini görmezliğe gelemiyorsunuz, Marmara güzergahında. ‘’Gemlik’e doğru denizi göreceksin, sakın şaşırma’’ diye yazmış Orhan Veli. Her yanı saran binaların arasından kendini gösteren denize şaşırmamak elde mi? Yeşilini gelişen sanayisine feda eden Bursa’ya yaklaşırken, yol boyunca sıralanan kebapçılar, dev alışveriş merkezleri, otomobil fabrikaları ve havlu satan büyük tesisler, kaçtıklarınızla yeniden yüzleştiriyor sizi. Bol kerevitli günleri geçmişte kalan Uluabat Gölü’nün kıyısındaki beş asırlık Ağlayan Çınar’ın adı boşuna değil, belli ki o herkes yerine, bol bol ağlamış olup bitene... Ne var ki yolculuklar er geç umut dolu bir yerlere çıkıyor. Uluabat Kuş Cenneti’nde yıllardır avcılarla mücadele eden Mustafa Bey’in tavus kuşlarının kuyruğundaki renkler, Cumalıkızık köyünün yassı taş döşemeli sokakları, Mudanya’nın eski tren garının dirilişi, Siği ve Tirilye’nin naif yaşamı ve zeytinin tadı şimdilik yola devam etmek için yeterli.GEREKLİ TELEFONLARBursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü 0224 220 99 26Bursa Turizm Danışma 0224 220 18 48Bursa Belediyesi 0224 225 18 10Bursa Emniyet Müdürlüğü 0224 271 19 87Bursa Devlet Hastanesi 0224 220 00 20Yalova Belediyesi 0226 814 10 08Yalova Emniyet Müdürlüğü 0226 813 62 90Yalova Devlet Hastanesi 0226 811 45 24Yalova Turizm Danışma 0226 813 85 07Gemlik Belediyesi 0224 513 45 21Gemlik Emniyet Müdürlüğü 0224 513 18 79Gemlik Devlet Hastanesi 0224 513 92 00Mudanya Belediyesi 0224 544 16 51Mudanya Devlet Hastanesi 0224 544 70 00Mudanya Emniyet Müdürlüğü 0224 544 19 13Tirilye Belediyesi 0224 563 21 51NASIL GİDİLİR?İstanbul- Kocaeli- Yalova- Bursa 243 km. Ankara- Eskişehir- Bilecik- Bursa 380 km. İzmir- Manisa- Balıkesir- Bursa 330 km. İstanbul Deniz Otobüsleri’yle (İDO), İstanbul Yenikapı’dan Yalova’ya ve Bandırma’ya (Yenikapı Danışma, 0212 516 12 12, www.ido.com.tr ) ulaşmak mümkün. Yalova’ya yolculuk 45 dakika, Bandırma’ya 2 saat sürüyor. İstanbul’dan bir başka seçenek de Eskihisar’dan İzmit Körfezi’ni feribotla geçmek ve Yalova’dan Bursa’ya devam etmek. Çamlıca otoyol gişelerinden girip Bayramoğlu- Darıca sapağında otobandan ayrılıp, Eskihisar feribot iskelesine ulaşabilirsiniz. Feribotlar, 35- 40 dakikalık bir yolculuğun sonunda, Yalova’ya 14 km mesafedeki Topçular İskelesi’ne varıyor. İstanbul’dan Mudanya’ya gitmek için, İDO’nun (Mudanya Danışma, 0224 544 11 05) Yenikapı ve Bostancı’dan kalkan deniz otobüsü seferleri var. Yolculuk, 1 saat 45 dakikada sürüyor. Yenikapı’dan Armutlu’ya sadece deniz otobüsleri var. Denizcilik İşletmeleri’nin (0212 249 92 22) Çınarcık seferleri var. Otobüs (Bursa); Kamil Koç (0224 261 50 00), Lüks Yalova Seyahat (0224 261 51 90), Metro (0224 261 62 00), Pamukkale (0224 261 51 71), Uludağ (0224 261 52 00), Ulusoy (0224261 51 11), Nilüfer (444 00 99) ARABA KİRALAMA (Bursa) Alize (0224 221 42 02), Avis (0224 236 51 33), Berk (0224 2241 35 87), Budget (0224 42 04), Hertz (0224 225 20 52), Pelit (0224 220 21 21), Selen (0224 223 96 16)YALOVA’DAN GEMLİK’EYalova merkezden Gemlik yönüne doğru, sağa ayrılan sapakta Termal ve Çınarcık yazan tabelayı göreceksiniz. Eğer Hayrettin Karaca’nın Arboretum’unu görmek ya da Yalova Kaplıcaları’na uğramak istiyorsanız, buradan girin. 17 Ağustos 1999 depremiyle yerle bir olan Yalova’nın toparlanmasında büyük ölçüde turizme bel bağlanıyor. Bir sayfiye olarak da tercih edilen Yalova’nın denizi bugün artık kirlenmiş olsa da doğası, kaplıcaları ve içme sularıyla, burası hálá uğramadan geçilmeyecek bir durak olma özelliğini koruyor. Yalova Termal’e gelmeden önce, sapaktan 5 km. mesafedeki Türkiye’nin ilk Arboretum’u (Arboretum turları, pazar günü, yazın 13.00- 18.00, kışın 13.00- 17.00 saatleri arasında düzenleniyor. Pazar hariç diğer günler, randevu almak koşuluyla, gruplara açık. 0226 833 77 67, www.karacaarboretum.org), 1980 yılında Hayrettin Karaca tarafından, bir ev bahçesi olarak başlamış ve bugün 13.5 hektar arazi üzerine yayılıyor. 1992’de Nihat Gökyiğit’le beraber Tema Vakfı’nı kuran Hayrettin Karaca’nın Arboretum’unu, tek kişi bile olsanız gezebiliyorsunuz. İnsan eliyle yaratılan bu olağanüstü doğa çeşitliliğinde, rehber eşliğinde, en az 1.5 saat süren turlar yapılıyor. En keyifli zaman, ilkbahar ve sonbahar.Antik çağlardan bugüne gelen yapılarıyla, şifa arayanlar için hálá önemini koruyan Yalova Termal Kaplıca Tesisleri (Banyolar, 08.30- 22.00 arası açık. Tatil günlerinde, banyolara girmek için sıra oluyor. Havlu ücretsiz, kiralık mayo var. Tesis otellerinde kalanlar, termallerden ücretsiz yararlanabiliyorlar. 0226 675 74 00, www.yalovatermal.com), 7 km. daha ileride. Bugün, Yalova kaplıcaları dünyaca tanınmasını, 1929’da buraya gelen ve termali çok beğenen Atatürk’ün çabalarına borçlu. Atatürk’ün buraya dinlenmeye geldiğinde kaldığı ve bugün Atatürk Köşkü Müzesi (0226 675 70 28) olarak gezilebilen ahşap köşk, Mimar Hakkı Eldem tarafından 38 günde tamamlanmış ve birçok reformun kararları da burada alınmıştı. 3800 dönümlük park, bahçe ve koruluğun içindeki binlerce ağacın arasında, Bizans dönemine ait Kurşunlu Sauna- Hamam, Termal Açık Havuz, Sultan Abdülmecit’in annesi Valide Sultan için yaptırdığı ve 50 yıl önce köylülerin bir yumurta karşılığı girdiği, Valide Banyo (kadın- erkek ayrı Türk hamamı), Atatürk’ün yaptırdığı özel Termal Sauna Hamam, buhar tedavisi ve mide suyu gibi bölümler var. Ayrıca kaplıcaların bünyesinde iki otel bulunuyor. Yine bu alan içindeki, 19. yüzyılın sonlarından kalma ve birinci derecede tarihi eser olan tarihi Büyük Otel ve gazinosunun yanısıra aynı dönemden kalma Türkiye’nin ilk sinema binalarından biri olan Tarihi Sinema kullanılmıyor. MÖ 2 bin yılında bir deprem sonucu günışığına çıkan Yalova’nın termal suları, romatizmal, metabolizmal, böbrek ve idrar yolları, deri ve sindirim sistemiyle ilgili hastalıklara iyi geliyor. Ayrıca Samanlı Dağları eteklerindeki Termal’in etrafını keşfetmek isteyenler için, buraya 8 km mesafede, bakir bir ormanın içinde, 40 metreden dökülen Su Düşen Şelalesi ve oluşturduğu gölün etrafında alabalık tesisleri ve piknik alanları var. ŞİŞEDEN YAPILMIŞ CAMİŞimdi iki yol seçeneğiniz var; Termal’e kadar kat ettiğiniz 12 km.’yi geri gidip, tekrar aynı sapaktan (Termal/ Çınarcık) güneye, Orhangazi üzerinden Gemlik’e gidebilir ya da yola kıyıdan, Yalova’ya 16 km. mesafedeki, bölgenin önemli turizm merkezi ve sayfiye yeri Çınarcık üzerinden devam edebilirsiniz. Rumlar dönemindeki adı, ‘’temiz havası olan şehir’’ anlamına gelen Kio olan Çınarcık’ta, 17 Ağustos depreminde yazlık sitelerin bazıları yıkılmış, birçoğu da hasar görmüştü. Ancak dağlara doğru çıktığınızda, trekking parkurları üzerinde depremden zarar görmemiş köyler bulacaksınız. Yalova- Çınarcık- Armutlu hattı üzerinde keyifli trekking parkurları var. Özellikle Çınarcık Erikli Yaylası, bu bölgede turların düzenlendiği yürüyüş parkurları içinde en gözde olanı. Erikli Yaylası’na gitmek için, önce Yalova merkezdeki Çınarcık tabelalarını, daha sonra da Çınarcık merkezindeki Erikli Yaylası tabelalarını takip etmek gerekiyor.Teşvikiye köyünün 6 km. yukarısında, denizden 600 metre yükseklikte bulunan, kestane, ıhlamur, karaağaç, göknar ve elma ağaçlarıyla kaplı yayla, uzun bir süredir boş. Yayladaki yürüyüş parkurunda, Erikli Deresi kenarındaki patikadan yürünüyor ve derenin üzerinde bulunan, ağaçların arasına gizlenmiş birçok şelaleden geçiliyor. Bu yürüyüşleri düzenleyen Arnika (0212 245 15 93, www.arnika.com.tr), Ogzala (0212 293 91 95, www.ogzala.com), Geziciyak (0212 238 51 07), Buklamania (0212 245 06 35, www.buklamania.com) ve Karıncalar Turizm (0216 449 32 90) gibi turizm acenteleri var. Ayrıca Gemlik’ten Yalova Kurtköy’e ve Delmece Yaylası’ndan Erikli Yaylası’na (Yalova) da yürüyüşler yapılıyor. Çınarcık’tan 25, Gemlik’ten 35 km. mesafede, Bursalılar’la İstanbullular’ın sayfiye yeri olan Armutlu, son yıllarda kötü yapılaşmaya sahne olmuşsa da burası özellikle kalp ve romatizma hastalıklarına iyi gelen kaplıcalarıyla ünlü. Çınarcık’tan Armutlu’ya gelirken, Türkiye’nin en iyi termal tesisleri arasında yer alan, tek yıldızlı Erdilli Tesisleri (0226 531 41 25) karşınıza çıkacak. Türkiye’de en yüksek radyoaktiviteye sahip Armutlu Kaplıcası’nın, bir fay çizgisi boyunca çıkan kaynak suları, ortalama 59 derece. Armutlu’ya 3.5 km mesafedeki kaplıcaya, Gemlik tarafından da varmak mümkün. Yalova’dan güneye, Gemlik’e doğru, 21. km.’de Orhangazi var. Orhangazi, İznik Gölü’nün bir ucunda, İznik ise diğer ucunda. Burada, solda, ilk İznik/ Adapazarı tabelalı yol ayrımını göreceksiniz. Bu sapaktan İznik 40 km. mesafede. Gemlik’e doğru devam ettiğinizde, yaklaşık 10 km. sonra Yıkıntı’nın Yeri’nde (0224 513 42 75) mutlaka durun. Sırtını zeytin ağaçlarına yaslayan bu kır lokantasının, harçla yapıştırılmış 350 bin şişeden, bahçesindeki caminin de 20 bin şişeden inşa edildiğini duymak, gözlerinizle görmek kadar şaşırtıcı. İçki şişelerinden yapılan Yıkıntı Cami’de namaz kılmanın caiz olmadığı bölgede uzun süre tartışılmış. TÜRKLERİN İLK TERSANESİBursa’dan Gemlik’e giderken, yolun sağında büyük tabelayı fark edeceksiniz: ‘’Gemlik’e doğru denizi göreceksin, sakın şaşırma...’’ Bunlar Orhan Veli’nin sözleri. Yalova’dan gelirken 40. km’de Gemlik’tesiniz. Gemlik, Bursa civarında kurulan en eski kent. Tarihi MÖ 12. yüzyıla kadar uzanıyor. 1087 yılında, Selçuklular’dan Ebul Kasım’ın burada bir donanma yaptırmasıyla, burası ‘’gemilerin yanaştığı ve üretildiği yer’’ anlamına gelen ‘’Gemilük’’ adını alıyor ve böylece burada Türklerin ilk tersanesi kurulmuş oluyor. 1856’da da Gemlik- Bursa karayolunun yapılmasıyla, Gemlik canlılık kazanıyor. Bugün, Güney Marmara için büyük önem taşıyan bu uluslararası limana sahip Gemlik’te, aşırı yapılaşmaya rağmen, sahil boyunca gezinmek ya da İstiklal Caddesi’nde, zeytin reçeli dahil, zeytinin her türünü satan dükkanlardan, Zeytin Hali’nden ve Salı Pazarı’ndan alışveriş yapmak keyifli. Burası, Türkiye’nin en lezzetli sofralık zeytinlerinin yetiştiği bölge. Kiliseden çevrilme Balıkpazarı (Yeni Cami) Camii’nin yanı sıra, Çarşı Ali Paşa Camii de görülebilir. Bursa’nın 30 km. kuzeybatısında, Yalova ile Mudanya arasında kurulmuş, İznik Gölü’nün bu kasabası, bir zamanlar temiz deniziyle ünlüydü. Bugün ancak merkezden uzaklaşarak denize girmek mümkün. Kumla yönüne 6 km. gidince, sahilde Küçük Kumla ve Büyük Kumla, yazın canlanan tatil beldeleri. Armutlu istikametinde, Karacaali, Narlı, Kapaklı, Fıstıklı köyleri var. Gemlik’e 18 km. mesafede Hayriye köyü yakınındaki Fevziye köyündeki Karagöl, dağcıların iyi bildiği bir yer. Gemlik’ten Adapazarı- İznik yoluna girince, yol üzerinde sıralanan eski Osmanlı köylerini kaçırmayın. Gemlik ve Orhangazi’ye aynı mesafede olan, tabelalarla işaretlenmiş, Karsak, Gemiç ve Yeni Gürle köyleri, birbirine oldukça yakın. Karsak ile Gemiç, Gemiç ile Gürle arası 3- 4 kilometre. Patika yollardan köylere yürümek mümkün. Gemlik çıkışından 3 km. mesafede, tepede Umurbey’de, yol üzerinde tabelayla işaretlenmiş, Celal Bayar Müzesi ve Kütüphanesi (Pazartesi hariç her gün, 08.30- 17.00 saatleri arasında açık. 0224 525 00 98) var. BURSA’DAN MUDANYA VE BANDIRMA’YA Son ağaç kuruduğunda, son nehir kirlendiğinde anlayacaksın...Gemlik’ten 32 km. sonra Bursa’ya varılır. Bu güzergah üzerinde sağa ayrılan Kurşunlu sapağı, kamp kurmak isteyen tatilcilerin çadır kiralayabilecekleri bir bölge. Bursa’ya yaklaşırken yol üzerinde birçok alışveriş merkezi göreceksiniz. Bunların arasında meşhur Kebapçı İskender’in şubeleri var. Ancak siz yeni Mudanya yolundan devam edin. Bursa’nın merkezine girmeden, kavşaktan İzmir yoluna sapın, ileride Mudanya tabelasını göreceksiniz. 16. km.’de, 1989’da Yavuz İskenderoğlu’nun, kahvesi, kasabı, manavı, meydanı ve muhtarlığıyla kurduğu Köy Tesisleri’nde (0224 244 99 01) enfes bir iskender, ardından da Kemalpaşa tatlısı yiyebilirsiniz. Buradan 2 km. ileride, deniz ve doğa manzaralı bir tepe üzerinde, teraslı ve çocuk bahçeli Kahvebeyaz da (0224 566 34 14), mönüsündeki 20 çeşit piliç yemeğiyle, hoş bir mola yeri. 28. km.’de Mudanya’da denize ulaşacaksınız. Mütareke Evi’ni geçince sola ayrılan Zeytinbağı tabelasından saparsanız, kıyıdan yükselen yol, sizi bu güzergahın en sevimli yerleşimlerine ulaştırır: 7. km’de Siği (Kumyaka), 10. km.’de ise Tirilye (Zeytinbağı)... Bursa’dan Mudanya’ya giderken kullandığınız aynı yoldan dönerek yeniden Bursa’ya ulaşın. Bursa’nın merkezindeki yol ayrımlarından biri Orhaneli- Keles’tir. Buradan 5 km. içeride, eski bir Rum yerleşimi olan Gümüştepe mahallesini ya da ilk ismiyle Misi’yi işaret eden tabelayı göreceksiniz. Bir zamanlar ipekböcekçiliği ve bağcılıkla geçinen Misi, sağa saptıktan sonra 1.5 km içeride. Artık Bursa’nın bir mahallesi olan bu eski köyün içinden geçen Nilüfer Çayı, çay kıyısındaki Merkez Kıraathanesi, dar sokaklarında yıkılmak üzere olan eski Osmanlı evlerini görünce, burada biraz zaman geçirmek isteyeceksiniz. Ahşap kepenklerle örtülü bir imalathanenin önünde duran 1951 model, emekli Chevrolet, Misi’nin emekli olmamakta ısrarlı tek şarap imalatçısı Ömer Gümüş’e ait. Şehirleşmeyle birlikte köyün bağları tükenmiş olsa da Gümüş Osmanlı döneminde Avrupa’ya pekmez gönderen dedesinin mirasını korumayı sürdürüyor. Köhne ve mütevazı imalathanesinde, buraya gelen tek tük turiste, beyaz Misi şarabı ikram ediyor. ZAMBAK TEPE’DEN MANZARAMisi’den tekrar aynı kavşağa gelip, Bursa- İzmir yoluna doğru devam edince 9. km.’de meşhur Kafkas (İzmir yolu girişi, Alaaddin Bey Cad. No:1, 0224 441 52 52) kestanelerinin satış yeri ve aynı zamanda bir pastane var. 21. km.’de sağda İstanbul çevreyolu sapağını, yaklaşık bir km. sonra da havlu, bornoz alışverişi yapabileceğiniz ve bahçeli restoranında mola verebileceğiniz Minteks’i (İzmir yolu 27. km, 0224 449 01 00, www.minteks.com.tr) geçeceksiniz. Tesisin küçük hayvanat bahçesi çocukların hoşuna gidebilir. 30. km.’de sola ayrılan Gölyazı (Apolyont) sapağı, yolun karşı tarafında kaldığından, kaçırmayın. İki yanındaki zeytin ağaçlarıyla beraber ilerleyen yol, 5 km. sonra göl kıyısına ulaşır. Ancak 3. km.’de, Gölyazı’ya varmadan, sola ayrılan toprak yolun sonunda Gölyazı Restaurant (0536 211 88 81) olduğunu bilmenizde yarar var. Burası, göl kıyısında, çimenlere kurulmuş masalarda, turna, sazan ve yayın gibi göl balıkları yemek isteyenler için bir seçenek. Gölyazı’ya girdiğinizde yol çatallaşır ve eğer sağdan devam ederseniz, 2. Çıkmaz Sokak’taki Aya Konstantin Kilisesi’nin önünden geçersiniz. Harap haldeki kilise, 14. yüzyıl başlarında, Selçuklu ve Osmanlı akınları yüzünden Bursa ve İznik’ten kaçarak buraya sığınan Hıristiyanlara ait. Köprünün girişindeki beş asırlık Ağlayan Çınar’ın bulunduğu çay bahçesinde oturup Uluabat Gölü’nü seyretmeden önce, Zambak Tepe’ye çıkmalısınız. Sabah saatleriyse eğer, küçük yarımadanın üzerindeki Gölyazı köyü, en güzel ışığını alıyor olacaktır. 11.30’daki mezatı da kaçırmayın. Kalçalarına kadar yükselen kauçuk çizmeleriyle mezatta satış yapan balıkçıların mücadelesine şahit olup, kapı önünde kerevit sepeti ören kadınlara rastladığınızda, gölün hayati önem taşıdığı bir yere geldiğinizi anlayacaksınız. Göldeki balıkçı kayıklarının kenarlarına kuşlar konmuş, köy rehavet içinde. Caminin arkasındaki küçük bakkaldan delikli Mağlıç peyniri ve ekmek alıp, meydandaki kahveye oturun. Gölün ve balıkçıların nabzı burada tutulur. Bu bölgedeki yerleşim, İ.Ö. 6. yüzyılda Miletoslular tarafından kurulmuş. Göl üzerindeki Kız Adası’nda bunun izlerine rastlanıyor. Eski bir Rum köyü olan Apollonia’da, Kurtuluş Savaşı’ndan önce 500 hane Rum ve 50 hane Türk yaşarmış. Mübadeleyle birlikte, Rumlar gitmiş, Selanik’ten Türkler gelmiş. 1. derece SİT alanı olan Gölyazı’nın surlarının üzerinde, diğer betonarme yapıların arasından sivrilen, tek tük, asırlık ahşap Rum evleri var. Köy, aslında bir adanın üzerine kurulu. Zaman içinde alüvyonlarla karaya bağlanmış. Köyün taştığı karadan adaya bir köprüyle geçiliyor. Sular yükselince adanın konumu daha da belirginleşiyor. Civardaki adaların en büyüğü Manastır (Nailbey) Adası. Bu adadaki manastır, Bursa ve çevresinde günümüze kalan en eski manastırlardan biri. Keşişlerin yaşadığı manastırın tarihinin 825 olduğu tahmin ediliyor. Köye en yakın adalardan biri Kız Adası ve burada ünlü bir Apollon Tapınağı kalıntıları var. Hatta Roma İmparatoru Caracalla sikkelerinin ön yüzünde bu tapınak var. Tapınağın taşlarının İstanbul’da Haydarpaşa rıhtımında kullanıldığı biliniyor. ‘’Son ağaç kuruduğunda/ Son nehir kirlendiğinde/ Son balık öldüğünde/ Paranın karın doyurmadığını anlayacaksın... Seni Seviyoruz, Uluabat...’’ diye yazıyor 500 haneli köyün meydanında. Çoğunluk balıkçılıkla geçiniyor. Zeytincilik ve yemişçilik de diğer geçim yolları. Göle akan derelerin kirlenmesinin yanında civardaki tesislerin ve yerleşimlerin atıkları yüzünden, yayın balığının neredeyse artık adı bile geçmiyor. Yılan balığı ve Uluabat’ın Avrupa’ya ihraç edilen meşhur kerevitleri de geçmişte kalmış. Gölde tekneyle gezmek isterseniz, köy kahvesinde çalışan Ali İhsan (0224 485 52 64, 0537 524 53 61) size yardımcı olacaktır. Köyden çıkarken, Sahil Yolu yazan tabeladan devam edin. Bu yol sizi göl manzaraları eşliğinde yeniden anayola çıkarır. BEYAZ TAVUS KUŞLARIYeniden Bursa- İzmir anayoluna çıkınca, 50. km.’de Total benzin istasyonunun hemen bitişiğinden sola ayrılan yol, 300 metre içerideki Uluabat Kuş Cenneti’ne (Sabah saatlerinden hava kararıncaya kadar açık. 0224 688 52 21) varır. 30 yıl önce Uluabat Gölü kıyısında satın aldığı bataklığı kurutarak burayı ağaçlandıran ve kuşlar için adeta bir cennete dönüştüren Mustafa Bilgiç, yıllar boyu göle gelen göçmen kuşların peşine düşen avcılarla mücadele etmiş. Bu yıl göl artık jandarma tarafından korunuyor. 35 çeşit kuş türünü görebileceğiniz kuş cennetinde en çok dikkatinizi bahçede dolaşan tavus kuşları çekecektir. Ağaçların tepesinde ve hatta tuvaletin girişinde, her yerde tüm güzellikleriyle salınan tavus kuşlarının arasında bembeyaz olanları da var. Karacabey’den yaklaşık 10 km. sonra Mustafa Kemalpaşa sapağını göreceksiniz. Kirmasti adlı eski bir Rum köyü olan M. Kemalpaşa, sapaktan biraz ileride. İlçeye 18 km. mesafedeki Suuçtu Şelalesi, ilçenin popüler piknik alanlarından. Ayrıca etrafındaki küçük lokantalarda balık yiyebileceğiniz Doğancı Barajı ve şifa arayanların rağbet ettiği Tümbüldek Kaplıcaları, bu civardaki diğer turistik noktalar. Kaplıca evlerinde konaklamak için belediyeden (0224 613 10 58) Şadan Bey’le irtibat kurabilirsiniz. M. Kemalpaşa sapağından sapmayıp yola devam ederseniz, haradan yaklaşık 27 km sonra, sağda Bandırma tabelasını göreceksiniz. Kuş Cenneti Milli Parkı’na (Her ayın ilk Pazartesi günü kapalı. Haftaiçi 09:00- 18:00, haftasonu 09:00- 18:30 saatleri arasında açık. 0266 245 80 79) varabilmek için, yol üzerindeki Mete Dinlenme Tesisleri’ni 500 metre geçince, bu tabeladan sapılır. Yol üzerinde solda göreceğiniz Manyas tabelasından değil de 32. km.’de soldaki, Kuş Cenneti tabelasından sapın. 2 km sonra yol, Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı’nda son bulur.MUDANYAİddialı tarihine rağmen sakinHer ne kadar önceleri Mudanya Mütarekesi, daha sonraları da dünyanın izlediği İmralı Adası’ndaki Apo davasıyla adını duyurduysa da Mudanya yaşadığı bu iki iddialı tarihsel olaya rağmen, deniz kıyısında, sakin ve karakterini koruyabilmiş bir yerleşim. Mudanya’ya varır varmaz, göz kamaştırıcı bir bina sizi karşılar. Burası eski tren istasyonu. 1849’da Fransızlar tarafından gümrük binası olarak yaptırılan bina, 1874’te Mudanya’yı Bursa’ya bağlayan demiryolu hattının istasyonu olarak kullanılmaya başlanıyor. Ancak bu demiryolunun diğer hatlara bağlanmaması yüzünden, 1955’te işlevini kaybediyor. Başarılı bir restorasyonun sonucunda, Hotel Montania adıyla açılıyor. Bu isim, Mudanya’nın Fransız haçlıları hakimiyeti dönemindeki adı olan Montagne’den geliyor. Belki de ünlü Amerikalı yazar Hemingway, 1922’de Mudanya’ya geldiğinde bu otelde kalsaydı, 23 Ekim 1922 tarihli The Toronto Daily Star gazetesine şu satırları yazmazdı; ‘’Marmara kıyısında, sıcak, toz toprak içinde, eciş bücüş yollu, ikinci sınıf bir kıyı kasabası.’’Mudanya’da başka çarpıcı binalar da var. Bunlardan en önemlileri; Mütareke Evi ve Tahirpaşa Konağı. 19. yüzyılın sonunda Rus asıllı bir kereste tüccarı olan Alexandre Gonyarof tarafından konut olarak yaptırılan Mütareke Evi, 1960’ta müze olarak açılıyor. ‘’Yorgun Savaşçı’’, ‘’Küçük Ağa’’ ve ‘’Yavrumu İstiyorum’’ gibi filmlere set olan bina, uzun bir süredir tadilatta ancak müzenin (0224 544 10 68) bu yıl içinde açılması planlanıyor. Bugün ancak özel izinle gezilebilen ve ilk katı kütüphane olarak kullanılan Tahirpaşa Konağı, Osmanlı konut mimarisinin özelliklerini taşıyor. Sit alanı olan eski Mudanya’da, özellikle Mütareke Evi çevresindeki Mütareke Mahallesi’nde, çoğu Bizans- Rum mimarisi tarzında, üç katlı, kagir evler de görmeye değer. Eskiden bu evlerin birinci katında zeytinyağı yapılır, ikinci katı ipekböcekçiliği için kullanılırmış, en üst kat ise yaşam alanıymış. Bahçesiz bu evlerin kapı önlerinde yapılan sohbetler, kadınların vazgeçemediği kahve falları, bugün hálá Mudanya’nın canlılığını devam ettiren gelenekler.Daha çok Bursalılar için bir sayfiye yeri olan Mudanya, özellikle yazın, gündüzünü de gecesini de dolu dolu yaşıyor. İskeleye yanaşan her feribotla birlikte, çay bahçeleri, iskeleyle Mütareke Evi Müzesi arasında doldurularak gezinti yolu haline getirilen sahil, masalarını deniz kıyısına çıkaran balıkçı lokantaları dolup taşıyor.CUMALIKIZIKDokusunu koruyabilmiş Osmanlı köyüBursa’dan çıkarak, doğuya doğru, Eskişehir- Ankara karayolunu takip ederseniz, 10. km.’de, yolun sağında Cumalıkızık tabelasını göreceksiniz. İki km. içeride, eski Osmanlı köyleri arasında, karakterini ve dokusunu en çok koruyabilmiş olanlardan biri, 700 yıllık Cumalıkızık var. Hem bir müze parçası gibi az rastlanır hem de yaşayan bir köy olduğu için capcanlı. İsmi, Oğuzlar’ın Kayı Boyu Türklerinden Kızıklar’dan kalma. 1300’lerde bölgeye gelen Orhan Gazi’den yaşayabilecekleri bir yer isteyen Kızık Türkmenleri, yedi köye yerleşirler. Uludağ’ın kuzeyindeki dik etekler ile vadilerin arasında sıkışıp kalan yöre köylerine, konumlarından dolayı ‘’Kızık’’ denirmiş. Köylerin birbirlerinden ayrılması için de dereye yakın olanına ‘’Derekızık’’, fidye verenine ‘’Fidyekızık’’, Kızık köylerinden topluca gidilerek cuma namazı kılınan köye de, ‘’Cumalıkızık’’ adı verilmiş. Yassı taş döşemeli, iki kişinin yan yana yürüyemeyeceği kadar dar, kaldırımsız sokakları, birbirine yaslanan sarı, mavi, mor evleri, Cin Aralığı, ahşap revağı ve kalem işlemeleriyle 300 yıllık Cumalıkızık Camii, tek kubbeli hamamı, Osmanlı döneminden kalma eski mezar taşları ve hayatlı evleriyle, Cumalıkızık, Bursa civarına gelip de atlanması mümkün olmayan bir yer. Köyün Ihlamurcu adı verilen kısmında bulunan kilise kalıntısının bazı parçaları Bursa Arkeoloji Müzesi’nde. Ayrıca köydeki yaşamı anlatan birçok el yapımı eşyanın bulunduğu Etnografya Müzesi (Cumartesi- Pazar 09:00- 18:00, haftaiçi ise Muhtar Ahmet Kuş’u- 0536 445 16 40 ya da Ahmet Karaca’yı- 0224 372 89 33 arayarak müzeyi açtırabilirsiniz) görmeye değer. Köy meydanında ve kapı önlerinde köyün kadınları mantı, erişte, ıhlamur, yöreye özgü otlar ve çeşit çeşit ev reçelleri satıyorlar.Cumalıkızık’tan tekrar Ankara yoluna çıkıp 4 km. ilerleyince, Seitabat Şelalesi ve Uludağ buzul gölleri tabelasının olduğu sapağa gelirsiniz. Şelale, sapaktan 3 km. içeride. Yeniden anayola çıkınca, 33 km sonra İnegöl’e, buradan da 27 km mesafedeki ünlü kaplıca bölgesi Oylat’a varacaksınız. Yalova’ya 15 km. mesafede, Topçular, Tavşanlı Beldesi’ndeki Best Western Elegance Resort Hotel (0226 465 66 22, www.eleganceresort.com), dört yıldızlı. Yalova Termal Tesisleri’ndeki iki termal otelden biri olan Çınar Otel’de (0226 675 74 00, www.yalovatermal.com), konaklayanlar için kaplıca hizmetleri ücretsiz. Yine arboretumun içindeki diğer seçenek olan Çamlık Otel’in (0226 675 74 00, www.yalovatermal.com) restoranı burada kalmayanlara da açık. Gemlik’in merkezindeki köklü Tibel Hotel (0224 513 12 72), deniz kıyısında ve havuzlu. Gemlik- Kumla yolu 3. kilometredeki Hotel Atamer’in (0224 513 45 93), balkonlu, deniz manzaralı, temiz odaları var. Bölgenin en görkemli yapısı ve en şık konaklama yeri, Mudanya’nın 150 yıllık eski tren istasyonundan dönüştürülen Hotel Montania (Mudanya, 0224 544 60 00). Deniz kıyısındaki otelin orijinal kısmındaki odalar yeni bölümdekilere göre daha küçük olsa da hepsi deniz görüyor. Deniz kıyısındaki 12 odalı Ferah Otel (0224 544 10 31), Mudanya’da ekonomik konaklama yapmak isteyenler için ve alt katında bir pideci var. Tirilye’de konaklama seçenekleri fazla değil. Klimalı, kaloriferli, temiz odaları olan Tirilye Hotel (0224 563 22 20, www.trilyehotel.com), yıl boyunca açık. Eski bir Tirilye evinde kalmak isterseniz, üç odalı, banyolu ve elektrikli ısıtıcısı olan Savarona Pansiyon’u (0224 563 26 08) deneyebilirsiniz. Cumalıkızık köyü’ndeki Mavi Boncuk Konukevi (0224 373 09 55), bahçesi, sedirli, sobalı oturma köşeleri ve odun sobalı odalarındaki dantel, yorgan gibi hoş detaylarla, keyifli ve sakin bir pansiyon. Cumalıkızık köyünde yaşayan Fatma Hanım’ın evi (0224 372 30 57), her pazar kahvaltıya gelen gruplarla doluyor. Odaları tertemiz, tuvalet odaların dışında. 7 odalı Bulanlar Konak Pansiyon (Cumalıkızık köyü, 0224 372 48 69), doğalgazla ısınan, banyolu temiz odaları ve kahvaltısıyla, köyün ev ortamını yaşayabileceğiniz konaklama seçeneklerinden biri. Best Western Elegance Resort Hotel’in şık restoranı, Marmara Restaurant ile Nostalgie Restaurant’da (Topçular, Tavşanlı Beldesi, Yalova, 0226 465 66 22), Türk ve dünya mutfaklarından yemekler bulabilirsiniz. Coşkun Balık’ta (Topçular, 0226 814 37 48), meze, balık ve servisten memnun kalacaksınız. Yalova’da taze ve lezzetli balık için Altın Balık’a (0226, 813 85 95) uğrayın. 30 yıldır hizmet veren, şömineli Yıkıntı’nın Yeri’nde (Orhangazi- Gemlik yolu, 0224 513 42 75), her gün 12:00’den itibaren meşhur tandır çıkıyor. Yoğurt ve tandır suyuyla pişen bulgur enfes. Martı- 2 Restaurant’da (İskele Meydanı, No:13, Gemlik, 0224 513 11 72), Gemlik’e yakışır bir şekilde, kekikli ve kırmızı biberli zeytin ikramıyla karşılanıyorsunuz. Yeni Gürle’de, kömürde leziz köfteyi Kasap İsmet’te (Yeni Gürle köyü, 0224 587 70 45) bulabilirsiniz. Mudanya’da taze balık ve deniz ürünleri bulabileceğiniz restoranlar az değil. Koç Restaurant(Halit Paşa Cad. No. 95, 0224 544 16 53), Erol Balık Restaurant (Kumyaka Cad. No:32, Arnavutköy, 0224 544 66 30), Ahtapot Restoran (Halitpaşa Cad. No:27, 0224 544 68 37) bunlardan birkaçı. Mudanya’nın meşhur cevizli lokumunu ve Cantık denen küçük pidelerinden tatmak istiyorsanız, 10 yıldır hizmet veren Bahar Pide Salonu (M. Kemalpaşa Cad., 0224 544 17 02) doğru adres. Mudanya Mütareke Binası yanında, denizin üzerindeki Cafe Deniz Feneri (0224 544 93 93), güzel havalarda dışarıda oturmak için ideal bir mekan. Tirilye’de konaklama sıkıntısı olabilir ancak yemek söz konusu olduğunda seçenekler az değil: Köklü balık lokantası Savarona 2 (İskele Cad. Yalı Sok., 0224 563 26 08), karides ve kalamar güveçte iddialı. Bursa’da yaşayan Girit kökenli Leyla Hanım ve eşi Hakkı Bey, yıllar sonra Hakkı Bey’in doğduğu üç katlı eski Rum evine dönüyor ve burada Şekerev (İskele Cad. Yalı Sok. No.9, 0224 563 20 06) adında bir restoran açıyorlar. Her şey günlük. Deniz ürünleri, mezeler, hardal otu, börülce, uruvez, kırlangıç buğulama ve zengin bir mönü Liman Restarant’da (İskele Cad. Yalı Sok., 0224 563 24 10). Tirilye’de ev yemeği yemek isteyenler için, Tirilye Sofrası (Camii Şerif Mah. İskele Cad. No. 39, 0224 563 20 08), ideal bir mekan.SİĞİ VE TİRİLYE Sükunet ve zeytinHer ne kadar Mudanya deniz kıyısında olsa da denize girebilmek için biraz uzaklaşmak gerekiyor. Mudanya’ya 7 km. mesafede, MÖ 220’den beri bir yerleşim olan Siği, bugünkü adıyla Kumyaka var. Orhan Bey burayı aldığında, burada 300 haneli bir Rum topluluğu vardı. Rum istilasına kadar, buraya yeni gelen Türklerle Rumlar, dostça yaşadılar. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra köy tekrar Türklerin eline geçti. Rumca’da ‘’sükunet’’ anlamına gelen Siği’de herhangi bir konaklama yeri yok. Siği’nin güzel eski evleri ve dar sokaklarının dışında, burada turistik denebilecek tek yapı, dünyanın en eski üçüncü kilisesi olduğu söylenen Taksiyarhon Kilisesi. Bir diğer adı Başmelek Kilisesi olan Ortodoksların bu ibadet yeri, her yıl Fener- Rum Patriği Barthelemaos tarafından ziyaret ediliyormuş.Siği’den 4 km. daha ileride, belki birçoğumuzun nerede olduğunu tam olarak bilmediği ancak adıyla anılan zeytininden vazgeçmediği Tirilye var. Zeytinin ve denizin bereketine bağlı, naif ve sakin bir yaşamın sürdüğü Tirilye’ye geldiğinizi yolun iki yanındaki zeytin ağaçlarını görüp içinize iyot kokusunu çektiğinizde anlıyorsunuz. Tirilye’de yaşam sokaklara taşıyor; kına gecesine cevizli lokum yapan kadınlar türkü söylüyor, çocuklar taş fırından çıkan simitleri satıyor, eşekler küfelerle zeytin ve odun taşıyor, meydanda balıklar gümüş gibi parlıyor, balıkçılar hanımları olmadan denize açılmıyor, kırmızı kiremit çatılar sonsuz bir maviye uzanıyor...Tirilye’de Rumlardan kalma 7 Kilise, Üç Manastır ve Üç Ayazma bulunuyordu. Bu kiliselerden bugün sadece üçü ayakta. En büyüğü halen Fatih Camii (Hagios Stephanos Kilisesi) olarak kullanılıyor. Tarihte duvarlarına ilk kez resim yapılan kilise olarak kabul edilen Kemerli Kilise (Panagia Cemaat Kilisesi) ya da bir diğer adıyla Küçük Ayasofya, bugün bir şahsa ait ve harap durumda. Yemekhane olarak adlandırılan kilise ise Kazım Karabekir Paşa zamanında Tirilye’de eğitim gören öksüz, yetim ve kimsesiz çocuklar için yemekhane olarak kullanılmış. Köyün ara sokaklarından yıkık ama görkemli bir bina yükselir. Tirilye’ye tepeden baktığınızda, kilise ve kırmızı kiremit çatıların arasındaki Taş Mektep, bu küçük köyün geçmişteki öneminin en sağlam kanıtı. 1909 yılında, Tirilye’nin metropoliti burayı bir papaz okulu olarak yaptırır. 1924’e kadar ilkokul olarak kullanılan binada, daha sonraları önemli makamlara yükselen Rum çocukları eğitim görür. Kıbrıs eski Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios’un bu okulda okuduğu biliniyor. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, Kazım Karabekir tarafından, şehit çocuklarına, kimsesiz ve öksüzlere Darül Eytam okulu olarak yeniden hizmete açılır. Bina, uzun bir süredir onarılmayı bekliyor.

Kaynak:

Övünmek Gibi Olmasın Antepliyiz
Gaziantep'te En Çok Bu Fotoğrafı Sevdim
‘Lezzet'in Nobeli'ni Alınca Bize De Kilo Almak Düştü
Gaziantep'e Adını Yazdıran Üç İsim
Koşa Koşa Geldim
Dünya Gastronomi Kenti