Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gemiler, fabrikalar ve villalar

SEÇİME birkaç gün kala, babalar ve oğullarına ait gemiler, fabrikalar, villalar ve milyon dolarlarla ilgili tartışmalar ön plana çıktı.

Vatandaşın da kafası karışmış durumda. "Nedir bu olaylar?" diye birbirine soruyor, gazete, TV ve internet sitelerinde, konuyla ilgili gelişmeleri ve haberleri dikkatle izliyorlar.

Olayın, iki yönü var. Birincisi; etik yönü, ikincisi de mali ve hukuki yönü...

Etik yönü ile ilgili değerlendirmeleri, kamuoyunun takdirine bırakıp, olayın hukuki ve mali yönüne değinmek istiyoruz.

GEMİ OLAYI

Sayın Başbakan’ın oğlu bir süre önce, 200 TIR’lık yük taşıma kapasitesine sahip 4 bin 300 tonluk bir "gemi" aldı. 25 Ağustos 2006 tarihinde de tapu değeri 1 milyon YTL gözüken bir villa almıştı.

Başbakan’ın oğlu 4 Temmuz 1979 doğumlu yani 28 yaşında. Salı günü, ilgili yasa maddelerini ayrıntılı olarak açıkladık. AKP iktidarı döneminde kabul edilen 4783 sayılı Kanun’un 7’nci ve 9’uncu maddelerine göre, Başbakan’ın oğluna "Sen 28 yaşında genç bir insansın. Bu gemiyi, villayı vs. nasıl aldın? Bunların parasını nereden buldun?" diye sorulması, hukuken mümkün değil.

Sadece Başbakan’ın oğluna değil, bir başka bakanın oğluna da "Sen 30 yaşında genç birisin. 30 milyon Euro değerinde fabrikan, ayrıca şirketlerin, gayrimenkullerin vs. var. Bunları nereden aldın? Son 5 yılda kaç milyon YTL kazandın, ne kadar vergi ödedin de 40-50 milyon dolarlık ya da 100 milyon YTL’lik servetin oldu?" diye sorulması mümkün değil. Salı günü yazdığımız gibi, 4783 sayılı yasa bu tür bir sorgulamayı önledi. Olay yalnızca siyasilerle sınırlı değil. İşadamlarını da hatta onların eş ve çocuklarını da kapsıyor. 30 yaşında birisi 200 milyon dolara beş yıldızlı bir otel ya da özelleştirmeden bir tesis alsa, ona da "Bu değirmenin suyu nereden geldi?" diye sorulamıyor.

Diyeceksiniz ki İngiltere, Almanya, Fransa, ABD ve daha birçok ülkede, bunların sorulabileceğine dair yasa var. Haklısınız... Bizde de sorulamayacağına ilişkin yasa var. Aradaki "küçük fark" bu!..

BORÇ BİLE VERMİŞ

Merak edenler için açıklayalım. Başbakan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan, 23 Temmuz 2001 tarihinde, Asgold Kuyumculuk A.Ş.’ye; 24, 22, 18 ve 14 ayar 29 kilo 139 gram altın takı satmış (23.07.2001 tarih ve 002501 sayılı Gider Pusulası). Hatta babasına da 220 bin dolar, 55 bin de mark borç vermiş. Başbakan da 10.09.2001 tarihli "Mal Bildirimi"nde, oğluna bu kadar borcu olduğunu belirtmiş (Belgeler için Bkz. İlhan Taşçı, Maskesiz Soygun, 2. Baskı, Temmuz 2007, s.272, 273 ve 277).

YASA GEREKİYOR

Bu konuyu 2003 yılında, yasa değişikliği yapıldığında da yazdık, şimdi de yazıyoruz. Daha önce, Vergi Usul Kanunu’nun 30/7. maddesi vardı. Kişiler; harcamalarının, satın aldıkları malların ve birikimlerinin kaynağını belgelemek zorundaydı. Gelir Vergisi Kanunu’nun 82/2. maddesine göre de vergiye tabi gelirle ilişkilendirilemeyen ve harcandığı ya da tasarruf edildiği tespit edilen mal ve haklar, safi irat kabul ediliyordu. Bu iki yasa maddesi de 9 Ocak 2003 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 4783 sayılı yasa ile kaldırıldı.

Bu konuda, bir yasa çıkmadığı takdirde, işadamlarının, hem vergi mükellefi olmayan hem de süper lüks yaşam sürdürenlerin, sosyete sayfalarında resimleri çıkıp ona buna hava atanların veya on milyonlarca ya da yüz milyonlarca serveti olan kişilerin "Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Kimsin, necisin?" diye sorgulanmaları, hukuken mümkün değil.
X