Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gemi su alıyor!

Yaşar NURİ ÖZTÜRK

İslam Peygamberi'nin sözleri arasında, bir toplumu çöküş ve batışa götüren tavırlara dikkat çeken bir gemi benzetmesi vardır. Muazzez peygamber bu sözünde, toplumdaki haksızlık ve zulümlere önce sebep olan, sonra da bunlara seyirci kalan sömürü odaklarının hazırladıkları felaketli tabloya işaret ederken, toplumu bir gemiye benzetmiştir. Gemideki insanların bir kısmı üstte, güvertede seyretmekte, diğer bir kısmı ise alt katta, ambarda kümelenmiş bulunmaktadır. Üsttekiler mutlu, keyifli, nimet içinde bir gruptur. Ve bunlar, alttakilerin içecek-kullanacak su isteklerine ‘‘bize ne’’ diyerek olumsuz cevap vermiş, onların ihtiyaçlarıyla ilgilenmemişlerdir. Bunun üzerine, hem çaresiz kalan hem de öfke ve hınçla dolan ‘‘alttakiler’’, ihtiyaçlarını gidermek için, barındıkları ambar katından gemiyi delerek nehirden su alma hazırlığına girmişlerdir. Şimdi ‘‘üsttekiler’’ her şeye rağmen, buna müdahale ederek geminin delinmesini önlemek yerine, zevk ve gaflet içinde yan yatmaya devam ederlerse, gemi batacak ve sonuçta, günahlılar da günahsızlar da nehrin dibini boylayacaktır.

Bu istiarede (eğretileme) iki noktanın altı, eşsiz bir isabetle çizilmiştir: 1. Toplumdaki yıkıcı gelişmelere, nimet ve refahla şımararak toplumun diğer kesimlerini unutan vurguncu-hazırcı kodaman takım sebep olmaktadır. 2. Aynı takım; ihmaller, horlanmalar yüzünden kin ve nefretle dolarak toplumu tahribe başlayan ve bir tür ‘‘şer’’ kuvvete dönüşen odaklar karşısında susmakta, zevk ve sefa morfiniyle uyuşmuşluğu sürdürerek çöküş ve batışa seyirci kalmaktadır.

* * *

Toplumumuz bugün, bu gemi istiaresine çok uygun bir manzara arz etmektedir. Güneşin batışıyla doğuşu arasındaki çıkar hesaplarını her şeyin üstünde tutanlar, ülkeyi bugünlere getirmişlerdir. Slogan ve edebiyatla ne kadar kamufle ederlerse etsinler, durum iyi değildir. Türkiye, acılı-kahırlı bir kıvranışın içindedir. Günahın baş sorumluları şu dört zümreyi oluşturanlardır: Politikacılar, ülkenin gelir ve servetine komuta eden iş ve para çevreleri, hurafeci din bezirgânları ve nihayet ruhunu Doğu'ya ve Batı'ya indeksleyerek kendi dünyasını ve insanını unutmuş sözde aydınlar.

Bu dört grup ‘‘verimli bir dayanışma’’ ile çıkarlarını ‘‘garantilemek’’ için bin türlü oyun sergilemenin zevkini yaşarken, geminin su almaya başladığını söyleyen ‘‘çıplak uyarıcılar’’ı hayalperestlik, abartmacılık, bozgunculuk gibi ithamlarla susturup safdışı bırakmak yolunu seçtiler. Ülkenin ve insanımızın yarınlarını değil, sandıktan kaç oy fazla çıkacağını düşündüler, programlarını, projelerini, kadrolarını hep sandık ve menfaat hesabına bağlı tuttular. Yediler, yedirdiler, soydular, soydurdular. Alkışçıları, yağcıları hesabına durmadan ‘‘iş bitirdiler.’’ Ne mideleri doydu, ne de hırsları. Demagojiyi, yalanı, aldatmacayı, maske üzerinden tebessüm dağıtmayı dâhilik sandılar. Türbeden Kâbe'ye, mushaftan Allah'a değin her şeyi sömürdüler. Değil ruhunu, sözlük anlamını bile doğru dürüst bilmedikleri mukaddesatçılık, şeffaflaşma, berraklaşma kavramlarını birer uyuşturucu gibi kullanarak kitleleri oyaladılar.

* * *

Ve buralara, bugünlere gelindi. Bugün Türkiye'de laçkalaşmamış civata, aşınmamış kavram, hırs ve sömürü bezirgânlığının kokuşmuş nefesiyle lekelenmemiş kurum kalmamıştır. Ülkenin insanını, değerlerini, geleceğini aziz bilen kadrolar, yürekler, eller-kollar elbette vardır. Ezilip aldatılmış yığınların duaları vardır. Allah'ın bu ülkeyi hiçliğe ve yokluğa terk etmediğini düşünmemizi, yarınlara ümitle bakmamızı sağlayan da işte bunlardır.

Gemi su alıyor, beyefendiler, hanımefendiler! Devlet adamlığını Kırkpınar ağalığı sananlarla engizisyon odaklarına yağcılığı ‘‘Sezarlık’’ zannedenlerin inat ve gafletleri yüzünden gemi su alıyor. Mülk ve kudretin gerçek sahibi olan Allah'tan niyazımız odur ki, gözü yaşlı ‘‘Çıplak uyarıcılar’’la, kursağına haram lokma girmemiş soluk benizlilerin yakarışları hürmetine gemi batmasın!

Kendilerine tanınan tüm kredileri gaflet ve ikiyüzlülükle heder eden ‘‘muvazaacı uyuşuklar’’ yüzünden gemi su alıyor.

Seçim, bu su alışı asla durduramaz! Köklü çare lazım. Köklü çarenin mimarları, gemiyi bu hale getiren ‘‘ruhban meddahı eyyamcılar’’ değildir!

Çıplak uyarıyı iman ve onur borcu bilen bir insan sıfatıyla şunu da söylemek borcundayım: Ümitsiz olmayın ama, acılara ve ıstıraplara hazır olun! Ve ölümsüz ümitlerin kitabındaki şu sözle dua edin: ‘‘İçimizdeki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi helak mı edeceksin Allah'ım?’’ (Kuran, Araf, 155)













X