Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Geliyor geliyor cuma günü geliyor!

<B>SEVGİLİ </B>okuyucularım, önümüzdeki cuma günü <B>1 Nisan.</B> Bu tarihi aklınızda iyi tutun... Çünkü o gün Yeni <B>Türk Ceza Kanunu </B>yürürlüğe girecek.

Gazetelerde okuduğunuz, televizyonlarda izlediğiniz pek çok haber ve yorumu artık izlemeniz mümkün olmayacak.

Köşe yazılarında iktidar partisini ve hükümeti yağlayıp yıkayanlar, ‘O bana dedi ki-ben ona dedim ki’ muhabbeti yapanlar, suya sabuna dokunmadan yazı yazanlar, köşesinde sevgilisini, gittiği lüks restoranlarda tıkındıklarını anlatanlar yine rahat olacak. Onları ilgilendiren bir şey yok.

Ama eleştirenler, belge açıklayanlar, pisliğin, yolsuzluğun, hortumun üzerine gidenler, bunları haber veya köşe yazısı olarak yazmadan önce birkaç kez düşünmek zorunda kalacak.

Yazılarımız belki biraz daha farklı, hatta ürkek olacak...

Çünkü bu yasa ile birlikte basına yeni yasaklar, sansür ve çok ağır hapis cezaları geliyor.

İşin şakası yok. Bu yasa pek çok muhabiri, yorumcuyu ve köşe yazarını cezaevlerine gönderecek.

Bir yıl, üç yıl, on yıl!..

* * *

Bu yasa hazırlanırken medya tepki vermedi, karşı çıkmadı. Hepimiz hatalıyız. Ne zaman ki yumurta kapımıza dayandı, hep birlikte ayıldık ama iş işten geçmiş oldu.

Yasanın pek çok maddesi zaten eksik, bozuk, çelişkili, anlaşılır gibi değil. Ama özellikle basın suçları abartılmış, olmayan şeyler için ağır hapis cezaları getirilmiş. Belli ki basına karşı tavır var.

Peki biz şimdi ne yapacağız?

Ben bir gazete yöneticisi olsaydım, 1 Nisan gününden başlayarak hiç değilse birkaç gün birinci sayfamda belli yerleri boş -bembeyaz- bırakıp bu durumu protesto ederdim.

Televizyon yöneticisi olsaydım, örneğin belli haber saatlerinde haber vermezdim.

Spiker veya sunucu ekrana çıkar, bu yasadan söz eder ve haber bültenini o anda kapatırdı.

Toplumsal tepki böyle oluşur.

* * *

Şimdi hemen hemen bütün medya kuruluşlarında avukatlarımız ve hukukçular, gazeteci ve yönetici arkadaşlara bu yasayla ilgili brifingler veriyor.

‘Aman şunu yazmayın, aman şu konuda çok dikkatli olun... O konuları hiç yazamayacaksınız... Öyle yazarsanız suç olur, böyle yazarsanız belki kurtulursunuz...’

Fakat hukukçular arasında bile pek çok görüş ayrılığı çıkıyor... Çünkü yasanın ne demek istediği anlaşılmıyor.

Yaklaşık 30 ayrı madde basına HAPİS cezası öngörüyor! Hemen her maddede ‘Bu suç basın yoluyla işlenirse hapis cezası yarı oranında artırılır’ hükmü yer alıyor.

Sevgili okuyucularım, işin ucunda 10 yıla kadar hapis var!

* * *

Dün Haftalık Dergisi’nden aradılar. Gazeteciler arasında anket yapıyorlarmış, bana da sordular:

‘Eğer içeri girerseniz, orada hangi gazetecilerle birlikte olmak istersiniz?’

Koğuşlarda kapkaççılar, gaspçılar, hırsızlar, hortumcular, vurguncular, kalpazanlar, tırnakçılar, dızdızcılar, söğüşçüler, yankesiciler, kaçakçılar, dolandırıcılar, hayali ihracatçılar! Seç seç al!

Ama gazetecileri sordular. İşi gırgıra vurmaktan başka çare yok! Ben de üç gazeteci arkadaşın ismini verdim. Mustafa Balbay, bizim Yaşar Sökmensüer ve Nurettin Kurt’la olmak istediğimi söyledim. Sonra ekledim:

‘Ama öteki gazeteciler, hatta en büyük karşıtlarım bile olabilir. Hepimiz benzer nedenlerle girmiş olacağımızdan, koğuşta iyi anlaşırız!’

AB
ye aday (!) Türkiye’de biz gazetecilerin aramızda konuştuğumuz konulara ve başımıza gelenlere (ya da geleceklere) bakın!

* * *

Bu konu son derece ciddi ve rahatsızlık verici. Talebimi yineliyorum:

1 Nisan öncesinde ve sonrasında görsel ve yazılı medya kuruluşları, yöneticileri, yazarları ve muhabirleri bu yasaya tepkilerini net, açık, kesin ve milyonlarca insanımızın anlayacağı yöntemlerle dile getirmeli.

Bu tepkiler ekranlara ve sayfalara yansımalı.

Medyanın merkezi İstanbul. Bütün yöneticiler bir araya gelsin ve ne yapılacağına karar versin. Binlerce basın çalışanı bunu bekliyor ve bekleyecek.

Bu işin şakası kalmadı. Sonra vakit çok geç olur. Son pişmanlık fayda vermez.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI