"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Gelin biraz psikiyatrlık yapalım

<B>BENİ </B>hayrete düşüren, Rum tarafından çıkan <B>‘Hayır’</B> oyunun yüzde 75’i bulması değil.<br><br>Çünkü ben Rum kesiminden hayır çıkacağına emindim.<br><br>Üstelik böyle yüksek bir oranda hayır çıkacağını da bekliyordum.

AMA O RAKAM

O nedenle şaşırmadım.

Ama bu referandumda beni çok şaşırtan bir sonuç var.

Rum tarafında oylamaya katılma oranı.

Rum kesiminin yüzde 96.8’i referandumda oy kullanmış.

Demek ki Rum kesiminde neredeyse kayıtlı her seçmen sandığa gitmiş.

Bütün ülkeleri araştırmadım.

Ama hatırlayabildiğim kadarıyla, bu benim şimdiye kadar bir seçimde veya referandumda gördüğüm en yüksek katılım oranı.

Avrupa ve Amerika’daki herhangi bir demokraside, böyle bir katılım oranına rastlamadım.

Peki bunu neyle açıklayacağız?

Rum kesiminin ’demokrasiye düşkünlüğü ile mi?’

Biraz öyle denilebilir.

Çünkü aynı kültürü paylaşan Yunanistan’da son seçime katılım oranı yüzde 70’ken, Güney Kıbrıs’ta yapılan son cumhurbaşkanlığı seçimine katılım yüzde 90 olmuş.

Ancak bu seçimde yine de bir fark var.

Katılım oranı 7 puan daha yüksek.

Zaten doyum noktasını bile geçmiş katılım oranı, yüzde 100’e yaklaşmış.

Demek ki bu referandumda Rumları, çok daha büyük bir kararlılıkla veya çok daha büyük bir öfkeyle sandık başına götüren bir motif varmış.

NEDİR O DUYGU

İşte ben bu duyguyu merak ediyorum.

O nedenle adım adım Rum halkının bilinçaltındaki katmanlara iniyorum.

Hem Türkler hem de Rumlar ne için sandığa gittiler?

Birlikte yaşayacakları ortak bir devleti kurmak için değil mi?

Öyleyse Rumları bu kadar büyük iştiyak ve arzuyla sandık başına götüren duygu, bu birlikte yaşama sorusuyla ilgili.

Sorumuz şu:

Kayıtlı bütün Rumları sandık başına yönelten duygu hangisiydi?

Birlikte yaşama arzusu mu, yoksa ayrı kalma duygusu mu?

Seçim sonucu yüzde 75 ‘Hayır’ olduğuna göre, sosyolojik olarak bu sorunun cevabı şudur:

Rumlar, Türklerle birlikte yaşamak istemiyorlar.

Evet Papadopoulos ve çevresi istediği kadar ‘Biz Türklerle birlikte yaşamak istiyoruz. Karşı olduğumuz şey Annan Planı’ desin.

Yüzde 96.8’lik katılım oranının ortaya koyduğu gerçek sonuç budur.

Hemen belirteyim.

Bu, sıradan bir insan refleksidir ve temelinde derin bir ırkçılık yatmaktadır.

İSTEMİYORLAR

Rumlar, Türklerle birlikte yaşamak istememektedirler.

Dolayısıyla artık kimsenin bu iki toplumu zorla bir arada yaşatmak gibi bir davranış içinde bulunmaması gerekir.

Bu, böylesine derin bir öfkeyle ‘Hayır’ diyen halka da haksızlıktır.

Cumartesi günü yapılan referandumla Kıbrıs, uluslararası bir mesele olmaktan çıkıp, ‘iki halk arasındaki psikolojik bir sorun’ haline gelmiştir.

Kıbrıs’ın, bütün dünyanın unutmaması gereken çok önemli bir özelliği var.

Kıbrıs, dünyanın kan dökülmeyen, canlı bombaların faaliyette olmadığı bir iki uluslararası sorundan biridir.

Bu ülkede 1974 yılından beri etnik bir savaş yoktur.

Birkaç sınır olayı dışında kan dökülmemiştir.

ŞAHSİYET SINAVI

Oysa bu ülkenin hemen doğusundaki bütün etnik ve siyasi çatışmalarda oluk gibi kan akmaktadır.

Bu ülkenin tek sorunu vardır.

Kuzey Kıbrıs’taki Türk halka karşı uygulanan vicdansız ambargo.

O nedenle uluslararası camianın artık bütün bunları alt alta yazarak bir sonuç çıkarması gerekiyor.

O sonuç da Kuzey Kıbrıs üzerindeki ambargoları kaldırmaktır.

Özellikle Avrupa bunu yapmadığı takdirde, 600 bin Rum’un esiri olduğunu ispat edecektir.

İki adım ötesindeki Bosna sorununun çözümünü bile Amerika’ya ihale eden Avrupa, hiç olmazsa bu olayda şahsiyetini ispat etmelidir.
X