Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Geleyim, baş başa konuşalım

TÜRKİYE’nin bütün can yakıcı sorunlarına karşın, siyasetin sağduyusunu yitirdiğini, çatışma kültürünü en ileri boyuta taşıdığını görüyoruz.

Muhalefet, katıl-katılma, iyi-kötü, yeni-eski, Suriye konusunda bilgi edinmek için TBMM’yi toplamak istiyor, “Hayır” deniyor; öneriler mektubu yolluyor ‘ahlaksızlıktan, Baasçılığa’ uzanan bir çizgide en sert yanıt veriliyor.

Sonuçta muhalefetin yanıt tonu da hiç aşağı kalır tonda olmuyor.

Meclis Başkanı, teröre karşı bir ‘ulusal uzlaşma metnini’ tartışmaya açıyor. Karşılığı, ‘Vay, sen misin bunu yapan; sen kimsin, muhatabın kim’ oluyor.

Üyesi olduğu partisinden, hükümetinden neredeyse ‘muhtıracı’ etiketi yiyor. (Arınç’ın dünkü sözleri de bir düzeltmeye işaret sayılır türden görülemez.)

Yanlış okumanın da bu kadarı

CHP ise neredeyse kendi taleplerini dillendiren Cemil Çiçek’in çıkışını, “Bizim söylediğimiz noktaya geldi” deyip desteklemek yerine, ‘hükümetin bir oyunu’ şüphesiyle baştan ‘kestir at’ kolaycılığına, yanlış okumasına gitti.

Sözcü Haluk Koç, herkesi samimi olmaya çağırırken çok haklıydı, ama amaç üzüm yemek, bağcı dövmek değilse, bunu önce kendimizden başlatmalıyız. Üstelik ne ilginç ki, Çiçek’in metnini “Hükümet mutfağında piştiğini” söyleyen CHP’ye yanıtı, Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç verdi, müstehzi sayılabilecek bir yüz ifadeyle Çiçek’e ‘muhtıra verme’ imasında bulundu.

CHP neden, “Çiçek, önerdiğimiz noktaya geldi, hükümet de eninde sonunda bunu görecek. Gelin bu sorunu bir masa etrafına oturup konuşalım. Mekânı da Meclis olsun” deme yoluna gitmedi, anlaşılır değil.

Çünkü AKP ve CHP’den eleştiri alan Çiçek, o metni TBMM çatısı altında açıkladı, kişisel önerisi olduğunu söylemekle beraber TBMM Başkanı sıfatına da dikkat çekerek, “böyle de görülebileceğini” vurguladı.  ‘TBMM çatısı altındaki siyasi partiler’ ibaresini ayrıca yazarak, tüm partilere “Gelin bu sorunu konuşun, uzlaşın, mutabakat sağlayın” diye seslendi.

Öneri gerçekleşse bu iş nerede olacaktı, tabii ki TBMM’de.

Peki, CHP, Meclis’i toplamak isterken veya ‘TBMM, terör sorununa el koysun’ derken farklı bir öneri mi getiriyordu? Kim buna ‘Hayır’ diyebilir?

Bahçeli’ye diyecekleri

CHP’nin kullanamadığı bu şansın ardından Kürt sorunu ile ilgili girişiminin nereye varacağını kestirmek olası ama yine iyi niyetle bakalım.

CHP, girişiminin önündeki en büyük engeli MHP’nin baştan retçi tutumunda gördüğü için bu partiye yönelik özel bir girişimde bulunacak.

Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli’ye bir mektup yazacağını söyledi. Şimdiki merak, ‘mektubun içeriği’ olduğundan biraz kapı arayalım. Kılıçdaroğlu, o mektubunda CHP’nin girişiminin amaçlarını anlatacak. CHP’nin ülkenin bütünlüğünü her şeyin önünde tuttuğunu belirteceğini söylememize gerek yok ama mektubun asıl hedefi şu olacak:

Kılıçdaroğlu, Bahçeli ile samimi bir yüz yüze görüşme yaparak, meramını daha iyi anlatacağını düşündüğü için bir randevu isteyecek.

Randevuyu, ‘gerekirse yüz yüze yapmayı’ da önerecek, “Sayın Bahçeli, bırak geleyim her şeyi açık açık konuşalım. Ülke hepimizin” demeye getirecek.

Eğer bu randevu verilirse Kılıçdaroğlu sadece Kürt sorununu veya terörü konuşmakla da yetinmeyecek, Suriye’den İran’a dış politika, yerel seçimlerin öne çekilmesinden toplumdaki bölünmüşlüğe kadar her konuyu ele almak, bu sorunlarla ilgili duyarlılıklarını, çözümlerini dillendirmek isteyecek.

Bu buluşmanın gerçekleşmesi dahi, şu sıkıntılı süreçte topluma moral katar.

Yoksa, siyaset kavga ede dursun, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 400 kilometre vatan toprağının PKK kontrolünde olduğunu ileri sürüyor.

 

X