Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gelelim TBMM'nin itibarına...

Yavuz GÖKMEN

Önce 2 Mart 1994 gününü hatırlatmam gerekiyor. O gün TBMM polislerce adeta muhasara altına alınmıştı. TBMM Genel Kurulu'nda DEP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusu görüşülüyordu. TBMM Başkanı da Hüsamettin Cindoruk'tu.

Zamanın başbakanı, bugünün demokrasi Jan Dark'ı Tansu Çiller, Genelkurmay Başkanı'ndan şak diye aldığı emri tak diye yerine getirmek için çırpınıyordu.

TBMM'de bulunan siyasi partiler, ANAP'ı, RP'si, şusu busu, Tansu'nun peşine takılmışlar, kendileri gibi seçilerek oraya gelmiş birtakım milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırarak, polise teslim etmek için kendilerinden geçercesine didiniyorlardı.

Mesut Yılmaz'ın da tavrı Tansu'dan farklı değildi. Koskoca TBMM'nin içinden tek sağduyulu ve erdemli ses çıkıyordu.

Sadece Erdal İnönü, dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı çıkıyor, bunun sakıncalarını sıralıyordu.

İnönü'nün o gün yaptığı konuşma tarihi niteliktedir.

* * *

Dokunulmazlıkları kaldırılmak istenen milletvekilleri, ne hırsız, ne uğursuzdular.

Ne devlet malını peşkeş çekmişler, ne de Hazine'yi soymuşlardı.

Benim bildiğim kadarıyla büyük şirketlerle ilişkileri de yoktu. Ahbap çavuş muhabbetlerine girerek, milletin vergilerinin cebellezi edilmesine aracılık da yapmıyorlardı.

Zaten böyle şeylerle suçlanmıyorlardı. Böyle şeyler yapsalardı, belki de hiç suçlanmayacaklardı.

Bunlar, Kürt olduklarını söylüyorlar, Kürtçe konuşma, eğitim hakları istiyorlar, Kürt kimliğinin geliştirilmesi için uğraşıyorlardı.

Kısaca, doğru ya da yanlış, düşüncelerini ifade ettikleri için suçlanıyorlardı. İşi kılıfına uydurmak amacıyla, düşünce değil, terör suçu işledikleri iddia ediliyordu.

Bu konuyu kaşır, dosyaları açarsak, bu milletvekillerinin nasıl suçlanıp mahkûm edildikleri, bizim üzerimize asla çıkmayacak bir leke gibi yapışacaktır.

* * *

Benim derdim, şu anda bu milletvekillerini savunmak değildir. Ben Meclis'in itibarı konusunu tartışıyorum.

Meclis'in itibarı da tek kişinin itibar ve erdemi gibi, salt akçalı konularda sağlanamaz. Siyasal konuda sağlam duran TBMM, akçalı konularda da sağlamdır. İkide bir parti değiştiren, üstelik bu işi baskı altında yapan milletvekillerinden oluşan bir TBMM zaten itibarlı olamaz.

Siz hem, birçok milletvekiline -akçalı konular dahil- şu ya da bu şekilde baskı yaparak parti değiştirtecek, bu yolla hükümet yıkacak ve atanmış hükümet kuracaksınız, hem de TBMM'nin itibarından söz edeceksiniz.

İşte bu olamaz. İtibarlı TBMM için şart olan, TBMM'nin tümünün kendisine saygısıdır. İtibarlı TBMM, kendini siyasal anlamda vurmayan TBMM'dir.

Bu Meclis'in günahı, salt eski başkanı Kalemli değildir.

Bu Meclis, çuvaldızı önce kendisine batırmalıdır.



X