Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gelelim Ruhban Okulu’na

SİZE borcumuz var. Çünkü dün bu sütunda ‘Ruhban Okulu’nun tekrar açılması’ meselesine de değinmeye söz verdik ama yer kalmadığı için erteledik. Şimdi o konuya girelim:

Heybeliada’da bulunan ve 1971’de Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararla kapısına kilit vurulan Ruhban Okulu, bildiğiniz gibi bir süredir -bilenin de bilmeyenin de- Türkiye’nin karşısına çıkardığı bir sorun oldu.

Bilmediğini bilmeyen üstelik de kaba olan bir kısım Avrupalı dostlarımız (!?) lafı evirip çevirip ‘Ruhban Okulu’nu açmazsanız AB’ye üye olmazsınız’ türü tehditlere kadar vardırdılar.

Peki bu okul açılsa ne olur? İstenen nihayet bir okul... Kötü bir şey de değil... Açılsın bitsin deniyor.

İlk bakışta öyle... O kadar ki, her şeyi dümdüz gören Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik geçenlerde ‘Yetkim olsa ben 24 saatte açarım’ diyordu.

Oysa mesele sırf bir okulun açılması ve açılmaması meselesi değil.

Konunun mazisi var. Bir de Cumhuriyet’in temel ilkeleri ile ilgili tarafı...

Mazisi şöyle:

Patrik Maximos V’in yerine 1948 yılında Fener Patriği olan ve 1972’ye kadar bu sıfatı koruyan Athenagoras, o zamanın iktidarı CHP’nin Milli Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğlu’na, ‘Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nu bir üniversite haline getirme’ projesinden söz eder ve izin verilmesini ister. Ancak CHP iktidarı bu isteği sakıncalı görerek reddeder.

Daha sonra iktidara gelen Demokrat Parti döneminde Athenagoras aynı isteği Başbakan Adnan Menderes’e iletir. Menderes Athenagoras’ı kırmak istemez. Ama ‘üniversite kurulması’ iznini vermeyi de gözü tutmaz. Onun yerine Athenagoras’a, ‘Sizin Heybeliada’daki okulunuza yüksekokul statüsü verelim’ der.

Nitekim Menderes’in talimatı üzerine, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu’nun aldığı bir idari kararla, söz konusu okula ‘Yüksekokul’ statüsü verilir. Ve bu durum 1971’e yani Anayasa Mahkemesi’nin kararına kadar böyle devam eder. O sırada çıkarılan ve tüm özel yüksek okulların üniversitelere devredilmesini öngören yasa nedeniyle konu Anayasa Mahkemesi’ne gelir. Mahkeme de aldığı kararda:

‘Demokrasilerde kilit mevkilere gelecek kişilerin siyasal ve dogmatik baskılara açık olan bakanlığa bağlı özel veya resmi yüksekokullarda değil, bilimsel ve idari özerklikleri yasal güvence altında olan üniversitelerde yetiştirilmeleri gerekir. Bu, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin temel ilkesidir. Bu nedenle Heybeliada okulunun açılması Anayasa’ya aykırıdır’ diyerek Heybeliada’daki okulun açılmasının sadece bir özel okul olarak görülemeyeceğini, aslında demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti kavramıyla çatıştığı için mümkün olmadığını vurgular.

Şimdi Sayın Patrik Bartholomeos’un ‘O okul zaten yüksekokul değil ki’ demesi o nedenle yazılı gerçeklere aykırıdır. Ama daha da önemlisi meseleyi ‘Bir yasa çıkartır hallederiz’ diye düşünen -veya sanan- Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve aynı görüşteki kişiler, o nedenle boşuna umutlanmaktadır.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI