Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Geleceğin sanatçıları bu liselerden çıkıyor

    Esra ÜLKAR
    04.05.2017 - 14:53 | Son Güncelleme: 04.05.2017 - 14:54

    Türkiye genelinde 71 ilde toplam 79 güzel sanatlar lisesi var. Peki bu okullara kimler, nasıl girebiliyor? Nasıl bir eğitim veriliyor? Öğrenciler, öğretmenler, mezunlar ve uzmanlar ne diyor? Bütün bu soruların cevabını araştırdık...

    FOTOĞRAFLAR: İBRAHİM YURTBAY

    Bazı binalar vardır, yanından geçerken sizi içeri çeker. Bazen aldığınız bir kokuya kapılırsınız, bazen duyduğunuz bir sese... Kadıköy’deki Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi de bunlardan biri. Onun cazibesi, yanından geçerken kulaklarınıza dolan davetkâr müzik sesi. Kimi zaman bir keman tınısı, kimi zaman piyano ezgisi. Binadan içeri girdiğinizde, hava da güzelse daha bahçede tuvali, fırçasıyla parlak gözleriyle sizi karşılayan öğrenciler de cabası. Onlar, geleceğin sanat dünyasında etkili isimler arasında yer alacaklar. 

    Bunu başarmaları kolay olmamış. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2015-2016 eğitim öğretim istatistiklerine göre Türkiye genelinde 71 ilde 79 güzel sanatlar lisesi bulunuyor ve resim ile müzik alanlarının her birine yılda 30 öğrenciden fazlası alınmıyor. Bu öğrenciler arasında yer alabilmek için yetenek sınavına girilmesi gerekiyor. Bu liselere giriş puanı hesaplanırken, yetenek sınavları yüzde 70 etkili oluyor. Bir de 8’inci sınıfların girdiği Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sonucunda edinilen puanın yüzde 30’u alınıyor. Yetenekli öğrenciler, bu liselere gidebilmek için adayın girmek istediği okulun müdürü ve öğretmenleri, il ya da ilçeden öğretmenler, üniversite öğretim üyelerinden oluşan jüri karşısında ter döküyor.

    Bölümlerin sınavları da farklılık gösteriyor. Örneğin güzel sanatlar lisesi resim bölümünde okumak isteyen bir aday, iki sınava giriyor. Biri görerek çizmeye; diğeri ise hayali sınav olarak adlandırılan, belirlenen bir konuya göre resim çizilmesine dayalı sınav. Müzik sınavında ise bir ses veriliyor ve adaydan onu çıkarması isteniyor. Okulda okumaya hak kazanan resim ve müzik bölümdeki 30’ar öğrenci sanat dolu dört yıla doğru yola çıkıyor. Liselerin tüm birinci sınıflarının programları aşağı yukarı aynı. Çünkü birinci sınıflarda başka okullara geçiş daha kolay olabiliyor. Matematik, Türk dili ve edebiyatı, biyoloji gibi ortak derslerin yanı sıra seçtikleri alanlarda da dersleri oluyor. Sınıf kademesi yükseldikçe ortak dersler azalıyor, alan dersleri artıyor. Örneğin, bir müzik bölümü öğrencisi 9 ve 10’uncu sınıfta haftada 6 saat matematik dersi alırken, 11 ve 12’inci sınıfta hiç matematik dersi görmüyor.

    Piyano çalmak zorunlu
    Peki, eğitim nasıl mı oluyor? Yanıtı almak için, gelin biz yine Türkiye’nin ilk güzel sanatlar lisesi olan İstanbul Kadıköy’deki Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi’ne dönelim. 16 Ekim 1989’da dönemin Milli Eğitim Bakanı Avni Akyol tarafından Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi ismiyle açılan okula girdiğinizde Atatürk ve güzel sanatlar öğrencilerinin yer aldığı bir resim karşılıyor sizi. Giriş katta resim atölyeleri yer alıyor. Resim bölümündeki öğrenciler 10’ar kişilik üç grup halinde ders görüyor. Öğrenciler okula başladıklarında öğretmenler kurayla 10’ar öğrenci seçiyor ve dört yıl boyunca o öğrencilerin aynı öğretmenden ders alıyor. Müzik bölümde ise öğrencinin isteği, yeteneği ve fiziksel özellikleri dikkate alınarak bir enstrüman belirleniyor. Okul açıldığı zaman ilk hafta müzik bölümü başkanları yeni alınan 30 öğrenciyi keman gibi bölümlere dağıtıyor. Her müzik öğrencisi mutlaka piyano çalmak zorunda. Bazıları okula kendi edindikleri enstrümanlarıyla geliyor, bazılarına ise okula geldiklerinde enstrüman veriliyor ve dört yıl boyunca o enstrüman öğrenciye zimmetli oluyor. Önümüzdeki seneden itibaren bağlama da zorunlu ders olacak. Yani öğrenci mezun olduğunda üç enstrümanı çalabiliyor olacak. Okulda 22 müzik öğretmeni var. Her birinin odası bulunuyor. Her odada iki öğrenciye bireysel ders veriyorlar. Sınavları ortak oluyor. Sınav haftasında piyano öğretmenleri toplanıyor, her öğrenci komisyona çalıyor. Sadece kendi öğretmeni değil, komisyon değerlendiriyor.

    Üniversiteye girişte yetenek öncelikli olmalı
    Bu liselerden mezun olan öğrenciler genellikle üniversitelerin özel yetenekle öğrenci alan bölümlerini tercih ediyorlar. Özel yetenekle alan bölümleri seçebilmek için üniversiteye girişin ilk adımı olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı’ndan (YGS) 150 barajını geçmek gerekiyor. Ardından her üniversitenin kendi yaptığı yetenek sınavına giriliyor. Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi’nin 8 yıllık müdürü Recep Tutal, yetenek sınavı puanlarının öncelikli olmasını, bu sınav puanına daha fazla önem verilmesini istediklerini belirterek şunları söylüyor:
    “Önce YGS puanı, sonra yetenek, sonra ortaöğretim başarı puanı değerlendiriliyor. Ne kadar yetenekli olursanız olun, YGS’den çok yüksek puan alamadığınız takdirde üniversite kazanma ihtimali düşüyor. Yetenek sınavı puanlarının öncelikli olmasını, daha fazla önem verilmesini istiyoruz. Bizim öğrencilerimiz doğuştan yetenekli ama üniversite sınavına girerken bu ikinci plana atılıyor. Gelecek yıl YGS’nin yüzde 60’ı, yetenek sınavının yüzde 40’ı etkili olacak gibi bir duyum aldık. Bu istemediğimiz bir durum. Diğer okullarda Türkçe, matematik ne kadar önemliyse, bizde en önemli şey iyi çizim yapmak, enstrümanı en iyi şekilde çalmak. Bir Anadolu lisesi mezunu YGS’den 400, bizimki 250 alsa, yetenek sınavında Anadolu öğrencisi 60, güzel sanatlar öğrencisi 90 kazansa, üniversiteye Anadolu lisesi öğrencisi giriyor. Ne anlamı kalıyor o zaman güzel sanatlarda okumanın, yeteneğin? Diğer adaylar da üniversitelerin yetenek gerektiren bölümlerine girebilsin tabii ama güzel sanatlar lisesi öğrencilerine bir ayrıcalık tanınsın..”

    Üniversiteye yerleşme oranı yüzde 97
    Öğrenciler genelde Mimar Sinan Güzel Sanatlar, Marmara, İstanbul, Hacettepe gibi üniversitelerin güzel sanatlar bölümlerini, müzik ve resim öğretmenliği, grafik tasarım, iç mimarlık, konservatuvarları tercih ediyorlar. Üniversiteden mezun olduklarında ise orkestralarda çalabiliyor, kendi atölyelerini, kurslarını açabiliyorlar.
    Ankara, sanatın kalbinin attığı şehirlerden biri. Dolayısıyla Ankara’daki güzel sanatlar liseleri de sanat dünyasında önemli bir yer tutuyor. Ankara Güzel Sanatlar Lisesi’ne 400’e yakın yakın müracaat olması bunun kanıtı. Müdürü Mücahit Tutar, “400’e yakın müracaat oluyor, içeresinden 30 öğrenci seçiyoruz. Öğrencilerimiz üniversitelerin yetenekle alan bölümlerini tercih ediyor. Eğitim fakültelerine, konservatuvarlara gidiyorlar. Üniversiteye yerleşme oranı yüzde 97 civarında. Üniversiteyi bitirdikten sonra resim, görsel sanatlar ya da resim öğretmeni olarak devam edebiliyorlar. İç mimarlık bölümü tercihleri arasında. Konservatuvar mezunları müzikle ilgili başka alanlara yöneliyor ya da kendilerine atölyeler kuruyor. Bu tür okullara öğrenci yetiştiren kurslar açabiliyorlar” diyor.

    KİMLER BAŞVURABİLİR?
    Güzel sanatlar liselerine 8’inci sınıfı bitiren ortaokul ve imam hatip ortaokulu öğrencileri başvurabiliyor. Ayrıca yapılan yetenek sınavında kontenjanı dolmayan okullara eylül ayının son haftasında yetenek sınavıyla öğrenci alınabiliyor. Bu sınava ortaöğretim kurumlarının 9’uncu sınıfında okuyan öğrenciler de girebiliyor. Başvuracak adaylar yalnızca bir güzel sanatlar lisesine müracaat edebiliyor. Ön kayıt müracaatları okulların kapandığı tarih itibariyle başlıyor ve haziran sonuna kadar devam ediyor.

     

    MEZUNLARI ANLATIYOR

    'İlk güzel sanatlar lisesi mezunlarındanım'
    Burak Kut (Türk pop müziği sanatçısı):
    Güzel sanatlar lisesine girişim benim için bir kırılma anıdır. Ortaokulda müziğe ilgim vardı. Şehremini Lisesi’ne devam ederken ortaokuldaki müzik öğretmenim aradı ve ‘Güzel sanatlar lisesi açılıyor. Sen yeteneklisin, katılmak ister misin?’ dedi. İki yıl liseyi okuduktan sonra, iki yılımı yakıp sınava girdim. Bir boşluktaydım. Güzel sanatlar lisesinin açılması arayışımın cevabı bana mucizevi şekilde gelmiş gibi oldu. Sınava girdim çok heyecan vericiydi. Benim için en şaşırtıcı şey adımı listenin en üstünde görmem oldu. 100 puan aldığımı görünce ‘Benim hayatım müzik olacak, yolum budur’ dedim. Türkiye’nin farklı noktalarından öğrenciler gelmişti, bizim dönemimizde. Örneğin daha önce hayatında hiç enstrüman görmeden piyanoya başlayıp, önceden piyano çalan insanların seviyesini geçen öğrenciler de gördüm. Başarılı müzik eğitimimin başlangıcı orası, bana çok şey kattı. Özel günlerdi. Bu geleneğin devam etmesini isterim.

    Geleceğin sanatçıları bu liselerden çıkıyor

    Tek amacı sanatçı yetiştirmek değil
    Prof. Dr. Gülveli Kaya (Ressam/ Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı):
    Daha ilkokulayken üniversitede sanat okumayı hedefliyordum. Güzel sanatlar liseleri açılıp ondan haber olunca bunun erken bir fırsat olduğunu düşündüm. Ortaokulda bu liselere hazırlanmaya başladım. Liseye girişte çok ciddi bir sınav yapıldı. İyi bir eğitim kadrosu vardı.. 1991’de okulu kazandım. İlk mezunlarındanım. Yozgat’tan Ankara’ya geldim. Mezuniyetimin ardından Hacettepe Üniversitesi Resim Bölümüne gittim, sonrasında Marmara Üniversitesi’ne yatay geçiş yaptım, ardından Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktoramı yaptım. 18 yıldır Yeditepe Üniversitesi’nde çalışıyorum. Liseye 22 kişi girdik biz. Hepsi de bugün iyi yerlerdeler. Çok önemli yerlerde bulunan kişiler, sanatçılar, tasarımcılar, mimarlar, animasyon sanatçıları yetişti.

    Rüya gibi bir dört yıldı
    Görkem Ezgi Yıldırım (Opera sanatçısı-Soprano/Ankara Devlet Opera ve Balesi Solisti):
    Ankara Güzel Sanatlar Lisesi mezunuyum. Viyolonsel çalma isteği beni güzel sanatlar lisesine yönlendirdi. 10-15 gün kadar çok kısa bir sürede sınava hazırlandım ve kazandım. Öncesinde bir enstrüman çalmıyordum, kulağımın iyi olduğunu biliyordum sadece. Viyolonsel odaklı girdim sonra koro dersine başladım. Şan, opera ondan sonra ilgimi çekti. Sonrasında operaya sevdalandım ve konservatuvar sınavlarına hazırlandım. Sınava girdiğim andan mezun olduğum ana kadar güzel sanatlarla ilgili hiç kötü bir şey hatırlamıyorum. Rüya gibi bir dört yıldı. Hocalarımızın yaklaşımı, derslerimiz, eğitimimiz çok iyiydi. Sosyal olarak da güzel vakit geçiriyorduk. Mesleki olarak da temelimin çok iyi atıldığı bir yer. Bugün orada aldığım eğitimin meyvelerini topluyorum. Sadece Ankara Güzel Sanatlar Lisesi için geçerli olduğunu düşünmüyorum. Hem konservatuvar eğitimim boyunca hem profesyonel meslek hayatımda karşılaştığım meslektaşlarım arasında güzel sanatlar lisesi çıkışlı olanların gerçekten farkı olduğunu hep gördüm. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan da birincilikle mezun oldum. 2006 yılından beri Ankara Devlet Opera ve Balesi’ndeyim. Müzik öğretmenliği isteyenler, konservatuvarlara girmek isteyenler bu okulları tercih edebilir.

    UZMANINA SORDUK

    'Her ilde güzel sanatlar lisesi olmalı'
    Filiz Ali (Piyanist ve müzikbilimci):
    Bu liselerden mezun olan bazı öğrenciler konservatuvarlara geliyorlar. Başarılı da oluyorlar. Mesleklerini müzisyen olarak devam ettirenler var, müzik öğretmeni olarak devam ettirenler de çok başarılı. Bu okulların çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu liselerde verilen eğitimin kalitesi hakkında bir bilgim yok. Ancak bu liselerden mezun olanları, çevremde gördüğüm öğrencileri beğeniyorum. Buralardan yetişen gençlerin hem güzel meslek sahibi olduklarını görüyoruz, hem de sanatın diğer dallarında da donanımlı oluyorlar. Keşke sadece lise değil de güzel sanatlar ortaokulları da olsa. Çünkü herhangi bir enstrümanı öğrenmek için lise çağı biraz geç olabiliyor. Ortaokul seviyesinde başlarlarsa çok daha uygun olur diye düşünüyorum. Bu tür sanat okullarına ihtiyacımız var. Her ilde bir güzel sanatlar lisesi olması çok iyi olur. Çünkü her ilde sanata, resme ve müziğe ilgisi olan yeteneği olan gençler var. Bu da en nihayetinde bir meslek edinmek.

    ÖĞRENCİLER ANLATIYOR
    Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri bu liseyi seçiş nedenlerini ve bu liseleri seçmek isteyenlere önerilerini şöyle anlatıyor:

    'Çok çalışmayı göze alsınlar'
    Yasemin Keskin (Müzik bölümü 10’uncu sınıf öğrencisi):
    “Okula severek ve isteyerek girdim. Keman çalıyorum. Bir gün yolda giderken saksafonun sesini duydum ve onu da öğrenmek istedim. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na yarı zamanlı öğrenci olarak kabul edildim. Beş aydır da saksafon çalmaya başladım. Orada da saksafon dersi alıyorum. Bir de zorunlu piyano dersimiz var. Mezun olduğumda üç enstrüman bilerek mezun olmuş olacağım. Lise çok iyi ancak biraz daha ciddiyet olabilir. Dersler çok ciddiye alınmıyor. Bu liseleri tercih etmek isteyenlere önerim çok iyi hazırlansınlar ve çok çalışmayı göze alsınlar.”
    Ablamın arkadaşı sayesinde haberim oldu

    Nisa Özalp (Resim bölümü 10’uncu sınıf öğrencisi):
    “Resim bölümüne isteyerek girdim. Küçüklüğümden beri resim yapıyordum. Şırnak Cizreli’yim. Ablamın İstanbul’da üniversite okuyordu. Liseden onun bir arkadaşı sayesinde haberim oldu. O önermişti çok iyi bir lise diye. Ardından sınavına katıldım ve kazandım. Burası Türkiye’nin ilk ve en iyi güzel sanatlar lisesi. Burada olduğum için çok mutluyum. Model çizimleri yapıyoruz, resim yapıyoruz. Bu bölümü seçmek isteyenlere önerim çok çalışsınlar, kurslara gitsinler, karakalem çalışsınlar. Okuması zevkli aynı zamanda zor bir bölüm, çok fazla çalışma istiyor. Şu an Marmara Üniversitesi’ni hedefliyorum ama daha kesin karar vermedim.”


    İL İL GÜZEL SANATLAR LİSESİ SAYILARI
    İlk olarak 1989’da İstanbul’da açılan güzel sanatlar liseleri, ardından 1990-1991 yılında Ankara, Eskişehir, Bursa, Kütahya ve İzmir’de açıldı. 2008 yılında okul çeşitliliğini azaltmak ve program çeşitliliğini artırmak amacıyla güzel sanatlar liseleri ve spor liseleri birleştirildi. Ancak 18’inci Milli Eğitim Şurası’nda iki farklı disiplin anlayışı olan güzel sanatlar ve spor liselerinin ayrılarak iki farklı okul türü olarak eğitim vermesine dair tavsiye kararı alındı. 2013 yılında alınan kararla güzel sanatlar ve spor liseleri, ‘güzel sanatlar liseleri’ ve ‘spor liseleri’ olmak üzere ikiye ayrıldı. MEB istatistiklerine göre, 2013-2014 eğitim öğretim yılında 71 olan güzel sanatlar lisesi sayısı, 2014-2015’de 73, 2015-2016’da 74, 2016-2017 eğitim öğretim yılı başı itibariyle 79’a çıkarıldı. Türkiye’de 2016-2017 eğitim öğretim yılı başı itibariyle 71 ilde toplam 79 güzel sanatlar lisesi var. Artvin, Ardahan, Bayburt, Bilecik, Gümüşhane, Hakkari, Kilis, Mardin, Tunceli ve Yalova’da ise bu liselerden yok. En çok güzel sanatlar lisesi 4 okul ile İstanbul’da. Ankara, Antalya, Balıkesir, İzmir ve Kırklareli’nde ise ikişer lise bulunuyor.

    MEZUNLARIN MESLEK DAĞILIMLARI
    Güzel sanatlar liseleri mezunlarının hangi meslek dallarına yöneldiğine dair kapsamlı bir araştırma yok. Ancak Başkent Üniversitesi Grafik Tasarımı Programı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serap Buyurgan’ın yaptığı bir araştırmaya göre, 1994-95 ve 1995-96 eğitim öğretim yıllarında Ankara Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü’nden mezun olan 22’şer kişilik iki grubun 6-7 yıl sonraki meslek dağılımları şöyle:
    1994-95 yılında mezun olan öğrencilerin; yüzde 22.5’i akademisyen, yüzde 22.5’i grafiker, yüzde 14.5’i mezun oldukları branşlarda öğretmen, yüzde 9’u iç mimar, yüzde 9’u herhangi bir üniversiteye gitmemiş, yüzde 4.5’i animatör, yüzde 4.5’i kendi atölyesi var (ressam), yüzde 4.5’i yurt dışında yaşıyor. 1995-96 yılında aynı bölümden mezun olanların ise; yüzde 32.5’i öğretmen, yüzde 18’i ressam, yüzde 18’i iç mimar, yüzde 9’u animatör, yüzde 9’u grafiker, yüzde 4.5’i seramiker, yüzde 4.5’i alan dışı branşlarda çalışıyor.

    Bağlama dersi zorunlu oluyor
    Güzel sanatlar liselerinin haftalık ders çizelgesinde seçmeli ders olarak yer alan bağlama, Türk halk müziği alanı seçen öğrenciler için ise 9’uncu sınıflardan itibaren zorunluydu. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan (MEB) alınan bilgiye göre, 2017-2018 eğitim öğretim yılında başlamak üzere bağlama dersi 10’uncu sınıflardan itibaren bütün müzik öğrencileri için zorunlu ders olarak uygulanmaya konulacak. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu düzenlemeye ilişkin gerekçesinde “Alandan gelen talepler ve bağlamanın Türk kültürüne ait bir çalgı aleti olması sebebiyle güzel sanatlar liselerini seçen tüm öğrencilerin kültürümüzün bir parçası olan bağlamayı zorunlu ders olarak görmesi uygun görülmüştür” denildi.
    İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Dr. Adnan Koç, atılan bu adımı olumlu karşıladığını belirterek, şunları söylüyor: “Bağlamanın müfredata alınması olumlu bir gelişme. Çünkü perdeli ve Türk müziğine yardımcı olabilecek lokomotif çalgıların başında bağlama geliyor. Bir mandolin yerine bağlamanın yıllar evvel değişmiş olması gerekiyordu. Ön plana çıkması gereken çalgı oydu. Halk müziğinin iskeletini oluşturan, temel çalgı bağlamadır. Çok geniş bir kapsamı var. Bir orkestranın 10 kişilik çalgı topluluğu varsa bunun 4’ü, 5’i en az bağlama takımı olur. Onun yanında diğer sazlar yer alır. Geç de olsa müfredatta zorunlu olması önemli.“


    SAYILARLA GÜZEL SANATLAR LİSELERİ
    - Güzel Sanatlar Lisesi sayısı: 79
    - Öğrenci Sayısı
    Kadın: 7 bin 550
    Erkek: 5 bin 656
    Toplam: 13 bin 206
    - Öğretmen sayısı
    Kadın: 853
    Erkek: 1 096
    Toplam: 1 949
    - Derslik sayısı: 746

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı