Geleceğin gelini geceliğiyle gelir

Gazeteci dediğin köşe yazarlığına soyunmuşsa gelecekte yaşaması ve oradan haber vermesi gerekir. Bugünü herkes yaşıyor. Bugün ve dünle ilgili herkesin söyleyeceği birşeyler var. Sokaktan on kişi çevir, bugünü yaz de, onu da köşesini hiç zahmetsiz çekip çevirir.

Yok eğer öyle her önüne gelen köşe yazarı olamayacaksa (ki siz bakmayın oluyor diyenlere), dönemedikleri köşeyi kalem oynatmak için kullananların hemen hepsinin birer uzmanlık alanı olmalı. Zaten şu anda da durum üç aşağı, beş yukarı aynen böyle. Zamane köşe yazarlarının kimi siyaset, kimi ekonomi, kimi astroloji, kimi günlük hayat, kimi spor, kimi de karısıyla ilgili uzman. Ve bu sayede, uzmanı oldukları alanlarda geleceği önceden görebilme becerisine sahip olduklarından, kendi konularında çok güzel yazılar yazabilmekteler.

Ancak sürekli yazmak, bir süre sonra can sıkıyor olacak ki, çoğu yazar yolunu şaşırıp uzmanı olmadığı bir alanda harf kombinasyonları yaratma sevdasına düşüyor ve zurna da işte o nokta da fos notu koyuveriyor. Ve gariptir, şeytanın dürttüğü bu gariplerin hemen hepsi İnternet'e sataşıp, bize bulaşmadan edemiyor.

Kardeşim ne lüzum var? Durduk yerde ne bulaşıyorsunuz? Bak biz köşemizden başımızı uzatıp, sizin işinize zırt pırt burnumuzu sokmaya kalkışıyor muyuz? Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu olmamız sayesinde kırk yılda bir siyasetteki, diplomasideki trendlere değiniyoruz hepsi o... İnternet'in büyülü tuzağına son düşenlerden biri de, edebiyatın dozunu fazlaca kaçırmadığı zamanlarda zevkle okuduğum Hadi Uluengin. 10 Kasım tarihli yazısında, ''Bilişim teknolojisi iyi güzel ama, kağıdına dokunamadığım ve mürekkebini soluyamadığım bir gazete asla ve asla gazete olmuyor. Olamaz da'', buyurmuş. Doğru söylemiş, gazete başka, İnternet haber sitesi başka. Hatası, İnternet yayıncılığının ne olduğunu kavrayamamış büyük çoğunluk gibi ikisini aynı kefeye koyup, karşılaştırmaya kalkmasında. Yazıya döktüğü fikir ''Televizyon haber bülteni asla ve asla gazete olmuyor, olamaz da'' demek kadar abes.

Uluengin devam etmiş, ''Ekrandan buz gibi bir şey akıyor, o kadar. Hayatiyetten mahrum! Ölü!'' demiş. Bir kere ona ölü değil, cansız denilir. Bir şeyin ölü olabilmesi için bir zamanlar yaşamış olması gerekir. Dolayısıyla ölü diye bilgisayar ekranına değil, olsa olsa hammaddesi ölü ağaç olan gazeteye denilir.

İnternet'in içine kusmaya yeltenen yazı aynen şöyle devam ediyor, ''Hani bunun tensel ilişkisi? Nerede okşamanın ve koklamanın orgazması?'' Pes vallahi, ölü seviciysen biz ne yapalım? Ölü ağaçla aşk yapmak normalse, İnternet'in gerçekten ipini çekmeli.

11 Eylül faciasıyla kopan ekonomik krizin gazete tirajlarını artırması ve gazetelerin İnternet yatırımlarında kısıntıya gitmesi Hadi Uluengin'i sevindirmiş, ''Sizin anlayacağınız, teknoloji putuna tapınanların pabucunu çabucak dama atmaya yeltendiği makina-kağıt-mürekkep gazetesi tekrar rağbet kazanmış'' diye keyiflenmesine yol açmış. Putuma küfreden putsuz olsa... Koca koca paragraflar boyunca ölü ağaca tapınan yazı, teknoloji putundan bahsediyor.

Hayır Hadi Usta. Bizim tapındığımız put filan yok. Biz teknojinin önümüze sunduğu nimetlerden en iyi nasıl yararlanırız, en iyi nasıl kullanırız, kötü yanlarından nasıl kaçınırız, bunların derdindeyiz. Senin yazdıklarında bir nebze doğruluk payı varsa, günümüz teknolojisinin kısıtlı olanaklarından dolayı var. Evet bugün tüm haberleri, tüm yorumları bilgisayarın hantal ekranından okumak katlanılacak dert değil. Ama elektronik mürekkepli, kağıt ekran da keşfedildi. Üretim maliyetlerinin ucuzlamasıyla birlikte yaşantımıza büyük bir hızla girecek. İşte çok da uzak olmayan o zaman geldiğinde, gazete kavramı gerçekten kökten değişecek.


Kışlık tişört modası


Delinin düşkünü beyaz giyer kış günü devri geride kaldı bu kış etrafı kısa kollular sardı


Bazıları suçu yaz kış sürekli tişört ve göbeği ayazda bırakan düşük belli, salaş cin giyen Britney Spears ve Christina Aguilera'da bulsa da, yeni yetme kız stilinin podyumlardan sokaklara taştığı bir gerçek. Dior gibi klasik tarzın ikonlarının dahi teslim olduğu bu modanın yeni kuşak markası ise Custo. Buluğ çağı modasına uyayım derken, aşırıya kaçıp gülünç duruma kaçmamaya da dikkat edin derim. Kısa kollu tişört tamam ama göbeği açmadan önce bir kere daha düşünün.

http://www.custo-barcelona.com

http://www.dior.com

http://www.lookonline.com

http://www.saksfifthavenue.com

http://www.bloomingdales.com

http://fashion.about.com

http://www.fashionwindows.com

http://www.fashionalley.net



Sizlerden gelen önerileri dikkate alarak, tamamen kendi subjektif değerlendirmelerimle seçtiğim Egzantrik Öncüler Kulübü listesinin ilk üç ismini bu hafta müsaadenizle, yayına başladığı 1995'den beri İnternet'in Türkiye'de yaygınlaşmasını büyük ölçüde hızlandıran bu sayfanın o günlerdeki destekçilerine ayırmak istiyorum:

Ertuğrul Özkök, Cafer Yarkent ve Tezcan Yaramancı.

Diğer iki yeni üye ve Haftanın Egzantrik Öncüsü ise şöyle:

Necdet Atabarut, Orhan Samast.

Haftanın Egzantrik Öncüsü: Polislik dönemi ilgi alanımız dışında, girmeye gerek yok. Ulaştırma Bakanlığı yaptığı dönemde İnternet'e büyük önem verdi. Modern bir anlayışla bakanlık bünyesinde, danışmanlık kurumu vazifesi görmek üzere İnternet Üst Kurulu'nu kurdu. Kurul üyelerini daha çok, İnternet'in Türkiye'deki geri kalmışlığından sorumlu kişilerden seçerek, ileri görüşünü sürdüremedi ancak görev süresi boyunca İnternet'in gelişimine en fazla katkıyı sağlayan bakan olarak tarihe geçti: Necdet Menzir.

Adaylarınızı ve aday gösterme gerekçenizi yurtsan@hurriyet.com.tr adresine bekliyorum.


3. Kuşak Ericsson'un işi


Tüm cep telefonu üreticileri bugünlerde harıl harıl, 3K (3. Kuşak) teknolojisinden olabildiğince yararlanmaya yönelik konsept modeller üretmekle meşgul. Mobil telefonları neredeyse birer masaüstü bilgisayar kadar güçlü kılacak 3K teknolojisine büyük önem veren firmalardan biri de Ericsson. Ericsson'un konsept modelleri iletişim panosu ve 3K cep telefonu birbirlerini tamamlayan iki ayrı cihaz. ''Kol saati telefon'' konseptini bu modellerle bir adım öteye taşıyan Ericsson'un amacı cep telefonunu olabildiğince küçültürken, kablosuz bağlantılı yardımcı araçlarla işlevini genişletmek. Bu konsept modelde kullanılan iletişim panosu, kol saati telefona kablosuz bağlı ve telefonun video ekranı işlevini görmesinin yanı sıra dijital kişisel asistan görevi üstleniyor. Kol saati telefonun MP3 çalar olarak kullanılabildiğini de hatırlatalım...

http://www.ericsson.com.tr

http://www.sonyericssonmobile.com
Yazarın Tüm Yazıları