Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Geleceğimizi 11 yargıcın eline bıraktık...

Anayasa Mahkemesinin 11 yargıcının omuzlarına inanılmaz bir yük var. Politikacılar çözemedikleri sorunları yargıçlara çözdürmek istiyor. Yüksek Mahkeme üyeleri, AKP kapatma davasında hangi kararı verirse versin Türkiye’nin tarihini değiştirecekler…

Çok merak ediyorum, acaba tarihçiler bizim kuşak için neler yazacaklar. Zira ülkemiz, laik-demokratik ilkeler üzerine kurulan Cumhuriyet 85 inci yılına girerken son derece önemli bir yol kavşağına yaklaşıyor.

          

Anayasa Mahkemesinin vereceği Türban ve AKP kapatma kararları Türkiye’yi değiştirecektir. Bundan böyle hiçbir şey aynı olmayacak.

          

Kavramlar değişecek.

          

Ülkenin genel yönetimine yaklaşımlar farklılaşacak.

          

Kapitalin el değiştirme süreci hızlanacak.

          

Türkiye biraz daha dindarlaşacak, biraz daha muhafazakarlaşacak, biraz daha gerginleşecek.

 

Bütün bunlar, Anayasa Mahkemesinin kararıyla birlikte yavaş yavaş gerçekleşecek. Kararlar hangi yönde olursa olsun, yine de bu sonuçlardan kendimizi kurtaramayacağız. Yani, Mahkeme AKP’yi kapatsın veya kapatmasın, Türban konusunda lehte veya aleyhte karar versin, yukarda saydıklarım değişmeyecek.

 

Aslında, Anayasa Mahkemesinin 11 yargıcının omuzlarına inanılmaz bir yük, son derece ağır bir sorumluluk veriyoruz. Çözemediğimiz sorunları onlara çözdürmeye çalışıyoruz. Oysa bizim uzlaşıya varmamız gerekirdi. Baktık ki, işin içinden çıkamayacağız, yolun kolayını seçtik ve topu Yüksek Mahkeme’ye attık.

 

Büyük haksızlık.

 

Ne demek istediğimi biraz daha açayım.

 

    AKP kapandığı taktirde, laik kesim memnun olacak, ancak bu karar AKP’den kurtulmak anlamına gelmeyecek. Zira, oyunu iyi oynadığı taktirde, bu parti başka bir isim altında,hatta başka yöneticilerle dahi olsa geri dönecek. Yine iktidarda kalacak ve yine başta türban olmak üzere, genel dindar yaklaşımını sürdürecek.

 

Böyle bir olasılıkta ne olacak ?

 

Laik kesim yine mahkemelere mi gidecek, yoksa bir uzlaşı mı arayacak ?

 

Yani, Türkiye eskisi gibi olmayacak.

 

Güç dengeleri değişecek, genel yaklaşımlar farklılaşacak.

 

    AKP kapanmadığı taktirde, bu defa cesaretleri artacak. En büyük hataları, önlerinde başka hiçbir engel kalmadığını sanmaları olacak. Bu hatayı işledikleri taktirde- ki Başbakan böyle düşünmediğinin izlenimlerini veriyor- politikalarını daha da hızlandıracaklar. AKP kadrolarının muhafazakarlaştırma çabaları artacak. İşte bu olasılıkta da, ülkedeki kaos artabilecek.

 

Böyle bir hata işlemeseler dahi, yine de Türkiye değişecek. AKP’ nin bugünkü politikaları basit değişiklikler ve sınırlamalarla sürecek.

 

Ülkeyi yöneten güçler el değiştirecek.

 

Dindar anlayış ön plana çıkacak.

 

AKP kesiminin elindeki kapital daha da güçlenecek.

 

İşte Anayasa Mahkemesi Yargıçları alacakları kararların etkileri.

 

Doğrusu onların yerinde olmak istemezdim.

 

Hangi yönde karar verirlerse versinler, kimselere yaranamayacaklar. Her kesimden farklı tepkiler çıkacak. Çeşitli yorumlar yapılacak. Komplo teorileri kurulacak.Ben her birinin namuslu, vicdanı hür insanlar olduklarına, ülkenin çıkarı ve hukukun gereğine göre hareket edeceklerinden eminim.

 

Ancak, daha önce de söylediğim gibi, Yargıçlarımız ne karar verirlerse versinler, bu ülkeyi değiştirecekler. Adeta tarihi gidişin yönünü değiştirecekler.

 

Hem korkutucu, hem de heyecan verici bir dönemeç...

 

Tanrı hepimize kolaylık versin.

                                 

*                                           *                                           *

 

“TÜRKİYE’NİN DOĞAL MÜTTEFİĞİ RUSYA’DIR”

 

Gorbaçov ile Perşembe sabahı kahvaltı ettim. IRU konferansı için Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun davetlisi olarak İstanbul’daydı. Kısıtlı katılımlı sohbette, önceki üç karşılaşmama oranla daha yaşlanmış, ancak aynı netlikteydi. Kimisoruları tarih dersi verir gibi yanıtladı. Kimilerini ise espriyle geçiştirdi.

 

Toplantıdan sonra notlarıma baktım, benim en çok dikkatimi, Türk-Rus ilişkileri hakkında söyledikleri çekmiş.

 

Türkiye ile Rusya’nın ekonomik bir birlik oluşturabileceklerinin altını çizdi. “Türkleri en iyi biz tanırız... Türkiye’ye Rusya’da saygı duyulur” diyerek bizi can damarımızdan yakaladı. “Bırakın Avrupa’yı, bize gelin” diyen Putin gibi konuştu. Rusya’nın artıkekonomik açıdan güçlendiğini özellikle vurguladı ve “Bu durum Türkiye’yi memnun etmeli” dedi.

 

Gorbaçov’un sözleri, bugünkü ortamda çok yankı bulacaktır.

X