"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Geleceği yönetmek isteyen milenyum çocukları

GEÇENLERDE BusinessWeek Dergisi’nde ilginç bir yazı vardı.

Yazı biraz da Bill Clinton’ın milenyum konuşmasına atıfta bulunuyordu.
Clinton’un konuşması daha çok o gündense geleceğe dönük bir ufuk turuydu.
Bir anlamda 2000’lerin ülkelerini, kentlerini, insanlarını tarif ediyordu.
Yani milenyum gençliğini...
Belki çoğumuza uymayan, aykırı gelen, biraz fırlama, çoğu zaman içindeki çocuğu hep yanında taşıyan...
Renkli, hem de gökkuşağının renkleri gibi canlı, capcanlı...
Uçuk, kaçık...
Kendi tarzını yaratan, tutkulu...
Maymun iştahlı; bir gün yeniyi deneyen, ama ertesi gün de başka bir yeniyi arayan...
Ama beklentileri, istekleri, arzuları çok farklı bir milenyum çocuğu ve gençliği...
Clinton, “Brand New Marketing” yani “geleceği beklemek ya da yönetmek” döneminin başladığını anons ediyordu o konuşmasında...
Savaşların bile eskisi gibi olmayacağını; ülkeler kadar kentlerin de yarışacağını söylüyordu.
Clinton dönemi Amerikan’ın birçok açıdan en parlak dönemlerinden biriydi belki de...
¡¡¡
Neden bu konuşma aklıma geldi derseniz...
Geçen hafta 2000 doğumlu, kız kardeşimin oğlu, yeğenim Ediz’le sohbet ederken, beni allak bullak eden bir laf etti.
Ediz, bir milenyum çocuğu...
Biliyorum ki, benden de çevremdeki birçok kişiden de farklı düşünüyor, farklı şeyler hayal ediyor.
Benim gibi bir francofon... Fransızca eğitim alıyor.
Tevfik Fikret İlköğretim Okulu’nda okuyor.
Ben sözelciyim, o matematikçi, fenci...
Bana Çince gibi gelen kimya, fizik; onun için sudoku gibi bir şey... Sudokunun eğlencesini derslerine de uyguluyor.
Neyse...
Ediz’e yeni yıl hediyesini verip yanığından öptükten sonra sanki Clinton’un milenyum konuşmasından bir cümleyi çıkarıp kulağıma fısıldadı. “Dayı... Ben geleceği beklemek değil, yönetmek istiyorum. Örneğin; farklı arabalar dizayn etmek istiyorum. O yüzden farklı bir İzmir istiyorum. Bu arabaları İzmir’de yapmak istiyorum...”
¡¡¡
Ediz, bunları söylerken...
Ben kendimi 10 yaşındayken düşündüm.
Acaba ben, “geleceği beklemek değil yönetmek istiyorum” diye bir cümle kullanabilir miydim?
Ya da yeni bir araba “dizayn etmeyi” hayal edebilir miydim?
Galiba benim gibi 40’ları geçen kuşak için bu milenyum çocuklarının hayallerini de kurmak, yaptıklarını da yapmak çok zordu.
Fark ediyorum ki...
Şartlar uygunsa, olanaklar var ise, imkanlar bu hayalleri gerçekleştirme gücüne sahipse...
İnsanlar doğdukları, büyüdükleri coğrafyada yaşlanmayı da istiyorlar.
Ediz gibi...
Daha 10 yaşında büyük hayaller kurarken, müthiş bir dünyayı kendine göre şekillendirirken, geleceği yönetmeye talipken...
Doğduğu, okuduğu kentte bu rüyayı gerçeğe dönüştürmek istiyor.
Aslında birçok kişi gibi...
¡¡¡
Clinton, ses tonunu biraz değiştirerek, kullandığı sözcüklerin altını çizerek, yüzündeki ifadeyi yumuşatarak yeni dönemi anons etmişti.
“Brand New Marketing...”
Barrack Obama, Amerikan seçimlerinde gençlik depreminin derinlerden gelmeye başladığını bütün rakiplerinden önce hissetti.
Kampanyasında aylarca YouTube asilerine ulaşmaya öncelik verdi ve sonunda stratejisi işe yaramaya başladı. Elbette bunda başkan adayının spekülatif olmayan sakin tavrının da etkisi olduğu kuşkusuz. 46 yaşındaki Illionis senatörünün Iowa önseçimlerinde kazandığı sürpriz zaferde ve New Hampshire’da Hillary Clinton’ı oldukça yakından takip ederek ikinci olmasında yirmili yaşlardaki dövmeli ve piercingli genç güruhun büyük etkisi bulunuyor.
Yani milenyum gençliğinin...
¡¡¡
2011’in ilk günündeyiz.
Tek bir dileğim var.
Türkiye’yi yönetenlerin, İzmir’i yönetenlerin bu milenyum gençliğinin hayallerinin önüne set kurmamaları...
Onların bir uçurtma gibi gökyüzünde gezinmelerini, yere indiklerinde de kurdukları rüyayı gerçekleştirebilecekleri bir ortam yaratmaları...
İzmir’e dönmek için can atan, fırsat kollayan bu gençlere yeni ve daha liberal bir İzmir sunabilmeleri...
Ediz gibi geleceğe yönetmeye talip olanlar için yepyeni bir kentler yaratmaları... Onlar gibi bugünün kısır çekişmelerinden, sorunlarından biraz uzaklaşıp 2020’leri, 2030’ları hatta 2050’leri düşünmeleri...
Çok mu zor...
Değil...
Herkese iyi yıllar...
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI