"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Geçti o günler canım... Geçti

11 Haziran’ı 12 Haziran’a bağlayan gece, dünya Türkiye'ye kilitlendi.

Tarafsız haber aktaran yayın kuruluşu, olayları saatlerce, kesintisiz İstanbul’dan canlı görüntüler vererek ve meydanda bulunan muhabirleriyle bağlantı kurarak aktaran CNN International idi.
Meydanda olmayanlar, doğrudan oradaki vaziyeti nefes almadan izledi.

***

O esnada, gün içinde Gezi’ye müdahale olmayacağını söyleyen Vali Mutlu’nun sözüne güvenerek yerlerinden kımıldamayan ve meydandaki şiddetle ilgileri bulunmayan barışçıl eylemciler, parkta anayasal haklarını kullanmayı sürdürmektelerdi.
Vali’nin “Müdahale olmayacak” demesine, yani devletin sözüne güvenmiş vatandaş, çoluk çocuk, yaşlı genç meydana aktı.
İşten çıkan vatandaş, kendini Taksim’e attı.

***


Ne olduğunu biliyorsunuz. Kendilerini bir kaosun ortasında buldular. 16 günlük sürecin en sert, en acımasız müdahalesi yapıldı.
“Dokunulmayacak” denilen Gezi Parkı biber gazına bulandı.

***

Bu gözler, engelli bir vatandaşa tazyikli su sıkan TOMA gördü.
Kafası kanlar içinde kalmış 20 yaşında bir çocuk gördü.
Tüm dünya, insanları hedef alarak biber gazı kapsülü ateşleyen polisleri gördü.
Canlı yayında.
CNN International’da canlı yayına bağlanarak Christiane Amanpour’un sorularını yanıtlayan Başdanışman, Gezi’ye müdahale olmadığının altını çizerken, o esnada kanalın muhabiri parkın içinde, parka biber gazı bombası atıldığını anlatıyordu.
Gezi’nin içinde, gaz maskesiyle.
Muhabirler yüzlerinde gaz maskesiyle olanları dünyaya aktarırken, Başbakan sözcüsü, alenen yalan söylüyordu.
Yalan, canlı yayında kendi kendine çürüyordu.
Christiane Amanpour, nefes almadan konuşan ve sözünü bitirmek konusunda ısrar eden Kalın’ı “The show’s over” diyerek yayından aldı.

***

Kendi ülkelerinde gazeteciyi ezmeye öyle alışıklar ki...
Alenen yalan söylemeye öyle alışıklar ki...
(Şimdi sorsanız “Amanpour ‘The show’s over’ derken, TMSF’nin Show TV’ye el koymasından bahsediyordu” deseler kimse şaşırmaz.)
Kendilerinin yanında olduğu şüphe götürmeyen yayıncıların programlarına çıkıp/bağlanıp insanların karşılarında eğilip bükülmesine öyle
alışmışlar ki...
“Burada konu BENim. BEN en önemliyim,
BENİM konuşmama izin VERECEKSİN” zihniyeti öyle derinlere işlemiş ki...
Korkutmak, bastırmak, susturmak öyle normal, öyle sıradan ki...
Dünya karşılarında el pençe divan duracak sanıyorlar.
Haberci görevini yaptığında, soru sorduğunda pek şaşırıyorlar.
Bir şey söyleyeyim mi?
Geçti o günler canım.
Geçti.

X