"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Geçmişi unutup bir daha sevemeyecek miyim

Güzin Abla, 25 yaşındayım. Bugüne kadar köşenizi takip eder ve çok beğenirdim, ben de yazmaya karar verdim.

Çevremdekiler hep kendi yaşıtlarım. Duygularımı ve yaşadıklarımı onlara anlatsam, düşüncelerimizin hemen hemen aynı olacağını bildiğimden, sizin gibi bir büyüğümden akıl almak bana daha mantıklı geldi. 7 yıllık yoğun bir beraberlik yaşadım ve ayrıldım. Bu ayrılıkla yıkıldım; büyük acılar çektim. Beni inanılmaz hayal kırıklığına uğrattı, onu bunca sene sonunda gerçekten tanıyamamış olduğumu gördüm. Oysa annem ve babamdan sonra o benim hayatta en güvendiğim insandı.

Şu anda bir genç var her an çevremde... Benimle beraber olmak istiyor, bana çok değer veriyor. Bir dediğim iki olmuyor. Kısacası beni çok sevdiğini düşünüyorum. Ama yine de güvenemiyorum. Ondan hoşlanıyorum ama onu sevebileceğimi hiç sanmıyorum. 7 yıl beni her açıdan aldatan bir insanı nasıl tanıyamadım diye kendi kendimi yiyorum. Ve aynı üzüntüleri, aynı acıları yaşamaktan korkuyorum. Bu korku ve kuşkular yüzünden onu sevsem bile mutlu edemeyeceğimden de endişe ediyorum. Yalvarırım söyleyin bir daha sevemez miyim?

RUMUZ: KIRIK KALP

Güzel kızım, önce şunu bil ki, her ilişkide ilk aylar, elbette karşılıklı anlayış, hoşgörü ve saygının ön planda olduğu dönemlerdir. Her iki taraf da kendini beğendirme çabası içinde, bilinçli ya da bilinçsizce, gerçek kimliğini örterek, daha nazik, daha sevecen, daha düşünceli görünmeye çalışır. Bu evliliklerde bile böyle değil midir? Evliliklerin bu ilk aylarına bu yüzden "cicim ayları" denmez mi? Bu yüzden seni seven ve seninle ilgilenen bu yeni arkadaşının ilerde sana nasıl davranabileceğini asla bilemezsin. Sana acı çektirip çektirmeyeceğini, araya alışkanlık girdikten sonra şimdiki gibi kalıp kalmayacağını sen değil, kendisi bile bilemez. Bu yalnızca bu ilişkin için söz konusu değil tabii, her ilişkide aynı şeyler yaşanır. Her ilişkiye insan iyi niyetle başlar ancak sonunun ne olacağını tahmin etmek çok güç. Zaman içinde, karşılıklı sevgi ve saygının bitmesine, bazen hiç düşünmediğimiz küçük sorunlar, küçük tartışmalar, sürtüşmeler neden olur. Ve bir gün bakarsın sevgi bitivermiş. Yalnız senin için şu 7 yıl süren ilk ilişkin örnek oluşturmamalı. Çünkü sanırım o sırada her ikiniz de çok gençmişsiniz! Elbette o dönemde her ikiniz de tecrübesizliğinizin kurbanı olmuş olabilirsiniz. Özellikle de beraber olduğun o genç bu ilk ilişkisi içinde neyin doğru neyin yanlış olduğunu bile anlayamamıştır. Belki elinde olmadan başkalarına çekilme hissetmiştir. Şimdi sen: "Ya acı çekersem, ya üzülürsem, ya aynı şeyleri yaşarsam" diye bu yaşta kendini sevgiden uzak tutacak değilsin elbette... Hayat biraz da riskler yumağı değil mi? Burada senin yapacağın şey, ilk beraberliğindeki hatalarını göz önüne getirip, aynı hataları yapmamaya çalışmak... Bu ilk gençlik aşkının seni olgunlaştırdığını düşünürsek, bu defa daha aklı başında, daha temkinli davranacağını sanıyorum. Sana hayranlık duyan bu genç de öyledir, umarım... Aşktan kaçılmaz kızım, yüreğinin kapılarını kapatma, yazık olur.

Beni dünyanın en mutlu insanı yapan sevgiliye teşekkür

Sevgili Güzin Abla köşenin takipçisiyim. Özellikle biz gençlere verdiğin nasihatleri çok beğeniyorum. Senden kendim için çok özel bir şey rica ediyorum. Bu yazımı 22 mayıs Perşembe günü yayınlarsan çok sevinirim. Beni ve sevdiğimi çok mutlu edeceksin. Şimdiden teşekkürler.

"Aşkım seni tanıyalı 2 yılı geçti. Birlikte olduğumuz bu 2 yıl boyunca beni dünyanın en mutlu insanı yaptın. Seni tanıdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Bana mutlulukların en güzelini yaşattın. Doğum günün kutlu olsun bir tanem. Bundan sonra tüm özel günlerimizi birlikte geçirmek, birlikte yaşlanmak dileğiyle. Seni seviyorum"

RUMUZ: MUTLULUK DUYGUSU


Böyle birbirlerini gerçek anlamda seven, mutlu gençleri görmek beni de tarifsiz sevinçlere boğuyor. İlişkilerin giderek yüzeyselleştiği, ihanetlerin, sorunların, kavgaların birbirini izlediği günümüzde, böyle tek tük de olsa, insanı umutlandıran sevgilileri görmek çok sevindirici. Ancak köşemin giderek, birbirlerinin Sevgililer Günü’nü, doğum gününü, evlilik yıldönümlerini kutlamak isteyenlerin ilan tahtası haline gelmesinden pek de hoşnut değilim. Yine de seni kırmayıp, sevgiliye seslenişini yayınlıyorum.

Ben de kadın olarak en az erkek kadar önemliyim

Güzin Ablacığım, "Her gün köşenizi okuyorum" dememe gerek yok, aslında büyük bir okuyucu kitlesine sahip olduğunuzu herkes biliyor. Ben size İzmir’den yazıyorum; 31 yaşındayım. Evlenip ayrıldım. Eşime gereken saygıyı sevgiyi, ilgiyi, gösterdim aynı zamanda da çalıştım, ona maddi olarak da destek oldum. Ama kıymetim hiç bilinmedi, o ayrı mesele.

Bir hafta kadar önce köşenizdeki "UYARI" rumuzlu bey, yazısında, ülkemizdeki hanımlar sanki köleymiş misali onları aklı sıra korumaya kalkışmış ama bunu yaparken de övmüş mü, batırmış mı, belli değil. Kadının görevi erkeğini mutlu etmekmiş. Acaba bu beyefendi kendi eşini ne kadar hoş turuyor ya da sevgisini, ilgisini eşine gösterebiliyor mu, onun mutfağa bağımlı, sürekli çocuk doğurmaya mahkum olmadığını biliyor da ona göre mi hareket ediyor? Eşinden ilgi, sevgi beklemek için, bunları kendisi de yapıyor mu? Bence bu hayat şartlarında kimse kimseyi çekmeye mecbur değil. İnsanlar gün içinde işyerinde yeterince stres altında zaten. Kadınların daha fazla ilgiye ve sevgiye ihtiyacı var. Kadınlarımız çalıştığı sürece azmettiği sürece kimseye bağımlı olmadan yaşayabilirler. Taa ki kendini mutlu edecek bir erkeğe rastlayıncaya kadar. Evet beni mutlu edecek bir erkek diyorum; o beni mutlu etmek için uğraşacak. Ben de en az onun kadar önemliyim çünkü. Ancak o zaman sevgiyi de ilgiyi de fazlasıyla görecektir.

RUMUZ: SİBEL

Bu yazı gerçekten oldukça tepki çekti sevgili okurum. Sizinkini yayınlarken, diğerlerinin seslenişini de aktarmış oldum. Erkeklerin hálá kadınları insan olarak kendileriyle eşit görmemeleri çok acı. Bu gidişle görecekleri de yok galiba...

X