Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Geçim sıkıntısı insana neler yaptırıyor

Ekonomik sorunlardan iyice bunalan vatandaş, çektiği geçim sıkıntısından kurtulabilmek için, şeytanın aklına gelmeyecek yollara başvuruyor. Hele bunlardan biri var ki, son derece ilginç. Sözü uzatmadan, bir süre önce yaşanan bu olayı, kısaca anlatalım.

(İ), çok sevdiği erkekle geçtiğimiz 23 Mayıs günü evleniyor. Ancak, yaşam koşullarının ağırlığı, biriken borçların ödenemeyişi, genç çifti ciddi sıkıntılara sokuyor.

‘Ne yapacağız’ diye düşünürken, (İ) nin emekli albay olan babası vefat ediyor. Ölüm olayı onları, maddi ve manevi anlamda iyice sıkıntıya sokuyor. Çünkü, kendilerine, ara sıra emekli aylığından ufak çapta destek olan baba da artık yoktur...

Ekonomik sorunlardan ve ödeyemedikleri borçlardan dolayı iyice bunalan genç çift, sıkıntı içinde kıvranırken bir tanıdıkları;

‘- Size ilginç bir önerim var. Bunu yaparsanız, her ay 1,5 milyar lira geliriniz olur’ diyor. İkisi birden, merakla soruyorlar. O da;

‘- Bir an önce boşanacaksınız. Boşanan kadınlar, babalarının emekli aylığını almaya hak kazanıyorlar. Siz boşanırsınız ama yine birlikte yaşarsınız, her ay da yaklaşık 1,5 milyar TL. emekli aylığı geliriniz olur. Nasıl iyi bir çözüm değil mi?’

Genç çift, şaşkın vaziyette birbirine bakıyor. Sessizliği bozan kadın oluyor;

‘Bu harika bir çözüm. Gider sessizce boşanırız, millet ne bilecek bizim boşandığımızı. Nasıl olsa yine birlikte yaşayacağız.’

ANLAŞMALI BOŞANMA

Hemen gidip, birer avukat buluyorlar. Taraflar arasında beş maddelik bir ‘boşanma protokolü’ hazırlanıyor. 25 Eylül 2003 tarihli bu protokol taraflarca imzalanıyor. Hemen ardından, avukatlar müşterek imzalı boşanma dilekçesi verip, ortak protokolü mahkemeye sunuyorlar.

Davaya bakan İstanbul Ümraniye Asliye Hukuk Hakimliği de, ilk duruşma tarihi olan 14 Ekim 2003’te, tarafların boşanmasına karar veriyor.

Ardından, boşanma ilamı TC Emekli Sandığı’na veriliyor ve kadına, yaklaşık 1,5 milyar lira aylık bağlanıyor.

Kayınpederiyle evlenen gelin

Geçim
sıkıntısı ve işsizlik, insanları ne hallere düşürüyor... İşte bunlardan biri daha:

İşsiz bir koca, çalışmayan eşi ve işsiz kocanın yıllar önce eşini kaybeden babası aynı evde yaşıyorlar. Oldukça yaşlı olan baba, SSK emeklisi ve evin geçimine de ciddi katkıda bulunuyor.

Bir gün baba rahatsızlanıyor. Hemen SSK Hastanesi’ne götürülüyor. Adamcağızın, kanser olduğu ve birkaç ay ömrü kaldığı anlaşılıyor. Oğlu ve gelini perişan vaziyette, bir yandan hastalığa bir yandan da, önemli bir gelir kaynağının kesileceğine üzülüyorlar. Günler geçiyor, yürekleri sızlatan bir çözüm bulunuyor.

Henüz çocukları olmayan karı-koca, anlaşmalı olarak boşanıyorlar. Ardından kadın, eski kayınpederi ile evleniyor. Kaderin garip cilvesi, eski kocası da üvey oğlu oluyor!..

Diyeceksiniz ‘Ne oluyor? Tam olarak anlayamadık’. Açıklayalım; bir süre sonra, yaşlı adam kanser nedeniyle ölecek. Emekli aylığı yeni karısına kalacak. Böylece, ailenin geçimini sağlayan emekli aylığı kurtarılmış olacak...

Kayınpederi ile evleneni ilk kez duyduk ama ölen babasından emekli aylığı alabilmek için boşanan ve boşandığı eşiyle yaşayan onbinlerce kadın olduğu bilinen bir gerçek...

Yıllardır devam eden bu uygulamaya ‘Tamam belki yasalara uygun ama etik değil’ diyeceğinizi tahmin ediyoruz. Haklısınız. Ne diyelim... Bundan da, asıl utanmaları gerekenler utansın!..

İki rahibe

İki
rahibe varmış biri matematikçi, biri mantıklı... Bunlar bir akşam karanlıkta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantıklıya dönerek; ‘Yaklaşık 20 dakikadır bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklaşıyor şu anda aradaki mesafe 50 metre’ der. Bunun üzerine mantıklı rahibe bunun tek mantıklı açıklaması olabileceğini ve adamın kendilerine tecavüz edeceğini ve daha hızlı yürümeleri gerektiğini belirtir. Rahibeler daha hızlı yürümeye başlarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe; ‘Adam da hızlandı ve mesafeyi kapatıyor, şu anda 30 metre arkamızda...’ ‘O zaman mantık olarak koşmamız gerekir.’

Rahibeler koşmaya başlar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe; ‘O da koşuyor ve arayı kapatıyor şu anda mesafe 10 metre...’ ‘O zaman mantık olarak bizi yakalayacak birimiz sağa diğerimiz sola saparak kiliseye ulaşmaya çalışalım en az birimiz kurtulur.’ Ve matematikçi sağa doğru koşmaya mantıklı sola doğru koşmaya başlar. Matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulaşır ve telaş içinde beklemeye başlar. Aradan 40 dakika geçtikten sonra mantıklı rahibe gelir. Matematikçi sorar; ‘Ne oldu ne yaptın?’ ‘Adam beni takip etti artık mesafe üç-beş adım kadar azalmıştı, mantık olarak daha fazla koşmanın anlamı yoktu...’ ‘Eee...’ ‘Mantık olarak ben durdum adam da durdu.’ ‘Sonra...’ ‘Mantık olarak ben eteğimi kaldırdım o da pantolonunu indirdi.’ ‘Peki daha sonra...’ ‘Daha sonra ne olacak eteğini kaldırmış bir rahibe pantolonunu indirmiş bir adamdan daha hızlı koşar...’

Erkek gözüyle kadınlar

Okurlarımızdan
Yakup Aydoğan, erkek gözüyle kadınları aşağıdaki gibi sıralamış.

Kadınlar telefona cevap vermeyi sevmez, uzun uzun çalsa dahi rahatsız olmadan açmayabilirler. Lakin telefonda dünyanın en uzun konuşmalarını yapanlar da yine kadınlardır.

Kadın yatağa yatmadan evvel saçını tarayan tek yaratıktır.

Kestirme yola sapıldığında her kadına bir ‘kaybolacağız’ korkusu gelir.

Kırmızı ışık, kadınlar için, ‘makyaj molası’ işaretidir.

Her kadın vermesi gereken bir-iki kilo olduğunu düşünür.

Kadınlar durup dururken eve bir buket çiçekle gelen kocadan şüphelenir.

Kadınlar tuvaletin kapağını küçük bir hareketle indirmek yerine tuvaletten salona kadar yürür, kocasına söylenir ve tuvalete geri döner.

Erkek konuşurken kadın lafın ortasından konuşmaya dalar ve devam eder. Aynı şeyi erkek yapacak olsa kıyamet kopar.

Düğünlerde kadın kadına dans edenleri görünce kimsenin aklına bir şey gelmez. Erkekler için durum aynı değildir.

Karısının gözucuyla bir başka adama baktığını yakalayabilmiş erkek yoktur. Oysa kadınlar erkeklerini başka kadına baktığı an saniyesinde yakalarlar.

Günün sözü

Ben tek başıma zaten neyi değiştirebilirim ki, diyerek hiçbir şey yapmamak kadar büyük yanlış yoktur.

Edmund Burke
X