« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Geciken yazı

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Yılmaz COŞKUN

Gazetecilik mesleği varolduğundan bu yana, gazeteci ile zaman arasında acımasız bir yarış vardır. Geride kalanın (ki hep biz oluruz) ağır bedeller ödediği bu yarışı kaybetmemek için son yıllarda maç yorumlarını stattan yazdırmaya başladık.

Öyle ki, çoğu zaman devre arasında yazıyı şekillendirip, hakem son düdüğü çalmadan bitirmek zorunda kalıyoruz. Ve bu yüzden imla, ifade, daha da önemlisi mantık hataları yapabiliyoruz.

60 dakikalık performansına bakıp kıyasıya eleştirdiğimiz bir futbolcu son 10 dakikadaki çabasıyla takımını kurtarabiliyor, ya da maçın başında yediği hatalı bir gol yüzünden yerin dibine batırdığımız bir kaleci bitime doğru yaptığı kurtarışlarla oyunun kaderini değiştirebiliyor.

Elbette böylesi yanlışları sayfaya yansımadan giderebiliyoruz ama bu hengame içinde başka şeyler kaçırıyoruz.

Örneğin ben, sezon başından bu yana çok istememe rağmen Altaylı Hüseyin ile Aytekin'e bir türlü, ‘‘Ayağınıza sağlık çocuklar’’ diyemedim. Onlar için düşündüklerimi nedense satırlara dökemedim. Fazlasıyla haketmelerine rağmen, ‘‘Siz bu takımın görünmeyen kahramanlarısınız’’ türünden beş kelimemik küçük bir övgüyü maç yorumunun içine sıkıştıramadım.

Ancak basın tribününde birlikte maç izlediğim pek çok arkadaşım tanıktır ki, doksan dakika boyunca bu çocuklara övgüler yağdırırım. Yukarıdan bakıldığında çarpsan düşecekmiş gibi görünen Hüseyin'in arenada aslanlarla savaşan bir gladyatör kadar yürekli olduğunu söylerim hep. Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi, pek çok futbolcuya nasip olmayan çabukluğu ve top kullanmadaki akılcılığı ile takım içinde ayrı bir yere konulması gerektiğini savunurum. Ellerimle değilse de, kalbimle alkışlarım onu.

Ya Aytekin? Ne ilginçtir, sezon başında izlediğimde dudak bükmüştüm. Donuk kaldığını, yetersiz olduğunu, formayı taşıyamadığını düşünmüştüm. Ama utandırdı beni. Etten-kemikten yapılmış bir dalgakıran çıktı. Altay'ın yıllardır kaçak yapan göbeğini tek başına tıkadı. Rakibin adına bakmaksızın aynı ciddiyetle oynadı ve her maçta üzerine birşeyler koydu. Kendisini general sananlar çimlerin arasında kaybolup giderken, o gerçek bir nefer gibi çarpışıp, her geçen gün daha da büyüdü, devleşti.

Dedim ya, zamanla yarışırken, bu kadarcığını bile yazmayı akıl edemedim. Biraz geç oldu ama, ayağınıza sağlık çocuklar...


Bunları da Beğenebilirsiniz