"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Geceler katran karası geceler

BİRİLERİYLE TANIŞMAK: Gece dışarı çıkmanın (hâlâ) en büyük motivasyonu.

Daha direkt tabiriyle birini bulmak da diyebiliriz buna. Benim gözlemlediğim kadarıyla bu konuda genelde gruptaki arkadaşlardan biri “yetenekli” oluyor.
Diğerleri onun “tanışma” yeteneğinden faydalanıyor.
Ama herkes aynı hedefe yöneldiği için çoğu zaman grup arasında çatışmalar, kavgalar çıkıyor.

ÖZEL GÜNLERİ KUTLAMAK: Doğum gününü ya da bekarlığa vedayı kutlamak artık çok sıradan.
En ufak şey bile kutlama sebebi artık.
Daha doğrusu, dışarı çıkmak için güzel bir bahane.
Özellikle ofiste bütün gün yan yana çalışanlar için.
şöyle bir şey bile iş çıkışı kutlanabiliyor mesela:
Patronla yaptığı ağız dalaşından galip çıkan yöneticinin geçici zaferi...

YALNIZ TAKILMAK: Kabus değil, alışıldı bu duruma.
Tek tük olsa da, yalnız kovboylara (kadın/erkek fark etmiyor) geceleri rastlamak olası.
Aslında kimsenin yalnız takılması mümkün değil gece aleminde.
İlla ki birileriyle bir yerde karşılaşmışsındır, “merhaba” der, iki kelam gevelersin. Yalnızlık bir gece boyu değil yani...

BİR GECEDE ÜÇ-BEŞ MEKAN GEZMEK: Bu tarz takılanların amacı daha çok “orası şöyleydi, burası böyleydi” diye yakın çevreye (bir de twitter’daki takipçilere tabii) haber vermek. Bunu seven/ uygulayan çok...
Eğlenmek filan değil de, bir tür “neler oluyor”u koklamak istiyor bu şekilde insanlar.
Ve doğal olarak ellerinden telefon düşmüyor. Gönüllü ajans gibiler.

MEKAN KAPISINI DEĞİL, ‘PROMOTER’I TANIMAK:
En önemli şey artık. Mekan kapısındaki badigart abiyi tanımanın bir önemi kalmadı.
Ama bir mekanın promoter’ıyla, yani her türlü organizasyonu yapıp insan toplayan kişisiyle arkadaşsanız ya da arkadaş gibiyseniz, her mekana girersiniz.
Ve kısa sürede daha geniş bir çevreniz olur.

Şehir Atlası

BUTİK LUSH’TAKİ HAREKETLENME... Taksim’in butik otellerinden Lush bir türlü çizgisini oturtamadığı alt katındaki yeme-içme mekanı Dada’nın içeriğine bir kez daha format atmış.
Bu kez mekanın dışa açılan küçük avlusunun üstünü tamamen açmışlar ve Berlin’deki mekanların havasını yakalamışlar.
Bence hoş olmuş.
Yetmedi, bir de avludan giriş yapılan ikinci bir mekan daha yaratılmış: Küçük bir kulüp olan S14.
Eski 14’e gönderme yapan bir yer mi yoksa hiç alakası yok mu, belli değil S14’ün. Ama hem bu küçük kulübü hem de avlusu temiz havayla buluşmuş yeni Dada’yı sevdim.
Tek sorun, açılış partisinde eline mikrofonu almış bir çığırtkanın “hadii açılıyoruzzz” gibi gibi bağırarak ortalığı saçma sapan köpürtmesiydi.

AKARETLER’DE ART&DESIGN OLAYI... Akaretler’e yeni biçilen rol belli, güncel sanat merkezi olması.
İşte bugün bu rolün hakkını verecek bir gün tasarlanmış.
Akşamüstü beşte başlayıp gece 10 civarı sona erecek, havalı tabiriyle “Art&Design Day”de olay biraz sanat, biraz bitmeyen kokteyl ambiyansı, biraz dedikodu, biraz yüksek topukluların tıkırtısı eşliğinde gerçekleşecek gibi.
Bu gün kapsamında Galerist’teki Can Sayınlı ve Jorgen Evil Ekvoll’le Rampa’daki Nilbar Güreş sergileri kaçırılmamalı.
Bir de Autoban’daki Vespa PX tasarımı ile yeni mağazasıyla ürün yelpazesini çeşitlendiren Derin Design görülmeli.
X