"Yaşar Sökmensüer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yaşar Sökmensüer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yaşar Sökmensüer

"Gece"lemek

GEÇEN gün bir arkadaşıma, "Gece, gündüzün devamı değildir" deyince hatırladım, Tezer Özlü'yü.

Sonradan baktım, bugün tam 16 yıl olmuş hayata veda edeli.

Adalet Ağaoğlu'nun Bir Düğün Gecesi romanı, kitabın kahramanı Tezel'in cümlesiyle başlar:

"İntihar etmeyeceksek, içelim bari..."

O Tezel, hep bana Tezer gibi gelir.

"Gece"yi, biraz da Tezer Özlü'den öğrendim. Onun kitaplarından okudum, geceleri...

"Çocukluğun Soğuk Geceleri'nden mesela:

"Karanlık bir gecenin geç vaktinde kalkıyorum.

Herkes her geceki uykusunu uyuyor..."

Bu satırları yazarken onun içinden geçeni, "Ya ben?" deyişini hissettim.

* * *

Ölmeden iki yıl önce, 41 yaşındayken yayınlanan "Yaşamın Ucuna Yolculuk" kitabına baktım yeniden:

"Aranızda dolaşmak için giyiniyorum.

Hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için.

Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için.

Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz.

Yazı yazmak istedim, aç kalırsın dediniz.

Aç kalmayı denedim, serum verdiniz.

Delirdim, kafama elektrik verdiniz..."

Bütün bunların dışında yaşadığını da okudum, öğrendim.

"Duvarlar yaşamımızdaki mezarlar mı" diye sorup, kısa ömrü boyunca acıyla, geceyle hemhal olduğunu...

* * *

Kitaplarına yeniden bakarken, bir cümlesi daha geldi geceme:

"İnsan çoğu kez her şeyin son bulduğu duygusuna kapılıyor, oysa yaşamın sonsuzluğunu algılayabilmek için bile yeterli değil bir insan ömrü..."

Yaşamın sonsuzluğu diye bir şey varsa, gecenin sonsuzluğu da var elbette, diye düşündüm.

Geceyi uzun yaşamak ömrü kısaltabilir, ama ya hayatı uzatıyorsa.

Ve gecenin ille de gündüzün devamı olması, "herkesin her geceki uykusunu uyuması" gerekmiyorsa...

* * *

Gece odamda bu satırları yazarken, açık pencerenin tülünü yelkenleyen, Şubat ayına usulca meydan okuyan ılık bir esinti doldu odama.

Pencereden baktım, bahçeyi, toprağı yemyeşil yoncalar sarmış.

Haklıydım...

X