Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Geç gelen adalet seçimleri yeniletmemeli

<B>TÜRKİYE </B>yine bir kaosa itiliyor. Tek nedeni ise <B>‘‘adalet’’</B>. Doğru bir söz var.

‘‘Geç gelen adalet adalet değildir.’’ Türkiye'de sistemin en büyük sıkıntı kaynağı haline gelen adalet yine ‘‘geç’’ kaldı.

Yargıtay'ın DEHAP'la ilgili olarak aldığı karar, Türkiye'yi sıkıntıya sokacak ve bunun tek nedeni Yargıtay'ın geçmişte işini ‘‘iyi’’ yapmamış olması. Yüksek Seçim Kurulu, seçimleri organize eder. Bunu yaparken uygulamaya esas alacağı noktaları da ilgili birimlerden sorarak öğrenir. Yani ‘‘hukuki’’ tanımıyla ‘‘bildirim esasına’’ göre iş yapar. Nüfus bilgilerini Devlet İstatistik Enstitüsü'nden alır.

Mülki yapılanmayı, yani nerede kaç il, kaç ilçe, kaç belde olduğunu İçişleri Bakanlığı'ndan sorar.

Yargıtay'a ise seçime girebilecek partileri sorar. Yargıtay'ın bu soruya yanıt vermesi için yapması gereken siyasi partilerin bildirimleri ile, mulki idare amirlerinin bildirimlerini karşılaştırmaktır.

3 Kasım seçimleri öncesinde Yargıtay Yüksek Seçim Kurulu'na DEHAP'ın 63 ilde örgütlendiğini bildirmişti. Daha sonra bir ara yazıyla bu sayının 52 olduğunu bildirdi.

2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin DEHAP'la ilgili kararından sonra Yargıtay'ın verdiği sayı yine değişti ve bu kez 27'ye düştü.

Çorum'da yapılan ara yerel seçimde ise Yargıtay DEHAP'ın örgütlendiği il sayısını sıfır olarak bildirdi. Ortada ciddi bir tutarsızlık var. Üstelik DEHAP geçtiğimiz 8 Haziran'da Ankara'da büyük kongre yaptı. Bir partinin büyük kongre yapabilmesi için 41 ilde örgütlenmesini tamamlamış olması gerekiyor. YSK, kendisine farklı zamanlarda bildirilen, birbiriyle ilgisiz bunca sayanın karşısında ne yapacağını şaşırmış anlaşılan.

İşin ilginci, Yargıtay'ın son bildirimi, yani DEHAP'ın sadece 27 ilde örgütlendiğine ilişkin bilgi geldiğinde YSK oy pusulalarını bastırıp dağıtmıştı bile.

YSK'nın kusuru, o gün pusulaları toplatıp yeniden bastırmaması. Çünkü 41 ilde örgütlenmeyen bir parti seçime giremiyor. YSK yeni pusula masrafına girmemek için bu şekilde davranmış anlaşılan.

Yargıtay kendi hatasını bir yıllık bir gecikmeyle düzeltti ve topu YSK'ya attı. Şimdi gözler YSK'da.

Bence YSK ‘‘Gidin işinize’’ diyerek seçimin geçerli olduğunu açıklayacak. Yoksa bu durum bir yol olabilir. Her seçim sonrası, benzer muammalar yaşayabiliriz.

Bu mu Kaptan!

GALATASARAY Spor Kulübü Yönetim Kurulu 26 Haziran 1959 günü toplanır. Toplantıda Ahmet Asım Güre, Sadık Giz, Eşfak Aykaç, Muhlis Peykoğlu, Kadri Dağ, Veysi Selimoğlu, Erdoğdu Atlıoğlu ve Mustafa Pekin vardır. Toplantıda tek bir konu görüşülür ve şöyle bir karar alınır:

‘‘Son Fenerbahçe final maçında takımda yer almayan profesyonel futbolcu Turgay Şeren'in durumu ve idare heyetimize tevdi edilmiş 11 adet rapor tetkik ve münakaşa edilerek aşağıdaki kararlar ekseriyetle alınmıştır. Durum gazetelere bildirilecektir. Turgay Şeren'in final maçındaki tarzı hareketi hakkında idare heyetine verilmiş raporların tetkik edilmiş ve netice itibariyle kendisinin belindeki hafif arızaya inzimamen çocuğunun hastalığının verdiği moral düşüklüğü neticesinde mesul şahısların kanaati hilafına maçta oynamaya cesaret edemediği kanısına varılmıştır.

Ancak:

Kendisinin maçtan bir gün evvel kampı izinsiz terk etmesi, takımının böyle hayati bir maça çıkacağı anlarda takım arkadaşlarının yanında bulunmaması ve kendilerini manen takviye etmesi kaptanlık vazifelerinin en tabiilerinden olmasına rağmen bu vazifesini yapmaması.

Maç günü intişan eden Akşam Gazetesi'nde çıkan yazısında henüz takım belli olmadan oynamayacağını ifade etmek suretiyle takım arkadaşlarının maneviyatını evvelden sarsan bir harekette bulunması.

Vazifesinin tamamiyle aksine olarak aynı yazının diğer kısımlarındaki ifadeleriyle yine takım moralini sarsan hareketlerde bulunması hususları göz önünde tutan idare heyeti aşağıdaki kararları ittihaz etmiştir:

Galatasaray profesyonel takım kaptanlık vazifesinin kendisinden alınmasına,

Kaptanlık taksisatının kesilmesine,

Kampı izinsiz terk etmiş olması nedeniyle ilk maaşından 500 TL tevkifine....’’

Sevgili okurlar bunu niye yazıyorum biliyor musunuz?

Kendi ifadesi ile ayda 10 bin dolar karşılığı, bana her fırsatta söven ve benim Galatasaray Spor Kulübü'nden atılmamı öneren, hadi beni bir kenara bırakın Galatasaraylı futbolculara ders vermeye kalkan zatın geçmişi hakkında bir küçük fikir sahibi olun diye.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Bankalardaki devlet güvencesi sözü, devleti küçük düşürmekten öte bir anlam ifade ettiği zaman.
X